Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) Alevi-Bektaşi inancı ve kültürüne ilişkin hazırladığı eğitim modüllerine ortak açıklamayla tepki gösterdi.
Kurumlar, modüllerin kamuoyuna açıklanmasını kaygıyla takip ettiklerini belirtti. Alevi-Bektaşi tarihinin, edebiyatının, müziğinin, ozanlarının, ocaklarının ve dergahlarının eğitim kapsamında ele alınmasının ilk bakışta olumlu görülebileceğini ifade eden kurumlar, asıl tartışmanın Aleviliğin kim tarafından, hangi anlayışla ve hangi yetkiyle anlatılacağı noktasında olduğunu kaydetti.
Alevilik Bir Kültür Başlığından İbaret Değil
Ortak açıklamada, Aleviliğin devlet tarafından yeniden tanımlanacak, biçimlendirilecek ya da müfredatlaştırılacak bir “kültür” başlığı olmadığı belirtildi. Kurumlar, “Alevilik yaşayan bir inançtır” ifadesini kullanarak bu inancın kendi tarihsel hafızasına ve inançsal bütünlüğüne sahip olduğunu vurguladı.
Açıklamada Aleviliğin; yolu, erkanı, ocakları, sürekleri, pir-talip ilişkisi, cemleri, hizmetleri, ikrarı, görgüsü ve rızalığıyla bir bütün oluşturduğu ifade edildi. Bu nedenle Aleviliğin yalnızca “Anadolu irfanı”, “milli kültür”, “toplumsal birlik”, “kardeşlik” ve “değerler eğitimi” başlıkları altında ele alınmasının, onun bir inanç ve yaşam yolu olma niteliğini eksilteceği belirtildi.
1826’daki Yasaklamaya Dikkat Çekildi
Alevi kurumları, günümüzdeki gelişmelerin tarihsel hafızadan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek 1826’da Bektaşiliğin yasaklanmasını ve Bektaşi tekkelerinin kapatılmasını hatırlattı. Açıklamada, o dönemde Alevi-Bektaşi yolunun kendi kurumları, önderleri ve erkanı üzerindeki iradesinin devlet eliyle sınırlandırıldığı ifade edildi.
Kurumlar, bugün farklı bir yöntemle aynı anlayışın yeniden üretilmesinden kaygı duyduklarını bildirdi. Bu çerçevede, devletin Aleviliği tanımlayan ve temsil eden bir konuma yerleşmesinin inanç alanında yeni bir sorun oluşturacağı savunuldu.
“Yol-Erkan Hizmetlisi Olmak Bir Meslek Değildir”
Açıklamada, MEB tarafından “Alevi-Bektaşilikte Yol Erkan” başlığı altında 104 saatlik bir eğitim modülü hazırlanması ve bu eğitimi verecek kişilerin “usta öğretici” olarak görevlendirilmesinin ciddi bir inanç ve temsil sorunu doğurduğu belirtildi.
İnanç hizmetlerinin devlet tarafından verilecek sertifikalarla belirlenemeyeceğini vurgulayan kurumlar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çünkü Yol-Erkan hizmetlisi olmak bir meslek değildir. Mürşidin, pirin, dedenin, ananın, babanın, rehberin ve diğer hizmet sahiplerinin yol içerisindeki konumu devlet tarafından verilecek bir sertifika ile belirlenemez. Bir devlet kurumu tarafından verilen ‘usta öğreticilik belgesi’, bir kişiyi Alevi yolunun inançsal taşıyıcısı yapmaz.”
“Bu Hakkın Öznesi Alevi Toplumudur”
Kurumlar, itirazlarının çocukların ve toplumun Aleviliği öğrenmesine yönelik olmadığının altını çizdi. Alevi toplumunun kendi çocuklarına inancını, tarihini ve kültürünü aktarma hakkını savunduklarını belirten kurumlar, bu hakkın öznesinin Alevi toplumu olduğunu ifade etti.
Açıklamada devletin görevinin Alevilere Alevilik öğretmek olmadığı belirtilerek, “Devletin görevi Alevilere Alevilik öğretmek değil eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve laiklik temelinde herkesin kendi inancını özgürce yaşayabileceği koşulları sağlamaktır” denildi.
“Alevi Toplumu Buna Rızalık Vermez”
Alevi toplumuna ocaklarına, dergahlarına, cemlerine, erkanına ve inanç hafızasına sahip çıkma çağrısı yapan kurumlar, Aleviliğin devletin bürokratik mekanizmalarına bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Ortak açıklamada, “Okullardaki zorunlu din dersleriyle, yıllardır süren inkar ve yok sayma politikalarıyla ortadan kaldıramadığınız Aleviliği, bugün devlet eliyle hazırlanmış müfredatlarla yeniden biçimlendiremezsiniz. Alevi toplumu buna rızalık vermez!” ifadeleri kullanıldı.
Kurumlar açıklamayı, “Alevilik Alevilerin Yolu’dur” sözleriyle sürdürdü. Süreçten kişisel çıkar sağlayanlara da mesaj verilen açıklamada, “Bizim tarafımız bellidir: Rıza lokmasının, hakikatin ve yolun tarafındayız. Aşk olsun rıza lokması ile doyanlara!” denildi.

