Adana Ve Çevresinde Sarsıntılar Sürüyor: Uzmandan 5,8 Büyüklüğüne Kadar Deprem Uyarısı
Adana’nın Saimbeyli ilçesi ve çevresinde art arda meydana gelen 4 ve üzeri büyüklükteki depremler, bölgedeki tektonik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ulvi Can Ünlügenç, Saimbeyli-Feke ile Göksun-Kozan arasındaki koridorun makaslama zonu niteliğinde olduğunu belirterek, bölgede 5 ile 5,8 arasında depremler yaşanabileceğini söyledi.
Adana’nın Saimbeyli ilçesinde dün peş peşe meydana gelen depremler, kent ve çevre illerde hissedildi. İlk sarsıntı saat 14.19’da 4,8 büyüklüğünde gerçekleşirken, bundan 17 dakika sonra saat 14.36’da 4,9 büyüklüğünde ikinci bir deprem yaşandı. Yakın bölgede saat 14.43’te ise merkez üssü Osmaniye’nin Sumbas ilçesi olan 5,2 büyüklüğünde bir sarsıntı meydana geldi.
Sismik hareketlilik günün ilerleyen saatlerinde de devam etti. Aynı gün saat 19.00’da 4,3, saat 20.28’de Saimbeyli merkezli 4,4 büyüklüğünde depremler kaydedildi. Bugün saat 01.51’de meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki sarsıntıyla birlikte bölgede 4 ve üzeri büyüklükteki deprem sayısı 6’ya ulaştı.
Bölge Bilimsel Olarak Ayrıntılı İncelenmeli
Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ulvi Can Ünlügenç, son depremlerin yaşandığı bölgedeki hareketliliği değerlendirdi. Saimbeyli’de sık sık saha çalışmaları yaptıklarını belirten Ünlügenç, yaşanan sarsıntıların yanı sıra iki hafta önce, 21 Eylül’de saat 04.02’de merkez üssü yine Saimbeyli olan 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini hatırlattı.
Adana ve yakın çevresinin çok sayıda tektonik yapının etkisi altında bulunduğunu ifade eden Ünlügenç, bu yapılar arasında Doğu Anadolu Fay Sistemi, Ecemiş Fay Zonu, Sürgü–Çardak Fay Zonu, Savrun, Kozan, İmamoğlu, Karataş-Ceyhan-Osmaniye, Toprakkale ve Yumurtalık faylarını sıraladı.
Ünlügenç, Saimbeyli-Feke ile Göksun–Kozan arasındaki koridorun jeolojik açıdan “makaslama zonu” konumunda olduğunu belirterek, “Bu bölgede 6 Şubat 2023 depremleri ve sonrasında binlerce sarsıntının oluştu ve 5 ve üzeri sarsıntıların halen devam ettiği karmaşık ve bilimsel olarak ayrıntılı incelenmesi gereken bir bölge” dedi.
“5 İle 5,8 Arasında Depremler Beklenebilir”
Bölgenin tektonik açıdan karmaşık ve zayıf bir zon olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ünlügenç, yer kabuğunda biriken potansiyel enerjinin bu tür alanlarda daha kolay açığa çıkabildiğini söyledi. Ünlügenç, “Bu bölge; makaslama zonu ve tektonik yönden kompleks, zayıf bir zon olduğundan yer kabuğunda birikmiş olan potansiyel enerjinin kolaylıkla kinetik enerjiye dönüşebileceği en olağan, en beklenen bölge” ifadelerini kullandı.
Yaşanan sarsıntıların bölge halkına büyük zarar vereceğini düşünmediğini belirten Ünlügenç, küçük ölçekli depremlerle enerjinin zaman zaman açığa çıkmasının daha yararlı olabileceğini dile getirdi. Uzman, “Çünkü çok uzun süre yer kabuğu içerisinde birikmiş olan potansiyel enerjinin birden açığa çıkmasından ziyade küçük salınımlarla açığa çıkması o bölgeyi rahatlatacaktır” dedi.
Son depremlerin ardından bölgedeki sismik faaliyetlerin sürebileceğini kaydeden Ünlügenç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan sonrası için bizim düşüncemiz; bu bölge, bir makaslama zonu olması nedeniyle 5 ve 5.8 arasında depremler üretebilecek bir alandır. Bu büyüklüklerde depremler beklenebilir.”
“Deprem Dirençli Şehirler Oluşturulmalı”
Türkiye’nin konumu nedeniyle deprem bölgesi olduğunu vurgulayan Ünlügenç, yer kabuğunun sürekli hareket ettiğini söyledi. Levhaların birbirini sıkıştırması ve sınırları boyunca hareket etmesi sürdükçe, özellikle zayıf zonlarda depremlerin yaşanabileceğini belirten Ünlügenç, yapılaşmanın yönetmeliklere uygun biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Depreme dirençli şehirlerin oluşturulmasının önemine işaret eden Ünlügenç, gelişmiş ülkelerde 7 ve üzeri büyüklükte depremler meydana geldiğinde insanların binalardan kaçmadığını, kendilerini koruyabilmek için yapılarına girdiklerini söyledi. Ünlügenç, Türkiye’de de bu anlayışın oluşturulması gerektiğini belirtti.