Amed Kitap Fuarında Kürtçe İ̇çerik Ve Oyuncak Eksikliği Dikkat Çekti
Amed’de bu yıl 10’uncusu düzenlenen kitap fuarı, yayınevi ve yurttaş katılımındaki düşüşün yanı sıra Kürtçe kitap, çocuk yayını ve oyuncak eksikliği tartışmalarıyla gündeme geldi. Fuara ilişkin izlenimlerde, Kürt çocuklarının Kürtçe kitap stantlarından uzak tutulduğu ve fuarın Kürtçe kimliğinin yeterince görünür olmadığı vurgulandı.
Bedri Adanır’ın izlenimi
Amed’de 10’uncusu düzenlenen kitap fuarı, geçmiş yıllara göre yayınevleri ve yurttaşların katılımındaki düşüşle dikkat çekiyor. Bu tablonun nedenleri arasında ekonomik darboğaz öne çıksa da kitap okuma oranlarındaki gerilemenin de göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Söz konusu düşüşün, Kürtçe kitap yayımlayan yayınevleri bakımından daha ağır sonuçlar doğurduğu ifade ediliyor.
Ancak fuarın düşündürdükleri yalnızca katılım ve ekonomik sorunlarla sınırlı değil. Amed gibi Kürtçenin ve Kürt kültürünün güçlü biçimde hissedildiği bir kentte düzenlenen kitap fuarına ilişkin beklentiler de tartışmanın önemli bir parçasını oluşturuyor.
Çocuklar Kürtçe Kitap Stantlarından Uzak Tutuluyor
Fuarda, öğretmenleri eşliğinde getirilen Kürt çocuklarının Türkçe kitaplara yönlendirildiği, bazı durumlarda ise Kürt Enstitüsü gibi kurumların stantlarından uzak tutulduğu gözlemleniyor. Amed’deki bir fuarda Kürtçenin ve Kürtçe kitapların belirleyici bir görünürlüğe sahip olması beklenirken, mevcut manzaranın bu beklentiyi karşılamadığı değerlendiriliyor.
Fuarın en görünür ve merkezi bölümlerinde, çoğunluğu İstanbul’dan gelen ve Türkçe kitap yayımlayan yayınevlerinin yer aldığı belirtiliyor. Fuarda Kürtçe anonslar yapılması ve reklam afişlerinde orta büyüklükte “Pêşengeha Pirtûkan” ifadesinin bulunması, Kürtçenin fuarın ruhuna yeterince yansıdığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle fuarda Kürt ve Kürtçe kimliğinin yeterince hissedilmediği görüşü dile getiriliyor.
Bakırhan’ın Kürtçe Konuşma Denemesi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın fuar ziyaretinin ardından gazetecilere Kürtçe konuşma denemesi de izlenimlerin bir başka başlığını oluşturuyor. Söz konusu konuşmanın sosyal medyada çeşitli editlere konu olduğu, Bakırhan’ın anadilini konuşmakta güçlük çektiğinin açık biçimde görüldüğü ifade ediliyor.
Bu durumun kabul edilebilir olmadığı savunulurken, Bakırhan’ın hapishane dönemi de dâhil olmak üzere anadilini akıcı biçimde konuşmak, okumak ve yazmak için fırsatlarının bulunduğu belirtiliyor. Yaşananların yalnızca zamanla açıklanamayacağı, bunun aynı zamanda bir tutarlılık ve kişinin kendisini çelişkiden kurtarma meselesi olduğu ileri sürülüyor.
Kitapların Adresi Ve Fiyat Farkı
Son 5-10 yılda birçok kitap fuarında dikkat çektiği belirtilen bir diğer konu ise Kürt siyasetçi ve yazarların kitaplarının yayınevleri arasındaki dağılımı. Selahattin Demirtaş’tan Zeki Bayhan’a kadar uzanan kalabalık bir Kürt siyasetçi-yazar grubunun kitaplarının aranması gereken adres olan Aram Yayınları’nda bulunamadığı ifade ediliyor.
Bu kitapların, daha çok popülerliği bulunan ve satış potansiyeli yüksek Kürtlerin eserlerini yayımlayan başka yayınevlerinde yer aldığı, üstelik fiyatların Aram Yayınları’ndaki kitaplara kıyasla oldukça yüksek olduğu belirtiliyor. Örnek olarak, Aram Yayınları’nda 100 birim civarında olabilecek bir kitabın başka bir yayınevinde 300 birime satılabildiği aktarılıyor.
Düşünce insanlarının eserlerini yayımlayan yayınevlerinin aynı zamanda bir kimlik taşıdığı hatırlatılarak, herkesin kendi yayıneviyle ve kendi çizgisiyle ilerlemesi gerektiği görüşü dile getiriliyor.
“Kürtçe Oyuncak Yok” Sorusunun Düşündürdükleri
Fuarda öne çıkan en çarpıcı eksikliklerden biri de Kürtçe oyuncakların bulunmaması. “Neden Kürtçe oyuncak yok?” sorusunun ilk kez bu kadar güçlü biçimde hissedildiği belirtilirken, bunun gerçekleştirilmesinin zor olmadığı savunuluyor.
Fuar organizasyonuna çeşitli biçimlerde destek veren Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ile Amed Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda öncülük edip edemeyeceği soruluyor. Kürt köylerindeki çocuklara Kürtçe oyuncaklar dağıtılması fikrinin önemli bir adım olabileceği ifade ediliyor.
Devletin, kayyum atamalarının ardından Kürt kentlerinde Kürtçe hizmet veren kreşlere ve diğer Kürtçe hizmetlere yöneldiği hatırlatılarak, bu alanın taşıdığı öneme dikkat çekiliyor.
Kürt Yayınevlerinin Sorumluluğu
Kürt yayınevlerinin büyük bölümünün fuarda yer aldığı, ancak birkaç yayınevinin fuara katılmadığı belirtiliyor. Kürtçe yayıncılık yapan yayınevlerinin dezavantajlı koşulları bilinse de yalnızca mağduriyet üzerinden kendini anlatmanın ve bu psikolojiyle büyümenin artık mümkün olmadığı savunuluyor.
“Biz Kürtçe kitap basıyoruz, bize destek olunsun” yakınmalarının kamuoyunda karşılığını yitirdiği ifade edilirken, mevcut imkânları değerlendirmek ve yeni imkânlar yaratmak için yapılması gereken çok sayıda iş bulunduğu vurgulanıyor. Fuarda Kürt çocuklarının niteliksiz olduğu düşünülen yayınların önünde kuyruk oluşturması, yalnızca öfkeye değil, “Neyi nasıl yapmalı, neyi eksik veya yanlış yapıyoruz?” sorularına yönelmeyi gerektiriyor.
Bu tablonun Kürt siyaseti açısından da önemli dersler barındırdığı belirtiliyor. Amed’de düzenlenen bir fuarda Kürtçenin damgasının yeterince hissedilememesinin kabul edilebilir olmadığı savunuluyor. Fuarın, basın, yayın ve kültür alanlarında yapılması gerekenleri ortaya koyduğu; sorunu da çözüm başlıklarını da görmek isteyenler için açık biçimde gösterdiği ifade ediliyor.