Arif Ahmet Denizolgun Soruşturmasında Doktorun İ̇fadeleri İ̇ddianameyle Çelişti
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, doktoru Nurettin Demirkol'un savcılık ifadesiyle 155 ihbarı, HTS kayıtları ve tanık anlatımları arasında çelişkiler bulunduğu belirtildi. Demirkol hakkında yalan tanıklık suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, eski ulaştırma bakanlarından Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunduğu belirtildi. Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen "kasten öldürme" soruşturması kapsamında, olay tarihinde yanında bulunan doktoru Nurettin Demirkol'un beyanları mercek altına alındı.
Bir hastanede dahiliye uzmanı olarak çalışan Demirkol'un 26 Ağustos'ta savcılık tarafından "tanık" sıfatıyla ifadesinin alındığı kaydedilen iddianamede, şüphelinin Denizolgun'un özel doktoru olmadığını söylediği aktarıldı. Demirkol, çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu, Denizolgun'un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini beyan etti.
Demirkol ayrıca polisleri kimin aradığını bilmediğini, kendisinin olay yerinden ayrılmasından yaklaşık bir saat sonra ekiplerin geldiğini söyledi. Olay yerine Alihan Kuriş, Ahmet Yum ve Ahmet Gökçen'in gelip gelmediğini hatırlamadığını belirten Demirkol, olay günü Kısıklı'daki ikametinde bulunduğunu ve Adli Tıp Kurumuna kendisinin gittiğini, ancak kimlerin geldiğini hatırlamadığını ifade etti.
155 İhbarındaki Bilgiler Farklı Çıktı
İddianamede, Demirkol'un tanık sıfatıyla verdiği ifadenin ardından HTS ve acil çağrı merkezi kayıtlarının dosyaya gönderildiği, olay günüyle ilgili başka kişilerin de tanık olarak dinlendiği belirtildi. Riva Polis Merkezi Amirliğinin 31 Ağustos tarihli yazısına ekli 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağında ise polisleri arayan kişinin Demirkol olduğunun belirlendiği aktarıldı.
Tutanağa göre Demirkol, kendisini ailenin hekimi olarak tanıttı ve ölümün şüpheli olduğunu bildirdi. Olay yerine ilk giden polis memuru Z.G. de ifadesinde, kendilerini maktulün özel doktoru olarak arayan kişinin ölümü şüpheli değerlendirdiğini söylediğini, adres bilgisinin ardından çiftliğe gittiklerini ve kendilerini doktor olan kişinin karşıladığını anlattı.
Olay yeri inceleme memuru E.T. ise Demirkol'un kendisini Denizolgun'un özel doktoru ve aileden biri olarak tanıttığını söyledi. Olay yerindeki bilirkişi doktor da yanında yaklaşık 1,60 metre boylarında bir avukat bulunduğunu ve Alihan Kuriş'in olay yerine geldiğini beyan etti.
Kan Ve Olay Yerindeki Kişilerle İlgili Çelişkiler
İddianamede, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağına da yer verildi. Buna göre Demirkol, maktulün ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve yastığın ıslandığını söyledi. Bilirkişi doktor ise Denizolgun'un yüzünün kanlı olduğunu ve ağzından hâlâ kan geldiğini belirtti.
İddianamede, HTS kayıtları, tanık beyanları, 155 ihbar çözüm tutanağı, kolluk evrakı, olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağının birlikte değerlendirildiği ifade edildi. Demirkol'un savunmalarının soyut ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı, bu nedenle beyanlarına itibar edilmediği kaydedildi.
Demirkol'un polisleri kimin aradığını bilmediğini söylemesine rağmen aramayı kendisinin yaptığı, 155 tutanağı ve olay yerine giden polis memurunun beyanıyla ortaya konuldu. Şüphelinin özel doktor olmadığını ve ölümü şüpheli görmediğini belirtmesine karşın, hem ihbarda hem de olay yeri görevlilerine kendisini özel doktor olarak tanıttığı ve ölümü şüpheli değerlendirdiği belirtildi.
Şüphelinin olay günü Kısıklı'daki evinde bulunduğu yönündeki beyanıyla HTS kayıtlarının da örtüşmediği aktarıldı. Kısıklı'da baz sinyali bulunmadığı, çiftlikteki ilk telefon sinyalinin 22.15'te alındığı, 155 ihbarının ise 00.30'da yapıldığı kaydedildi. Demirkol'un çiftliğe gittiğinde Denizolgun'u ölü bulduğunu söylemesine rağmen hastaneyle ardışık arama kayıtlarının bulunmasının da çelişki oluşturduğu belirtildi.
Demirkol, çiftlikte yalnızca Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu ifade etti. Ancak olay yeri inceleme raporu, HTS kayıtları ve tanık anlatımlarında Hilmi Tuna Kuriş ile Alihan Kuriş'in de olay yerinde olduklarının belirlendiği aktarıldı. Hilmi Tuna Kuriş'in telefon sinyalinin Demirkol'dan önce çiftlikte bulunduğu ve aralarında ardışık görüşmeler olduğu belirtildi.
Demirkol'un Ahmet Gökçen'in Adli Tıp Kurumunda bulunmadığı yönündeki beyanına karşın HTS kayıtlarının Gökçen'in kurumda olduğunu gösterdiği de iddianamede yer aldı.
İddianamede, "kasten öldürme" soruşturmasında yemin verilerek alınan tanık beyanında gerçeğe aykırı ifadeler kullanıldığı ve eylemin "yalan tanıklık" suçu kapsamında kaldığı değerlendirildi. Demirkol hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame, gönderildiği Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.