Bergama’nın 80 yıllık kahvaltı geleneği sona eriyor: Eşref Amca dükkânına veda ediyor
İzmir’in Bergama ilçesinde 16 yaşında çırak olarak çalışmaya başladığı kahvaltı salonunu yıllarca işleten 96 yaşındaki Eşref Taşkın, dükkânın bulunduğu alanın kamulaştırılması nedeniyle işletmesini kapatmaya hazırlanıyor. Eşref Amca, hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği mekândan ayrılmanın hüznünü yaşıyor.
İzmir’in Bergama ilçesinde, geleneksel kahvaltısıyla tanınan tarihi bir işletme kapanmanın eşiğine geldi. 96 yaşındaki Eşref Taşkın’ın çocuk yaşlarda çalışmaya başladığı ve yıllar içinde adıyla özdeşleşen kahvaltı salonu, dükkânın bulunduğu alanın kamulaştırılması nedeniyle kısa süre içinde kapılarını kapatacak.
Eşref Taşkın, dedesinin Selinos Deresi yakınında açtığı dükkânda 16 yaşında çalışmaya başladı. Kahvaltının bugünkü kadar yaygın olmadığı yıllarda işin başında bulunan Taşkın, 20 yaşına geldiğinde işletmeyi devraldı. Yaklaşık 80 yıldır bölgeye özgü ürünlerle kahvaltı hazırlayan Eşref Amca, sade ve doğal sunum anlayışından hiç vazgeçmedi.
Değişmeyen kahvaltı anlayışıyla tanındı
İşletmenin yıllar boyunca değişmeyen kahvaltı hazırlama ve servis şekli, mekânı Bergama’da ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri haline getirdi. Bal, kaymak, peynir, süt, çay, yumurta ve zeytinden oluşan menü, taze ürünleriyle müşterilerin beğenisini kazandı. Kahvaltı salonu, ilçe dışından gelen ziyaretçileri de ağırladı.
İlerleyen yaşına rağmen dükkânıyla bağını koparmayan Eşref Taşkın, işletmeyi daha sonra oğlu Erkin Taşkın’a devretti. Ancak sevdiği mekâna gelmeyi sürdürdü. Oğluna yardımcı olan ve burada müşterilerle sohbet eden Eşref Amca, yıllarını geçirdiği dükkânda vakit bulmaya devam etti.
Taşkın, işletmeyle ilişkisinin çocukluk yıllarında başladığını belirterek, geçmişte kahvaltının bugünkü gibi yaygın olmadığını anlattı. İlk dönemlerde müşterilere süt ve ekmek verdiklerini söyleyen Taşkın, o yıllarda bu tür kahvaltıların insanlar için lüks sayıldığını ifade etti.
Eşref Taşkın, işletmesindeki anlayışı şu sözlerle anlattı: “Kaliteli malzeme kullanıyoruz. En başta lezzet. Lezzet ve normallik. Karışık bir şey yok. Olduğu gibi doğal.”
“Benim için bir devlet burası”
Küçük bir işletme olmasına rağmen müşterilerin mekânı sahiplendiğini dile getiren Taşkın, kendisine gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti de paylaştı. Yaşı nedeniyle yorulduğunu belirten Eşref Amca, dükkâna artık işletmeci olarak değil, oturup vakit geçirmek için gelmenin kendisi açısından büyük rahatlık olacağını söyledi.
Taşkın, dükkânın hayatındaki yerini anlatırken şu ifadeleri kullandı: “İnsan yaşlandıkça başka şeyler, rahatlık düşünüyor. Geliyorum, burada oturuyorum, vakit geçiriyorum. Dükkanı işletmesem de gelip otursam benim için büyük bir rahatlık. Benim için bir devlet burası. Küçük bir işletme, büyük değil ama ne bileyim, insanlar büyütüyorlar. Herkes beni çok seviyor.”
Müşterilerin kendisini görmek için farklı ülkelerden geldiğini belirten Taşkın, “Ben Picasso muyum? Ben sebep bulamıyorum. Gayet normal görüyorum her şeyi. ‘Senin için geldik.’ diyorlar. Almanya’dan, İtalya’dan, Kafkaslardan gelen var.” diye konuştu.
Dükkan bir iki ay içinde kapanacak
Eşref Taşkın’ın oğlu Erkin Taşkın ise dükkânın bulunduğu alanın kamulaştırıldığını ve işletmeyi kısa süre içinde kapatacaklarını söyledi. Yeni bir işletme açmayı düşünmediklerini belirten Erkin Taşkın, kapanışın bir iki ay içinde gerçekleşeceğini ifade etti.
Babası Eşref Taşkın’ın yaşı nedeniyle bundan sonra yeni bir dükkân açmalarının mümkün olmadığını belirten Erkin Taşkın, “Bir iki ay içinde kapatacağız. Babamın yaşından dolayı bu saatten sonra dükkan açacak değiliz. Biz de pek istemiyoruz. Çünkü zor iş bu işler.” dedi.
Dükkânın aileleri için yalnızca bir iş yeri olmadığını vurgulayan Erkin Taşkın, mekânın geçmişte evlerinin bir bölümü olduğunu anlattı. Zaman içinde yapılan genişletmelerin ardından alanın dükkân olarak kaldığını belirten Taşkın, babasının bütün anılarının burada bulunduğunu söyledi.
Erkin Taşkın, iki büklüm olmasına rağmen babasının dükkâna gelmek istediğini belirterek, “Onun anıları, her şeyi burada. İki büklüm ama gelmek istiyor. Ne yapacağız, getiriyoruz. Şimdi zaten ‘Ben ne yapacağım evde?’ deyip duruyor. Biz de ‘Sen yatağa hapis değilsin, şükret haline.’ diyoruz. Öyle avutuyoruz.” ifadelerini kullandı.