Cezayir Meclisinden Orman Yangınlarına İ̇dam Cezası Adımı
Cezayir’de orman ve tarım arazilerinde kasıtlı yangın çıkaranlara idam cezası verilmesini öngören Ceza Kanunu değişikliği, parlamentonun alt kanadı Ulusal Halk Meclisi’nde kabul edildi. Tasarının yasalaşması halinde, 1993’ten bu yana infaz edilmeyen idam cezasının uygulanabileceği suçların kapsamı genişletilecek.
Cezayir’de orman ve tarım arazilerinde kasıtlı olarak yangın çıkaranlara yönelik cezaların ağırlaştırılmasını öngören Ceza Kanunu değişikliği, parlamentonun alt kanadı olan Ulusal Halk Meclisi’nde kabul edildi. Düzenleme, belirli koşullarda bu suçlar için idam cezası verilmesinin önünü açıyor.
Yasa değişikliği, yaz aylarında ülkede etkili olan ve can kayıplarına neden olan orman yangınlarının ardından gündeme geldi. Ağustos ayının sonlarında meydana gelen yangınlarda 12 kişi hayatını kaybetti, 54 kişi yaralandı.
Orman Ve Tarım Arazilerindeki Yangınlara Ağır Yaptırım
Mecliste kabul edilen tasarıya göre ormanlarda ve tarım arazilerinde kasıtlı şekilde yangın çıkaran kişiler hakkında idam cezası uygulanabilecek. Böylece yangınların yalnızca çevre ve tarım alanlarına verdiği zarara değil, insan hayatına yol açtığı sonuçlara da daha ağır cezalarla karşılık verilmesi hedefleniyor.
Düzenleme, Cezayir’de yaz döneminde yaşanan yangınların ardından hazırlandı. Ağustos ayının sonlarında meydana gelen yangınlarda 12 kişinin yaşamını yitirmesi ve 54 kişinin yaralanması, orman yangınlarına ilişkin cezaların yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Çocuk Kaçırma Suçlarında Da İdam Cezası Öngörülüyor
Ceza Kanunu değişikliği yalnızca orman yangınlarına ilişkin hükümler içermiyor. Tasarıda çocuk kaçırma suçlarına yönelik cezaların da ağırlaştırılması öngörülüyor. Bazı koşullarda çocuk kaçırma fiilinin idam cezasıyla cezalandırılması planlanıyor.
Çocuk kaçırma suçunun işkence, cinsel saldırı veya kötü muameleyle birlikte işlenmesi halinde daha ağır yaptırımlar uygulanması da düzenlemede yer alıyor. Böylece suçun işleniş biçimi ve mağdura yönelik eylemler, uygulanacak cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak.
Devlet Güvenliğine Yönelik Suçlar Da Kapsamda
Tasarının kapsamı, kamu ve özel mülklere yabancı tarafların çıkarına olacak şekilde kasıtlı zarar verilmesine ilişkin cezaları da içeriyor. Vatana ihanet, casusluk ve organize suç kapsamında değerlendirilen bazı eylemler ile kamu güvenliği ve ulusal birliğe yönelik belirli saldırılarda da cezaların ağırlaştırılması öngörülüyor.
Bu düzenlemeyle birlikte idam cezasının uygulanabileceği suçların kapsamının genişletilmesi planlanıyor. Ancak değişikliğin yürürlüğe girebilmesi için parlamentodaki onay sürecinin tamamlanması gerekiyor.
Cezayir’de 1993’ten Bu Yana İnfaz Yapılmıyor
Cezayir’de idam cezası hukuken yürürlükte bulunuyor. Buna karşın ülkede 1993 yılından bu yana idam cezasına ilişkin infaz gerçekleştirilmedi. Mahkemeler bazı davalarda idam kararı verebilse de bu kararların uygulanması uzun süredir askıya alınmış durumda.
Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde, idam cezasının uygulanabileceği suçların sayısı ve kapsamı genişletilmiş olacak. Böylece orman ve tarım arazilerinde kasıtlı yangın çıkarma ile bazı çocuk kaçırma suçları da bu kapsamda değerlendirilebilecek.
Tasarının Yasalaşması İçin İki Aşama Daha Bulunuyor
Ulusal Halk Meclisi’nde kabul edilen Ceza Kanunu değişikliğinin yasalaşması için parlamentonun üst kanadı Millet Konseyi’nin onayı gerekiyor. Tasarının bundan sonraki aşamada Millet Konseyi’nde ele alınması bekleniyor.
Millet Konseyi’nin onay vermesinin ardından düzenleme, Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un imzasına sunulacak. Cumhurbaşkanının onayının ardından tasarının Resmi Gazete’de yayımlanması halinde yürürlüğe girmesi mümkün olacak.
İnsan Hakları Kuruluşlarından Düzenlemeye Tepki
İdam cezasının kapsamının genişletilmesine insan hakları kuruluşlarından tepki geldi. Uluslararası Af Örgütü, düzenlemeyi eleştirerek orman yangınlarıyla mücadelede önleme çalışmalarının ve acil müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Cezayir’de tasarının Millet Konseyi’nde nasıl ele alınacağı ve Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un düzenlemeye ilişkin tutumu, sürecin bundan sonraki aşamaları açısından önem taşıyor.