Gündem

Cihat Yaycı'dan Türkiye-Libya Anlaşması Eleştirilerine Sert Tepki

26 Ekim 2026 15:21

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasını “Türkiye için mümkün olan en kötü sonuç” olarak nitelendiren değerlendirmelere tepki gösterdi. Yaycı, Türkiye’nin kazanımının Yunanistan’ın kaybı üzerinden yorumlanmasını eleştirerek açıklamaların teknik ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savundu.

Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasının onaylanmasına ilişkin Yunanistan’da yayımlanan değerlendirmeler, Türkiye’de yeniden tartışma konusu oldu. Yunan gazetesi Ta Nea’da yer alan ve Türkiye’de kamu görevi yapmış bazı isimlerin görüşlerine dayandırılan açıklamalara, GZT YouTube Harita Programı yorumcusu Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı’dan sert tepki geldi.

Prof. Dr. Cihat Yaycı, anlaşmanın Türkiye’ye sağladığı kazanımların Yunanistan’ın endişeleri üzerinden değerlendirilmesini eleştirdi. Yaycı, Türkiye’nin ekonomik yüz ölçümünü yüzde 25 artırdığını belirttiği anlaşmanın, Türkiye açısından “mümkün olan en kötü sonuç” şeklinde sunulmasının ciddi bir çelişki olduğunu ifade etti.

“Türkiye’nin Kazancı Felaket Gibi Sunuluyor”

Yaycı, değerlendirmesinde Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasının onaylanmasının Türkiye açısından neden olumsuz kabul edildiğini sorguladı. Eski bir ticaret müşavirinin Ta Nea’ya verdiği demeçte bu kazanımı Türkiye için bir felaket gibi göstermesini eleştiren Yaycı, değerlendirmelerin Türkiye’nin değil, Yunanistan’ın kaygıları üzerinden şekillendirildiğini söyledi.

Yunanistan’ın Türkiye’nin denizlerdeki kazanımından rahatsız olmasının anlaşılabilir olduğunu belirten Yaycı, Türkiye’de kamu görevi yapmış kişilerin aynı gelişmeyi Yunanistan’ın endişeleri doğrultusunda yorumlamasının ise düşündürücü olduğunu dile getirdi.

“Ticaret Müşavirliği Deniz Hukuku Uzmanlığı Kazandırmaz”

Açıklamaları yapan isimlerin deniz hukuku ve haritacılık alanlarında akademik ya da teknik yeterliliğe sahip olmadığını savunan Cihat Yaycı, uzmanlık iddiasının dayanaklarının ortaya konulması gerektiğini belirtti.

Yaycı, “Üstelik burada bir uzmanlık meselesi de vardır. Bu ticaret müşavirinin kamuya açık özgeçmişi dış ticaret ve ticaret müşavirliği alanındadır. Selim Kuneralp ise emekli büyükelçidir. Kamuya açık mesleki geçmişlerinde deniz hukuku, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve haritacılık alanlarında uzmanlık eğitimi veya akademik yeterlilik gösterilmemektedir. Akademik bir ünvanları da bilinmemektedir.” ifadelerini kullandı.

Ticaret müşavirliği görevinin deniz hukuku uzmanlığı anlamına gelmediğini belirten Yaycı, büyükelçilik unvanının da deniz yetki alanları konusunda bilimsel otorite belgesi olmadığını söyledi. Yaycı, söz konusu görüşlerin hangi gerekçeyle teknik ve hukuki uzman değerlendirmesi ağırlığında sunulduğunu sorarak, “Ortaya konulan sınırlandırma hesabı, bilimsel yöntem ve harita nerededir?” dedi.

Yunan Basınının Açıklamaları Kullanışlı Bulduğu İddiası

Prof. Dr. Cihat Yaycı, emekli Büyükelçi Selim Kuneralp’in aile geçmişine ve dedesi Ali Kemal’in Milli Mücadele dönemindeki tutumuna da değindi. Yaycı, Ali Kemal’in Milli Mücadele’ye karşı çıktığını, işgalci güçlerle ve Yunanistan’la uzlaşmayı savunduğunu ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine cephe aldığını belirtti.

Ali Kemal’in Türk milletinin tepkisiyle karşılaştığını ve İzmit’te linç edilerek öldürüldüğünü ifade eden Yaycı, bu tarihsel geçmişin açık olduğunu söyledi. Bununla birlikte Kuneralp’in bugünkü açıklamalarından doğan sorumluluğun doğrudan kendisine ait olduğunu vurguladı.

Yaycı, Yunan basınının söz konusu demeçleri Türkiye’nin tezlerine karşı bir araç olarak kullandığını savundu. Türkiye’nin tezlerine karşı ileri sürülen görüşlerin Türk isimlerin sözleriyle desteklendiğini belirten Yaycı, bu kişilerin geçmişte üstlendiği görevlerin de açıklamalara otorite kazandırmak amacıyla kullanıldığını ifade etti.

“Hangi Menfaat Hesabına Dayandığını Milletin Takdirine Bırakıyorum”

Türkiye’nin denizlerdeki kazanımını hedef alan yaklaşımın hangi çıkar hesabına dayandığını kamuoyunun değerlendirmesine bırakan Cihat Yaycı, anlaşmanın Türkiye’nin ekonomik yüz ölçümünü yüzde 25 artırdığını yineledi.

Yaycı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Çünkü Türkiye’nin kazancını, Yunanistan’ın kaybıyla ölçerek felaket ilan etmek; uzmanlık iddiasıyla açıklanabilecek bir tutum değildir. Milli bir duruş kısmını da Türk Milletinin takdirine sunuyorum.”