Gündem

Çocukluk Çağı Obezitesinde Aile Ve Çevre Vurgusu

30 Ekim 2026 20:38

Lokman Hekim Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sarp Üner, çocukluk çağı obezitesiyle mücadelede yalnızca çocukların alışkanlıklarına odaklanılmaması gerektiğini belirterek aile yaşamının ve çevresel koşulların iyileştirilmesi çağrısında bulundu.

Lokman Hekim Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sarp Üner, çocukluk çağında artan obezite ve metabolik sorunlarla mücadelede bireysel alışkanlık değişikliklerinin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Üner, ailelerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve çocuklara sağlıklı bir çevre sunulmasının sürecin önemli parçaları olduğunu ifade etti.

Üniversite tarafından yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Sarp Üner, geçmişte daha çok ileri yaşlarla ilişkilendirilen obezite, insülin direnci ve karaciğer yağlanması gibi sağlık sorunlarının gençlerde daha fazla görülmesinde iki temel etken bulunduğunu belirtti. Üner’e göre gelişen tanı yöntemleri bazı rahatsızlıkların henüz belirti ortaya çıkmadan fark edilmesini sağlarken, değişen yaşam koşulları da bu sorunların görülme sıklığını etkiliyor.

Çocukluk çağı obezitesi ve tip 2 diyabetteki artışın yalnızca erken tanı olanaklarıyla açıklanamayacağını vurgulayan Üner, gebelik döneminden yaşamın ilk iki yılına kadar uzanan sürenin metabolik sağlık açısından kritik olduğunu kaydetti. Anne sağlığı, beslenme düzeni ve çevresel koşulların çocuğun ilerleyen yıllarda karşılaşabileceği hastalık risklerini etkileyebildiğine dikkati çekti.

Bu etkilerin çocuklar için değiştirilemez bir gelecek anlamına gelmediğini belirten Üner, “Risk, anne karnında yazılmış değil. Doğum sonrasında sağlıklı beslenme, hareket, uyku ve temiz bir çevre, bu riskleri önemli ölçüde azaltabilir. Anne sağlığı kadar, doğum sonrası yaşam koşulları da belirleyici.” ifadelerini kullandı.

Şekerli İçecekler Ve İşlenmiş Gıdalar Risk Oluşturuyor

Prof. Dr. Üner, çocukların günlük beslenmesinde şekerli içecekler ile ultra işlenmiş gıdaların daha fazla yer tuttuğunu belirtti. Bu ürünlerin yüksek miktarda tüketilmesinin kilo artışına ve metabolik sorunlara zemin hazırlayabildiğini aktaran Üner, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşta desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Ekran kullanımının da yalnızca geçirilen süre üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Üner, asıl meselenin ekranın çocuğun günlük yaşamında hangi etkinliklerin yerini aldığı olduğunu belirtti. Üner, “Asıl sorun, çocuğun ekrana bakması değil, ekranın çocuğun gününde nelerin yerini aldığı. Ekran süresi uzadıkça hareket, uyku ve arkadaşlarla dışarıda oynama azalıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Düzenli hareketin yanı sıra yeterli uykunun da sağlığın korunmasında önemli rol oynadığını dile getiren Üner, gece geç saatlere kadar devam eden ekran kullanımının uyku düzenini bozabileceğini ve ertesi gün beslenme tercihlerini etkileyebileceğini anlattı.

Çözüm Çocukların Yaşam Çevresini İyileştirmek

Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca irade ya da beslenme tercihleri üzerinden ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Üner; genetik yatkınlık, hormonal etkenler, günlük hareket imkanları ve ailenin yaşam koşullarının da süreçte etkili olduğunu kaydetti.

Her çocuğun sağlıklı gıdaya erişim ve güvenli oyun alanlarından aynı ölçüde yararlanamadığını belirten Üner, “Bugünün çocuğu, hareketsizliğin kolaylaştığı, kalorinin ucuzladığı ve uykunun bozulduğu bir dünyada büyüyor. Çözüm, çocukları suçlamak değil, yaşam çevresini düzeltmek.” ifadelerini kullandı.

Üner, okullarda sağlıklı beslenme seçeneklerinin artırılması, çocukların hareket ve oyun imkanlarının desteklenmesi, mahallelerde güvenli parkların yanı sıra yürüyüş ve bisiklet yollarının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Çocukluk döneminde başlayan obezite ve metabolik sorunların yetişkinlikteki sağlık durumunu da etkileyebildiğini belirten Üner, erken yaşta edinilen sağlıklı alışkanlıkların uzun vadeli risklerin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Bazı metabolik sorunların belirgin şikayet oluşturmadan ilerleyebildiğine dikkati çeken Üner, çocukların büyüme ve gelişim süreçlerinin düzenli sağlık kontrolleriyle izlenmesinin önemini vurguladı.

Ailelere önerilerde bulunan Prof. Dr. Sarp Üner, evde sağlıklı besin seçeneklerinin artırılmasını, yemeklerin mümkün olduğunca ekran kullanılmadan birlikte yenilmesini, günlük hareketin desteklenmesini ve uyku düzeninin korunmasını istedi. Değişimin yalnızca çocuğa yönelik olmaması gerektiğini belirten Üner, “Çocuğunuzu kilosu üzerinden eleştirmeyin, kendi başına diyet yaptırmayın. Değişim çocuğa değil, bütün aileye ait olsun. Bir sorun düşünüyorsanız, çocuk doktoruna ya da diyetisyene danışın.” tavsiyesinde bulundu.