Güncel

Dünya Yaban Hayatındaki Kayıp İ̇çin Alarm Veriyor

25 Ekim 2026 12:36

WWF’nin 2026 Yaşayan Gezegen Raporu, 1970-2022 yılları arasında izlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğünün yüzde 73 azaldığını ortaya koydu. En sert düşüş yüzde 85 ile tatlı su ekosistemlerinde görülürken rapor, doğru ve koordineli adımlarla doğanın toparlanmasının hâlâ mümkün olduğunu bildirdi.

HABER - Mehmet Rumet SOYLU

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) ile Londra Zooloji Derneği tarafından hazırlanan 2026 Yaşayan Gezegen Raporu, küresel ölçekte yaban hayatının karşı karşıya olduğu gerilemeyi verilerle ortaya koydu. Raporda, 1970-2022 yılları arasında 5 bin 790 omurgalı türe ait 35 bin 803 popülasyondaki değişim incelendi.

Çalışmanın sonuçları, biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskının giderek arttığını gösterdi. Söz konusu dönemde izlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğü yüzde 73 geriledi. Kayıpların ekosistemlere göre farklı oranlarda gerçekleştiği belirtilirken, en ağır tablonun tatlı su alanlarında ortaya çıktığı kaydedildi.

En Büyük Gerileme Tatlı Su Ekosistemlerinde

Rapora göre tatlı su ekosistemlerinde yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğü yüzde 85 azaldı. Bu oran kara ekosistemlerinde yüzde 69, deniz ekosistemlerinde ise yüzde 59 olarak belirlendi.

Yaban hayatındaki düşüşün başlıca nedenleri arasında doğal yaşam alanlarının yok edilmesi ve bozulması gösterildi. Bunun yanı sıra doğal kaynakların aşırı kullanımı, iklim değişikliği, kirlilik, istilacı türler ve hastalıklar da türler üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında sıralandı.

Doğa Kaybını Derinleştiren Sistemler

Raporda, yaşanan gerilemenin yalnızca doğrudan çevre sorunlarından kaynaklanmadığına dikkat çekildi. Gıda üretimi, enerji kullanımı ve finans sistemlerinin mevcut işleyişinin de doğa kaybını hızlandırdığı ifade edildi.

Fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin iklim değişikliğini daha da derinleştirdiği vurgulanan raporda, enerji ve üretim alanlarında köklü dönüşümlere ihtiyaç bulunduğu belirtildi. Buna karşılık güneş enerjisinin birçok ülkede yeni elektrik üretim kapasitesi oluşturmak için en düşük maliyetli seçeneklerden biri haline gelmesi, temiz enerjiye geçişi hızlandırabilecek gelişmeler arasında gösterildi.

Bazı Türlerde Toparlanma İşaretleri

Raporda, yaban hayatındaki genel gerilemeye rağmen bazı türlerin yeniden çoğaldığına ilişkin örneklere de yer verildi. Bu gelişmeler, koruma çalışmalarının ve uzun vadeli programların sonuç verebildiğini ortaya koydu.

Kaplan popülasyonunun 2010-2025 yılları arasında yüzde 70’in üzerinde artarak yaklaşık 3 bin 200’den 5 bin 700’e yükseldiği bildirildi. Afrika’nın güneyindeki bazı savan fili popülasyonlarında da artış tespit edildi.

Yeşil deniz kaplumbağaları da olumlu değişim görülen türler arasında yer aldı. Türün 2025 yılında Uluslararası Doğa Koruma Birliğinin (IUCN) Kırmızı Listesi’nde “Tehlikede” kategorisinden “Düşük Riskli” kategorisine geçtiği hatırlatıldı.

Bu örneklerin, uzun vadeli koruma programları, kararlı politikalar ve ortak çalışmalar sayesinde tehdit altındaki türlerin geleceğinde değişim sağlanabileceğini gösterdiği belirtildi.

“Doğanın Toparlanması Hâlâ Mümkün”

WWF Genel Müdürü Dr. Kirsten Schuijt, biyolojik çeşitlilikteki kayıpların kaygı verici boyutlara ulaştığını, ancak bazı türlerde görülen iyileşmenin değişimin mümkün olduğunu kanıtladığını söyledi.

Schuijt, “Kaplan, mavi yüzgeçli orkinos ve yeşil deniz kaplumbağası gibi türlerin, uzun vadeli ve koordineli çalışmalarla olumlu sonuçlar alınabilir. Bu kazanımların kalıcı olması için doğa kaybına yol açan sektörlerin ve sistemlerin de dönüştürülmesi gerekmektedir” dedi.

WWF Doğa Koruma Direktörü Daudi Sumba ise doğa ve iklim konusunda farklı bir geleceğin hâlâ mümkün olduğunu ifade etti. Sumba, 2030 yılına kadar doğa ve iklim alanında iyileşme sağlanabilmesi için ülkelerle farklı sektörlerin birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı.

Gelecek Yıllar Kritik Öneme Sahip

WWF’nin raporu, yaban hayatındaki kaybın boyutunu ortaya koyarken çözümün yalnızca nesli tehlike altındaki türleri korumaktan geçmediğine de işaret etti. Enerji, tarım, doğal kaynakların kullanımı ve finansal kararlar dahil olmak üzere birçok alanda dönüşüm gerektiği belirtildi.

Önümüzdeki yıllarda atılacak adımların ekosistemlerin yanı sıra insanların yaşamını da doğrudan etkileyeceği kaydedildi. Bilimsel veriler doğadaki kaybın ciddiyetini gösterirken, bazı türlerdeki artış doğru adımlarla toparlanmanın mümkün olduğunu ortaya koydu.