Ermenistan Seçimleri Sonrası Ankara Ve Bakü İ̇çin Yeni Dönem
Geçmiş seçimlerde diaspora kuruluşları ve Ermeni Apostolik Kilisesi iç siyasette çok daha etkiliydi. Özellikle Fransa, ABD ve Rusya’daki diaspora ağları Ermenistan siyasetini ciddi biçimde etkileyebiliyordu. 2026 seçimleri ise bu etkinin azaldığını gösterdi. Diaspora çevrelerinin önemli bölümü Paşinyan’a karşı olmasına rağmen seçimin neticesini değiştiremedi. Benzer şekilde kilise çevrelerinin eleştirileri de seçmen davranışı üzerinde belirleyici olmadı. Bu durum Ermenistan toplumunda devlet mer
Ermenistan’da 7 Haziran 2026’da gerçekleştirilen parlamento seçimleri, Karabağ savaşlarının ardından şekillenen yeni bölgesel düzenin toplum tarafından ne ölçüde benimsendiğini ortaya koydu. Oylama, ülkenin Türkiye, Azerbaycan, Rusya ve Batı ile ilişkilerinin hangi yönde ilerleyeceğine dair önemli işaretler verdi.
Ermenistan Merkez Seçim Komisyonu’nun açıkladığı sonuçlara göre seçime katılım yaklaşık yüzde 59 oldu. Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, yüzde 49,8 oyla açık ara birinci sırayı aldı. İşadamı Samvel Karapetyan’ın öncülük ettiği Güçlü Ermenistan İttifakı yüzde 23,3 oyla ikinci olurken, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın liderliğindeki Ermenistan İttifakı yüzde 9,94’te kaldı. Eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’a yakın çevrelerin desteklediği siyasi yapıların performansı ise beklentilerin altında gerçekleşti.
Seçim Gündeminde Yeni Öncelikler
Bu seçimlerin önceki oylamalardan en önemli farkı, Karabağ’ın statüsü, işgal altındaki topraklar ve askerî zafer söylemlerinin kampanyaların merkezinde yer almamasıydı. Tartışmalar ekonomi, güvenlik, dış politika tercihi, sınırların açılması ve Ermenistan’ın gelecekte nasıl bir devlet olacağı başlıklarında yoğunlaştı.
Muhalefet, Paşinyan’ı Karabağ’ın kaybedilmesinden sorumlu tuttu ve Azerbaycan karşısında taviz verdiğini savundu. Ancak Koçaryan ve diğer muhalif liderler dahi Karabağ’ın yeniden silahlı mücadeleyle geri alınabileceğini ileri sürmedi. Bu tablo, Ermenistan siyasetinde önemli bir zihniyet değişimine işaret etti. Tartışmanın odağı artık Karabağ’ın geri alınıp alınamayacağından çok, Karabağ sonrasında ülkenin nasıl ayakta kalacağı sorusuna kaydı.
Paşinyan’ın “Gerçek Ermenistan” Vurgusu
Paşinyan kampanyasını “Gerçek Ermenistan” vizyonu, Azerbaycan’la kalıcı barış ve eski oligarşik düzene karşı “kadifesiz devrim” vaatleri üzerine kurdu. Başbakan, ülkenin geçmişteki “tarihî sınırlarına” dönmesini savunan milliyetçi ve revizyonist talepleri reddederek mevcut resmî sınırları temel alan bir devlet anlayışını öne çıkardı.
Paşinyan, komşularıyla kalıcı barış içinde yaşayan, sınırları netleşmiş ve egemen bir devlet hedefini savundu. Yeni anayasanın kabulünü ise Azerbaycan’la barış anlaşmasını güçlendirmek, Türkiye’yle sınır ticaretini kalıcı hâle getirmek ve eski anayasadaki bağımsızlık bildirgesine yönelik “tarihî iddiaları” temizlemek açısından öncelik olarak gösterdi.
Seçimi “Devrim ile Karşı Devrim” arasında bir kırılma noktası olarak nitelendiren Paşinyan, Robert Koçaryan ve Samvel Karapetyan gibi Rusya yanlısı muhalif figürleri “eski düzenin oligarkları” şeklinde tanımladı. Ermenistan’ın Avrupa Birliği entegrasyonunu ve Batı’yla stratejik ortaklık sürecini öne çıkarırken, Rusya’yla “söz düellosuna girmeyeceklerini” belirterek daha temkinli bir dil kullandı.
Moskova’nın Etkisi Ve Muhalefetin Çizgisi
Koçaryan’ın liderliğindeki Ermenistan İttifakı, Paşinyan’ın müzakere sürecinin ülke çıkarlarına zarar verdiğini savundu ve Türkiye’yle normalleşmeye mesafeli yaklaştı. Azerbaycan’la görüşmelerde daha sert bir tutum çağrısı yapan Koçaryan, yeni bir savaş seçeneğini açıkça savunmaktan kaçındı. Güçlü Ermenistan İttifakı ise ekonomik konuları öne çıkardı; ancak Karapetyan, Rusya’yla ilişkilerin yeniden güçlendirilmesini savunan bir çizgide kaldı.
Seçimler, Rusya’nın Ermenistan’daki etkisinin de sorgulandığını gösterdi. Moskova uzun yıllar ülkenin temel güvenlik sağlayıcısı oldu. Ancak Karabağ savaşları sırasında Rusya’nın beklenen desteği vermediğine inanan geniş bir kesimin oluşması, Rusya’ya yakın siyasi çevrelerin seçimlerde bekledikleri karşılığı bulamamasına yol açtı. Bu durum, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki nüfuzunun tamamen sona erdiği anlamına gelmese de Moskova’nın artık 2000’li yıllardaki kadar belirleyici olmadığını ortaya koydu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, seçimlerin başta Avrupa Birliği olmak üzere Batı’nın “eşi benzeri görülmemiş müdahalesi” altında yapıldığını iddia etti. Zaharova ayrıca mevcut hükümetin muhalif partilere yönelik sert siyasi baskılar ve baskıcı yöntemler uygulayarak demokratik ilkeleri ihlal ettiğini savundu.
Bakü Ve Ankara Açısından Sonuçlar
Bakü açısından Paşinyan’ın güçlü çıkması, barış sürecinin devam etme ihtimalini artırdı. Azerbaycan’ın öncelikleri barış anlaşmasının imzalanması, sınırların belirlenmesi, ulaşım hatlarının açılması ve bölgesel istikrarın sağlanması olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte Ermenistan’daki milliyetçi çevreler, diaspora kuruluşları ve bazı siyasi aktörler süreci zorlayabilecek unsurlar olarak değerlendiriliyor.
Seçimden bir hafta sonra Dilican’da Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev ile Ermenistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Armen Grigoryan’ın görüşmesi, diplomatik temasların sürdüğünü gösterdi.
Türkiye açısından seçimler sınır ticareti, lojistik, millî güvenlik ve bölgesel dengeler bakımından önem taşıyor. Orta Koridor, Türk Devletleri Teşkilatı, Hazar geçişli ticaret yolları ve Orta Asya-Avrupa bağlantıları Ankara’nın Ermenistan yaklaşımındaki temel başlıklar arasında yer alıyor. Paşinyan’ın aldığı sonuç, Türkiye’yle kara ticaretini başlatma ve sınır bölgelerinde ekonomik canlanma sağlama vaatleri için iç siyasi meşruiyet oluşturdu.
Türkiye Dışişleri, seçimlerin büyük bir güvenlik krizi yaşanmadan tamamlanmasını memnuniyetle karşıladı ve Erivan’a “Seçim sonrası dönemde Ermenistan’ın bölgede barış ve normalleşme yönünde daha cesur adımlar atmasını temenni ediyoruz” mesajını verdi.
Sonuç olarak 2026 seçimleri, Ermenistan siyasetinin savaş ve geçmiş tartışmalarından ekonomi, güvenlik ve gelecek arayışına yöneldiğini gösterdi. Paşinyan’ın başarısı yalnızca yüzde 49,8 oy alması değil, siyasi gündemin merkezini değiştirebilmesi oldu. Bu değişimin kalıcı bir bölgesel entegrasyona dönüşüp dönüşmeyeceği ise seçim sonrasında atılacak adımlara bağlı kalacak.