Eyüpsultan’da Tabela Montajı Sırasında Akıma Kapılan İ̇şçilerden Biri Öldü
İstanbul Eyüpsultan’da yağmur nedeniyle çalışmanın durdurulmasına rağmen tabela montajı için sahaya gönderilen iki işçi, metal çıtanın yüksek gerilim hattına temas etmesi sonucu akıma kapıldı. 19 yaşındaki Mazlum Gürbüz yaşamını yitirirken, 18 yaşındaki Levent Çelik yaralandı.
İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde bir inşaat firmasında çalışan iki çocukluk arkadaşı, tabela montajı sırasında yüksek gerilim hattına temas eden metal çıta nedeniyle elektrik akımına kapıldı. Kazada 19 yaşındaki Mazlum Gürbüz hayatını kaybetti, 18 yaşındaki Levent Çelik ise yaralandı.
Van’dan çalışmak için İstanbul’a gelen Levent Çelik, yaklaşık bir yıl önce bir inşaat firmasında işe başladı. Çelik, çocukluk arkadaşı Mazlum Gürbüz’e de aynı firmada iş buldu. İki arkadaş yaklaşık 5 ay boyunca aynı şantiyede çalıştı. Çelik, firmada iş güvenliği alt personeli olarak görev yaptıklarını, görevlerinin sahadaki işçilerin güvenliğini sağlamak olduğunu söyledi.
Yağmurun Ardından Yeniden Şantiyeye Çağrıldılar
Olay, 29 Eylül günü saat 11.00 sıralarında Kemerburgaz Mahallesi’ndeki şantiyede meydana geldi. Yağmur nedeniyle çalışmayı bırakan Gürbüz ve Çelik, kaldıkları koğuşa geçti. Bir süre sonra yağmurun hafiflemesi üzerine iki işçi, şefleri tarafından aranarak tabela montajı için yeniden sahaya çağrıldı.
Sepetli platformla tabelanın bulunduğu bölgeye çıkan işçilerden birinin elindeki metal çıtayı kaldırması üzerine çıta, yüksek gerilim hattına temas etti. Metalin akımı iletmesiyle iki işçi de elektrik akımına kapılarak sepetin içine düştü. Mazlum Gürbüz bayılırken, Levent Çelik yardım istedi. Operatörün sepeti aşağı indirmesinin ardından şantiyedeki ilk yardım ekipleri, kalbi duran Gürbüz’e müdahale etti. İlk müdahalenin ardından iki işçi hastaneye kaldırıldı.
Gürbüz Bir Hafta Sonra Yaşamını Yitirdi
Yaklaşık bir hafta yoğun bakımda tedavi gören Mazlum Gürbüz, 5 Ekim’de hayatını kaybetti. Tedavisinin ardından taburcu edilen Levent Çelik’in anlatımına göre, olay sırasında Gürbüz’ün kalbi durdu ve ilk yardım ekiplerinin müdahalesiyle yeniden çalıştırıldı. İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından Gürbüz’ün cenazesi ailesine teslim edildi. Gürbüz, memleketi Van’ın Tuşba ilçesinde toprağa verildi.
Çelik, olay günü yağmur nedeniyle çalışmak istemediklerini belirterek, “Şefimiz ‘Yağmur biraz durmuş, gidip tabelayı yapın’ dedi. Hava yağmurluydu. Arkadaşımın elinde demir çıta vardı. Çıtayı kaldırırken elektrik teline değdi, ikimiz de akıma kapıldık” dedi.
İşten çıkarılma korkusuyla çalışmaya gittiklerini öne süren Çelik, “Hava yağmurlu olduğu için şefe çıkmak istemediğimizi söyledik. Şef de ‘O kadar kötü bir hava yok, çıkın’ dedi. İşten çıkarılma korkusuyla mecbur kaldık. İkimiz de çalışmak istemiyorduk” ifadelerini kullandı.
“Yüksek Gerilim Hattı Olduğunu Bilmiyorduk”
Şantiyede gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını savunan Çelik, kendilerine elektrik hattı bulunduğunun söylenmediğini belirtti. Çelik, “Elektriği kesip kesmediklerini de belirtmediler. Akıma kapıldığımızda anladık. Herhangi bir önlem de yoktu” diye konuştu. Çocukluk arkadaşı Gürbüz’ün kardeşi gibi olduğunu söyleyen Çelik, olay nedeniyle büyük üzüntü yaşadığını dile getirdi.
Gürbüz’ün annesi Cahide Gürbüz de oğlunun yağmurlu havada zorla çalıştırıldığını ileri sürdü. Anne Gürbüz, “Bir iş kazası, ihmal var, zorla çalıştırmışlar. Yağmurlu günde oğlumdan tabelayı çıkarmasını, sökmesini istemişler. Oğlumu zorla götürmüşler, zorla çalıştırmışlar” dedi.
Aile, Güvenlik Önlemlerinin Alınmadığını Savundu
Ailenin avukatı Doğan Erbağ, işçilerin ellerinde eldiven bulunmadığını ve metal çubuğun yüksek gerilim hattına temas etmesiyle akımın vücutlarına iletildiğini söyledi. Avukat Doğan Bayer ise 28 Eylül’de başka bir ekip tarafından yapılan montajın rüzgârda sallanması üzerine 29 Eylül’de sağlamlaştırma talimatı verildiğini belirtti.
Bayer, yağmur nedeniyle işçilerin koğuşlara gönderilmesine rağmen Gürbüz ve Çelik’ten montaj işini yapmalarının istendiğini öne sürdü. Bu işin görev tanımlarında bulunmadığını belirten Bayer, gerekli eğitimin verilmediğini, eldiven ve emniyet kemeri sağlanmadığını savundu. Bayer ayrıca ambulans ve iş yeri hekiminin müdahalesinin gecikmiş olabileceğini belirterek, konunun adli süreçte takipçisi olacaklarını ifade etti.
Gürbüz’ün dayısı Şerafettin Canpolat da olayda büyük ihmal bulunduğunu düşündüklerini belirtti. Canpolat, “Sonuna kadar hakkımızı savunmaya çalışacağız. Ailesi gerçekten çok perişan durumda” diye konuştu.