Gündem

Gates Vakfı'nın Sivrisinek Projeleri Küresel Sağlık Tartışmasını Büyütüyor

26 Eylül 2026 16:01

Sivrisineklerle mücadelede genetik müdahale yöntemleri tartışılırken, Bill Gates Vakfı'nın küresel sağlık politikalarındaki ağırlığı da eleştirilerin odağına yerleşiyor. Tartışmanın merkezinde, halk sağlığı kararlarında demokratik denetim ve özel vakıfların artan etkisi bulunuyor.

Sivrisinekler, küçük boyutlarına rağmen dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturuyor. Dişi sivrisineklerin kanla beslenmesi, sıtma ve dang humması gibi hastalıkların yayılmasına yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) verilerine göre sıtma nedeniyle 282 milyon vaka ve 610 bin ölüm bildiriliyor. Dang hummasında ise 2024 yılında 14 milyon vaka ve 10 binden fazla ölüm kayıtlara geçti.

Bu tablo, sivrisineklerle mücadele yöntemlerini önemli ve meşru bir sağlık başlığı haline getiriyor. Ancak tartışma yalnızca hastalıklarla nasıl mücadele edileceğiyle sınırlı değil. Asıl soru, doğaya ve insan sağlığına kalıcı müdahaleler yapma yetkisinin kimde olduğu ve bu kararların kime karşı hesap verdiği.

“Uçan Şırınga” Fikrinden Genetik Müdahaleye

Bill Gates Vakfı, 2008 yılında Japonya'daki bir araştırmacıya sivrisinekleri aşı taşıyan canlı araçlara dönüştürme amacıyla 100 bin dolar hibe verdi. “Uçan şırınga” olarak adlandırılan projede, aşının sivrisineğin tükürük bezine yerleştirilmesi ve böceğin ısırma sırasında aşı aktarması hedeflendi. Fareler üzerinde sınırlı sonuç alınırken araştırmacı, yöntemin insanlarda kullanılmasını kabul edilemez buldu ve proje rafa kaldırıldı.

Genetik müdahale tartışması ise 2021'de İngiliz biyoteknoloji şirketi Oxitec'in milyonlarca genetiği değiştirilmiş sivrisineği açık alana bırakmasıyla büyüdü. Proje, ABD tarihinde genetik olarak değiştirilmiş böceklerin ekosisteme yönelik en büyük salınımlarından biri olarak değerlendirildi. 242 binden fazla kişi projeye karşı imza topladı, çevre örgütleri mahkemeye başvurdu ve uygulama “Jurassic Park deneyi” olarak nitelendirildi.

Yöntemler Arasındaki Fark

Sivrisineklerle mücadelede dört temel yöntem öne çıkıyor. Steril erkek tekniğinde kısırlaştırılan erkekler doğaya salınarak popülasyonun azalması amaçlanıyor. Uygulama sona erdiğinde etkinin de ortadan kalkması, yöntemi geri döndürülebilir kılıyor.

Wolbachia yönteminde ise doğada bulunan bir bakteriden yararlanılıyor. Bu bakterinin sivrisineklerin virüs taşıma kapasitesini azalttığı belirtiliyor. Endonezya'daki rastgele denemede dang vakalarının yüzde 77, hastaneye yatışların ise yüzde 86 oranında azaldığı açıklandı. Yöntemin 15 ülkede milyonlarca kişiyi koruduğu ifade ediliyor.

Oxitec'in “ölümcül gen” yönteminde, dişi yavruların ölmesine neden olan bir gen kullanılıyor. Şirket, denemelerde sivrisinek popülasyonunun yüzde 90'a kadar azaltıldığını açıkladı. Bununla birlikte Florida'daki 2021 verilerinin bağımsız bilim insanlarına tam olarak açılmadığı yönünde eleştiriler bulunuyor.

En tartışmalı yöntemlerden biri de CRISPR teknolojisiyle tasarlanan “gene drive”. Bu yöntemde genetik değişikliğin nesillere çok yüksek oranda aktarılması ve birkaç kuşak içinde popülasyona yayılması hedefleniyor. Yöntemin kalıcı sonuçlar doğurabilmesi, geri dönüş ve ekosistem üzerindeki etkiler konusunda kaygılara neden oluyor.

Vakıfların Küresel Sağlıkta Artan Rolü

BMJ Global Health dergisinin Ekim 2025 tarihli araştırmasına göre Gates Vakfı, 2000-2024 yılları arasında DSÖ'ye 640 başlıkta yaklaşık 5,5 milyar dolar hibe verdi. Bu kaynağın yüzde 82'si bulaşıcı hastalıklara, büyük bölümü de aşı programlarına ayrıldı. Kanser, diyabet ve kalp hastalıkları gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara ise fonun yüzde 1'inden azı yönlendirildi. Temiz su ve kanalizasyon için 11,8 milyon, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi için 37,4 milyon dolar ayrıldığı aktarıldı.

ABD'nin DSÖ'den çekilme kararının ardından oluşan yaklaşık 10 milyar dolarlık boşluk, özel vakıfların küresel sağlık alanındaki etkisini daha da artırdı. Gates Vakfı İcra Kurulu Başkanı Mark Suzman, özel bir hayır kuruluşunun küresel sağlığın bu kadar büyük finansörü olmasının doğru olmadığını söyledi.

Vandana Shiva, vakfın güç ve etkisi bakımından Dünya Bankası ile IMF'yi gölgede bıraktığını savunurken, DSÖ'nün eski sıtma birimi başkanı Arata Kochi de 2008'de vakfın finansal hâkimiyetinin istenmeyen sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunmuştu.

Bu eleştiriler, sağlık sorunlarına teknolojik çözümler bulunurken temiz su, kanalizasyon, beslenme ve sağlık sistemleri gibi patentlenemeyen alanların geri planda kalabildiği görüşüne dayanıyor. Tartışmanın odağındaki temel mesele ise sivrisineklerden çok daha geniş: Küresel sağlık politikalarını belirleyen kaynakların demokratik denetime ne ölçüde açık olduğu.