Gürlek’ten Filistinli Mevkidaşının Zirveye Katılamamasına Tepki
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim’in İsrail makamlarınca ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle Uluslararası Adalet Zirvesi’ne katılamamasını “son derece kaygı verici” olarak nitelendirdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim’in zirveye katılamamasına tepki gösterdi. Programa İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, farklı ülkelerin adalet bakanları ve çok sayıda davetli katıldı.
Gürlek, Şerhabil El-Zaim’in İsrail makamları tarafından ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle İstanbul’daki programa gelemediğini belirtti. Bu durumun uluslararası hukuk ve adalet açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu ifade eden Gürlek, Filistin halkının hukuk ve adalet talebine zirve katılımcılarının güçlü biçimde sahip çıkacağına inandığını söyledi.
Uluslararası iş birliği, hukukun üstünlüğü ve adaletin evrenselliğinin ele alındığı bir platformda bir adalet bakanının toplantıya katılmasının engellenmesini “son derece kaygı verici” olarak niteleyen Gürlek, yaşananların Filistin halkının karşı karşıya kaldığı baskıların ve hak ihlallerinin yeni bir örneği olduğunu dile getirdi.
Gürlek, uluslararası toplumun bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmaması gerektiğini belirterek, hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve halkların iradesine saygı gösterilmesini savunmanın önemine işaret etti. Geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a gitmek isteyen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a Amerika Birleşik Devletleri tarafından vize verilmemesini de hatırlatan Gürlek, bu gelişmenin de uluslararası toplum tarafından ciddi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Filistin halkının en üst düzey temsilcisinin Birleşmiş Milletlerin merkezinde düzenlenen toplantıda fiziken yer alamamasının, uluslararası sistemin adalet ve eşitlik iddiasını tartışmaya açtığını belirten Gürlek, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun aynı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılarak konuşabilmesine de dikkat çekti. Gürlek, ortaya çıkan tablonun uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından herkes tarafından düşünülmesi gereken bir durum olduğunu kaydetti.
Yapay Zeka Ve Hukukun Geleceği
Konuşmasında yapay zekânın hukuk alanında oluşturduğu yeni başlıklara da değinen Gürlek, teknolojik dönüşümün hukuk sistemlerinin önüne önemli sorular koyduğunu söyledi. Yapay zekânın hukuk hizmetlerinde kullanımı, karar alma süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık, insan hakları ve insan onuru konularının önümüzdeki dönemin temel hukuki meseleleri arasında yer alacağını belirtti.
Teknolojik gelişme ile insan hakları arasında doğru dengenin kurulması gerektiğini vurgulayan Gürlek, teknolojinin insan hayatını kolaylaştırırken insanın hukuk karşısındaki konumunu zayıflatmaması gerektiğini ifade etti. Yapay zekânın sunduğu imkânlardan yararlanılırken insan onurunun, temel hak ve özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün korunmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Gürlek, hukuk mesleklerinin de teknolojik dönüşümden etkilendiğini belirterek avukatlık mesleğinin çalışma biçimlerinin değiştiğini, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin önem kazandığını ve hukuk eğitimiyle hukukçuların uluslararası hareketliliğinin yeni boyutlara ulaştığını dile getirdi. Yapay zekânın avukatlık mesleğinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini kaydeden Gürlek, avukatın bağımsız değerlendirmesinin, mesleki sorumluluğunun ve savunma hakkının etkin kullanılmasını sağlayan rolünün vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Siber Suçlarla Mücadelede Ortak Kurallar Vurgusu
Adalet Bakanı Gürlek, savaş suçu, soykırım, organize suç örgütleri, kara para ve uyuşturucu şebekeleri, sosyal medya ve siber suçlarla mücadelede uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Terör tanımlarının açık ve net biçimde ortak bir mutabakata bağlanması, bu tanımların devletlerin stratejik çıkarlarının etkisinden uzak tutulması gerektiğini ifade etti.
Siber suçların sınır aşan niteliğine dikkat çeken Gürlek, devletler arasında daha güçlü adli iş birliğine, ortak standartlara ve etkili uluslararası mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Dijital dünyanın sunduğu imkânlardan yararlanılırken suçluların ülkeler arasındaki hukuki boşluklardan faydalanmasına izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.
Dijital iletişim ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasının ifade özgürlüğü, nefret söylemi, dezenformasyon, içerik denetimi, algoritmaların şeffaflığı, kullanıcı hakları ve çocukların korunması gibi yeni tartışmaları gündeme getirdiğini belirten Gürlek, bütün bu başlıkların ortak noktasının insan olduğunu söyledi.
Hukukun nihai amacının insanı ve insan onurunu korumak olduğunu vurgulayan Gürlek, uluslararası hukukun herkes için geçerli olması gerektiğini ifade etti. İnsan hayatının ve onurunun kişinin doğduğu yere, kimliğine ya da arkasındaki siyasi güce göre değişmemesi gerektiğini belirten Gürlek, hukukun üstünlüğünün güçlü olanın hukukunun üstünlüğü anlamına gelmediğini söyledi.
Gürlek, uluslararası adalet mekanizmalarının güçlendirilmesini ve hukuki sorumluluğun etkin biçimde hayata geçirilmesini desteklediklerini belirterek, İstanbul’un farklı medeniyetlerin, hukuk geleneklerinin, kültürlerin ve ticaret yollarının kesiştiği bir şehir olarak zirve için uygun bir buluşma noktası olduğunu ifade etti.