İ̇nkaya Mağarası’nda 130 Metrelik Çakmaktaşı Kütlesi Belirlendi
Çanakkale’nin Çan ilçesindeki 86 bin yıllık İnkaya Mağarası’nda yürütülen kazılarda, termal dronlarla yaklaşık 130 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde çakmaktaşı kütlesi tespit edildi. Uzmanlar, bu doğal kaynağın Paleolitik Çağ insanlarının ham madde ihtiyacını mağaranın hemen çevresinden karşılamasını sağladığını belirtiyor.
Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Bahadırlı Köyü sınırlarında yer alan İnkaya Mağarası’ndaki arkeolojik kazılarda, bölgenin geçmişteki kullanımına ilişkin önemli bir bulguya ulaşıldı. 86 bin yıllık mağarada bu yıl gerçekleştirilen çalışmalarda termal dronlardan yararlanıldı. Yapılan analizler sonucunda, mağara çevresinde yaklaşık 130 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde bir çakmaktaşı kütlesi belirlendi.
İnkaya Mağarası, 2016 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Paleoantropoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer başkanlığında yürütülen “Muğla ve Çanakkale İlleri Yüzey Araştırması” sırasında bulundu. Mağara, Anadolu ile Balkanlar arasındaki Paleolitik Çağ insanlarının olası karşılıklı göçlerine ışık tutabilecek alanlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Buluntuların incelenmesine yönelik dönemsel kazı çalışmaları, 2017-2020 yılları arasında Çanakkale Troya Müze Müdürlüğü Başkanlığı öncülüğünde ve uluslararası bir ekibin katılımıyla gerçekleştirildi. Bölgedeki kazılar, 2021 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde sürdürülüyor. Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izin ve destekleriyle yapılıyor.
Kazı çalışmalarına Kültür ve Turizm Bakanlığının maddi katkılarının yanı sıra Ankara Üniversitesi Rektörlüğü, Çanakkale Valiliği, Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş. ve T-Design Mühendislik Şirketi de destek veriyor.
Termal Dronlarla Kaya Sınırları Araştırıldı
İnkaya Mağarası’ndaki termal dron çalışmalarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. İsmail Özer, alanın yoğun bitki örtüsüyle kaplı olduğunu söyledi. Özer, mağaradaki kayalıkların sınırlarını belirlemeye çalıştıklarını, bazı kayaların yıkıldığını, bazılarının ise toprağın altında devam ettiğini ifade etti.
Termal dronlarla, toprağın yaklaşık 1-2 metre altındaki ısı farklılıklarının incelendiğini belirten Özer, bu yöntemle kayalıkların yerinin tespit edilmeye çalışıldığını aktardı. Yapılan ilk değerlendirmelere göre kayalıkların en az 130 metre uzunluğunda ve yaklaşık 30 metre genişliğinde bir kütle oluşturduğu belirlendi.
Özer, söz konusu kütlenin çakmaktaşından oluşması nedeniyle özel bir önem taşıdığını vurguladı. Bu oluşumun, Paleolitik Çağ insanlarının doğrudan ham madde kaynağı olarak kullandığı ve aynı zamanda mağaranın oluşumunu sağlayan temel kaya kütlesi olduğunu belirtti.
İnkaya sakinlerinin ihtiyaç duydukları ham maddeleri mağaranın kayalıklarından fazla çaba harcamadan elde edebildiğini anlatan Özer, bu durumun yontma taş aletlerin kullanım biçimine de yansıdığını söyledi. Normal Neandertal davranışlarında ham maddenin uzak mesafelerden taşınması nedeniyle kaynakların son parçaya kadar dikkatle değerlendirildiğini belirten Özer, İnkaya’da ise ana kaynağın mağaranın hemen yanında bulunması sayesinde bazı parçaların daha sınırlı kullanımla terk edildiğini kaydetti.
Özer, birkaç kilogram ağırlığındaki bir çekirdek üzerinden tek bir çıkarım yapıldıktan sonra parçanın bırakıldığının görülebildiğini de sözlerine ekledi.
Jeotermal Kaynakların Etkisi Araştırılıyor
Prof. Dr. İsmail Özer, dönem insanlarının İnkaya Mağarası’nı tercih etmesinde jeotermal kaynakların da etkili olmuş olabileceğini belirtti. Özer’e göre, insanların yaşadığı dönemde mağaranın yakınında sıcak su kaynağı bulunuyordu.
Bu kaynağın, mikroorganizmaların çoğalabileceği ve organik kalıntıları bütünüyle tüketebileceği bir ortam oluşturmuş olabileceğini ifade eden Özer, jeotermal etkinin mağarada bir mikroklima meydana getirmiş olabileceğini söyledi. Bu ortamın buzul dönemi insanları için elverişli bir yaşam alanı sağlarken, organik kalıntıların zaman içinde çürümesine ve yok olmasına da neden olmuş olabileceği değerlendiriliyor.
İnkaya Mağarası’ndaki kazı çalışmalarının 10’uncu sezonuna ulaştığını belirten Özer, öncelikli planlamalar arasında bir monograf çalışmasının bulunduğunu açıkladı. Özer, kazının ilk yılından itibaren elde edilen bulgularla Çanakkale’de yedi yıl boyunca sürdürülen yüzey araştırmalarının sonuçlarını birlikte değerlendirmeyi ve çalışmayı önümüzdeki yıl yayımlamayı planladıklarını söyledi.