İ̇stanbul’da Taşkın Tehlikesi Bulunan Dere Havzaları Açıklandı
İstanbul’da 14-15 Ekim’de etkili olan sağanak sonrası yaşanan sel felaketi, kentin farklı bölgelerindeki taşkın riskini yeniden gündeme taşıdı. İTÜ’lü Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, dere havzaları ve yoğun yapılaşmanın bulunduğu alanlara dikkat çekerek Avrupa ve Anadolu yakasında risk taşıyan bölgeleri sıraladı.
İstanbul’da 14-15 Ekim’de etkili olan sağanak yağışın ardından yaşanan sel felaketi, kentteki taşkın riskini yeniden gündeme getirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, benzer şiddette yağışların kentin başka bölgelerinde de ciddi taşkınlara yol açabileceğini belirtti.
Ekmekcioğlu, özellikle dere havzalarıyla yoğun yapılaşmanın bir arada bulunduğu alanlarda riskin arttığına işaret etti. Yaşanan olayın, daha önce yapay zeka desteğiyle hazırladıkları sel risk haritasıyla uyum gösterdiğini belirten Ekmekcioğlu, Ayazağa’da meydana gelen hasarın yalnızca bölgedeki yağış miktarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Taşkınlarda Havza Ve Yapılaşma Etkisi
Doç. Dr. Ekmekcioğlu, aynı miktardaki yağışın farklı havzalarda farklı sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Yoğun kentleşmeyle birlikte geçirimsiz yüzeylerin arttığını ve doğal drenaj sistemlerinin değişime uğradığını belirten Ekmekcioğlu, İstanbul’daki olayın hem kaydedilen yağış miktarı hem de ortaya çıkan etkiler açısından dikkat çekici olduğunu söyledi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre 14-15 Ekim’deki iki günlük dönemde Beykoz’da 274,4, Arnavutköy’de 222,2, Sarıyer’de 208,3 ve İTÜ Maslak İstasyonu’nda 189,8 milimetre yağış kaydedildi.
İstanbul’un bazı batı kesimlerinde ise çok daha düşük yağış ölçüldüğünü aktaran Ekmekcioğlu, olayın kentin her noktasında aynı şiddette yaşanmadığını belirtti. Daha önce gerçekleştirilen sel risk değerlendirmesinde, yüzeyin yağış suyunu ne ölçüde akışa dönüştürdüğünü gösteren geçirimlilik özelliklerinin sel tehlikesini belirleyen en önemli faktör olduğunun ortaya konulduğunu ifade etti. Yükselti ve drenaj yoğunluğunun da önemli değişkenler olduğunu kaydetti.
Ekmekcioğlu, ekstrem yağışların olayın temel tetikleyicisi olduğunu ancak hasarın boyutunda havzaların fiziksel özellikleriyle kentleşme koşullarının da belirleyici rol oynadığını söyledi.
Ayazağa, Kağıthane Ve Cendere Vadisi Çevresi
Kağıthane Deresi, Göktürk ve Kemerburgaz bölgelerinin geniş bir hidrolojik sistem içerisinde yer aldığını belirten Ekmekcioğlu, yerleşim alanlarının dere vadileriyle yakın etkileşimde olmasının ortak özellik olduğunu dile getirdi.
Özellikle Ayazağa ve Kağıthane’de eğimli yamaçlardan gelen yüzeysel akışların daha düşük kotlu dere vadilerinde yoğunlaşabildiğini anlatan Ekmekcioğlu, Cendere Vadisi çevresinde artan yapılaşma, sanayi ve ticaret alanları ile ulaşım altyapısının doğal akış koşullarını önemli ölçüde değiştirdiğini kaydetti.
Göktürk ve Kemerburgaz çevresinde ise yukarı havzadan gelen akışların dere sistemi boyunca taşınmasının önem kazandığını belirten Ekmekcioğlu, Kağıthane Deresi’nin bazı kesimlerinde daha önce tespit edilen taban aşınmaları ve zemin oturmaları nedeniyle iyileştirme çalışmalarının başlatıldığını hatırlattı.
Son yağışlarda Göktürk-Kemerburgaz yolunda su baskınlarının yaşanması ve Kağıthane’deki Cendere Deresi’nin debisinin yükselmesi, sistemin farklı kesimlerinin aşırı yağışlardan etkilendiğini gösterdi. Ayazağa’da dere yatağı ve doğal akış koridorları çevresindeki yapılaşmanın da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ekmekcioğlu, dere yatağındaki bazı yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılmasının konunun önemini ortaya koyduğunu söyledi.
Ekmekcioğlu, bu bölgelerdeki taşkınların etkisini anlayabilmek için yalnızca yerel yağış miktarına değil, yukarı havzadan gelen akışlara, dere kesitlerine ve yapılaşma koşullarına birlikte bakılması gerektiğini ifade etti.
Akışın Hızı Ve Derinliği Hasarı Artırabiliyor
Ayazağa’daki hasarın değerlendirilmesinde oluşan akışların derinliği ve hızının da dikkate alınması gerektiğini belirten Ekmekcioğlu, yüksek hızlı akışların araçların sürüklenmesine, yolların zarar görmesine ve yapılarda ciddi hasarlara neden olabildiğini söyledi.
İstanbul’da Risk Taşıyan Dere Havzaları
Ekmekcioğlu, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakasında taşkın tehlikesi açısından değerlendirilmesi gereken dere havzalarını da sıraladı.
Avrupa Yakası’nda Kağıthane ve Alibeyköy dere sistemleri öne çıktı. Küçükçekmece, Bağcılar, Bahçelievler ve Bakırköy çevresindeki Ayamama Deresi havzası ile Esenyurt ve Avcılar çevresindeki Haramidere havzası da benzer tehlikelerin oluşabileceği bölgeler arasında gösterildi.
Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy çevresindeki Kurbağalıdere havzası ve Beykoz’daki çeşitli dere vadileri risk açısından dikkat edilmesi gereken alanlar olarak belirtildi.
Ekmekcioğlu, bu bölgelerin belirli kesimlerinde yoğun yapılaşmayla doğal drenaj sistemlerinin bir arada bulunduğunu ancak tamamında aynı düzeyde hasar oluşacağını söylemenin doğru olmayacağını vurguladı. Taşkın riskinde yağışın özellikleriyle birlikte yerel havza koşullarının da belirleyici olduğunu ifade etti.