Gündem

İ̇zmir’de Deri Zanaatını Yaşatma Mücadelesi Aile Atölyesine Taşındı

24 Ekim 2026 14:26

İzmir’de fabrikasyon üretim ve suni deri kullanımına karşı geleneksel el işçiliğini sürdüren deri ustası Mehdi Vudine, çırak bulamayınca mesleğini çocuklarına öğretiyor. Vudine, el emeği ürünlerin korunması için tüketicilerden ve yetkililerden destek bekliyor.

Tarih boyunca Ege’nin önemli saraciye ve deri işleme merkezlerinden biri olan İzmir’de, geleneksel el işçiliği fabrikasyon üretimin baskısına rağmen varlığını korumaya çalışıyor. Deri ustası Mehdi Vudine, çocukluk yıllarından bu yana içinde bulunduğu zanaatın geçmişini, bugün karşı karşıya kaldığı sorunları ve geleceğe taşınması için atılması gereken adımları anlattı.

Vudine’nin deriyle tanışması ilkokul yıllarında, Bodrum sandaleti üreten bir akrabasının yanında başladı. Bu dönemde edindiği ilgi, ilerleyen yıllarda da devam etti. Üniversite eğitimi sırasında dahi deriden kopmadığını belirten Vudine, daha sonra okulunu bırakarak İzmir’de kendi atölyesini kurduğunu söyledi.

Mesleğe başladığı dönemde malzeme tedarikinin kolay olmadığını aktaran Vudine, yaşanan tüm imkânsızlıklara rağmen zanaatını sürdürerek bugünlere geldiklerini ifade etti. İzmir’in geçmişte köklü bir saraciye kültürüne sahip olduğunu vurgulayan usta, zaman içinde ticaret merkezinin İstanbul’a kaymasının ve makineleşmenin artmasının el emeğiyle üretim yapan atölyeleri zor durumda bıraktığını kaydetti.

Seri Üretimle Fiyat Mücadelesi

El işçiliğiyle çalışan atölyelerin, makine üretimi ürünlerin fiyatlarıyla rekabet etmekte zorlandığını belirten Vudine, geleneksel üretimin karşı karşıya kaldığı temel sorunlardan birinin bu olduğunu söyledi. Seri üretimin maliyet ve hız açısından öne çıkması, uzun emek isteyen el yapımı ürünlerin piyasadaki konumunu güçleştiriyor.

Vudine, tüketicileri piyasada “suni deri” adıyla satılan sentetik ve plastik türevi malzemelere karşı da uyardı. Hakiki derinin doğal yapısına dikkat çeken usta, bu malzemenin canlı bir yapıya sahip olduğunu ve içindeki yağ dengesini koruyarak nefes aldığını belirtti. Vudine’ye göre hakiki deri, insan sağlığına zarar vermeyen özellikleriyle sentetik malzemelerden ayrılıyor.

Bakım kremleriyle desteklenen el yapımı bir deri ürününün onlarca yıl formunu koruyabildiğini ifade eden Vudine, petrol türevi malzemelerin doğada uzun yıllar kaybolmadığını hatırlattı. Hakiki derinin ise zaman içinde toprağa karışarak gübreleştiğini söyledi.

Usta-Çırak Geleneği Zayıflıyor

Geleneksel zanaatların devamlılığı açısından büyük önem taşıyan usta-çırak ilişkisinin giderek kaybolduğunu dile getiren Vudine, gençlerin sabır ve emek isteyen işler yerine daha kolay kazanç sağlayabilecekleri alanlara yöneldiğini belirtti. Çırak bulmakta zorlandığını aktaran deri ustası, mesleğin geleceğini güvence altına almak için zanaatını çocuklarına öğretmeye başladı.

Vudine, büyük oğlunun kalfalık seviyesine ulaştığını, küçük oğlunun ise yaklaşık bir yıldır çırak olarak çalıştığını bildirdi. Böylece aile içinde sürdürülen eğitimle el yapımı deri işçiliğinin gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlıyor.

Devletten karşılıksız para beklemediklerini özellikle vurgulayan Vudine, zanaatın yaşatılması için farklı desteklerin önemine işaret etti. El sanatları buluşmalarının artırılmasını isteyen usta, yurt dışındaki fuarlarda yer almanın da geleneksel üretimin tanıtılması açısından katkı sağlayacağını ifade etti.

Vudine ayrıca tüketicilerin seri üretim yerine el emeği ürünleri tercih etmesi gerektiğini söyledi. Deri ustasına göre hem tüketici tercihlerinin değişmesi hem de el sanatlarına yönelik buluşma ve tanıtım imkânlarının çoğalması, İzmir’in köklü deri işçiliği kültürünün geleceğe taşınmasına yardımcı olabilir.