Gündem

Kahramanmaraş ve Manisa’daki Okul Saldırılarının Ardından Ailelere Çağrı

23 Eylül 2026 13:37

Kahramanmaraş’ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin yaşamını yitirdiği saldırı ile Manisa’daki silahlı olayın ardından ailelerin sorumluluğu, evlerde silah bulundurulması, akran zorbalığı ve dijital içerikler yeniden gündeme geldi.

Kahramanmaraş’ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısının ardından Manisa’da bir öğrencinin silahlı saldırı gerçekleştirmesi, çocukların korunması ve şiddetin önlenmesine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan olaylar sonrasında ailelerin sorumluluğu, evlerde bulunan silahlar, akran zorbalığı ve çocukların dijital içeriklere maruz kalma biçimleri uzmanlar tarafından değerlendirildi.

Kahramanmaraş’taki okul saldırısında yaşamını yitiren çocukların aileleri ile öğretmen Ayla Kara’nın avukatı Av. Özcan Kara, iki olayın ortak noktasının ailelerin evlerinde bulunan silahlar olduğunu söyledi. Kara, silahların çocukların erişebileceği ortamda bulunmasının ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek ailelerin gerekli tedbirleri alması gerektiğini belirtti.

İki olayda da evlerdeki silahlara dikkat çekildi

Av. Özcan Kara, Kahramanmaraş ve Manisa’daki olayları değerlendirirken her iki eylemde de ailelere ait silahların kullanıldığını ifade etti. Kara, “Şimdi iki olaya bakıyoruz. Kahramanmaraş’taki olayla Manisa’daki olayın ikisinin ortak özelliği ailelerde bulunan silahlarla eylem gerçekleştiriliyor. Yani buradaki temel şey silahın evdeki varlığı” dedi.

Evinde silah bulunduran ailelere çağrıda bulunan Kara, bu silahların yol açabileceği sonuçların dikkate alınması gerektiğini söyledi. Kara, “Madem evde silah bulunduruyorsunuz, bu konunun ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceği konusunda bu konuyu idrak etmeleri ve gerekli tedbirleri almaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Ailelerin hukuki sorumluluğu

Av. Özcan Kara, Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesine de dikkat çekti. Ebeveynlerin, çocuklarının başkalarına verdiği zararlardan kusurları bulunmasa dahi sorumlu tutulabileceğini belirten Kara, “Bu madde der ki ebeveynler çocuklarının başkalarına verdiği zararlardan kusurları olmasa bile sorumludurlar. Yani kendileri bilmeyebilirler, kendilerinin dahili olmayabilir ama çocukları başkalarına bir zarar vermiş ise bunu tazmin etme yükümlülükleri var” diye konuştu.

Kara, konunun cezai sorumluluk boyutunun da bulunduğunu belirtti. Kahramanmaraş’taki olayda babaya 10 kez müebbet, anneye ise 22,5 yıl hapis cezası istendiğini aktaran Kara, gerekli tedbirlerin alınmaması halinde ailelerin ağır sonuçlarla karşılaşabileceğini söyledi. Kara, bu nedenle çocukların ahlaki gelişimi ve eğitiminin öncelikli olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.

Çocuklara güvenli ve sevgi dolu ortam

Sular Akademi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Suna Medin Nacar, okul saldırılarının yalnızca tıbbi açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Çocukların ve ergenlerin gelişiminde aile, okul ve toplumun birlikte sorumluluk taşıdığını ifade eden Nacar, ebeveynlerin çağın gerisinde kalmasının çocuklara rehberlik etmeyi zorlaştırabileceğini söyledi.

Devlet, sosyal toplum grupları ve örgütleri, okullar, rehberlik öğretmenleri, okul aile birlikleri ve sağlık kuruluşlarının iş birliği içinde hareket etmesinin koruyucu önlemler açısından önemli olduğunu vurgulayan Nacar, dijital çağda ebeveynlere önemli görevler düştüğünü kaydetti. Nacar, “Çocuklarımıza sevgi, güven dolu bir ortam sunmalıyız ve onlara rehberlikte bulunabilmek önleyici olabilir” dedi.

Nacar ayrıca okulların yalnızca çocukların eğitim aldığı kurumlar olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi. Okulların aileleri desteklemesi ve bilinçlendirmesi gerektiğini belirten Nacar, anne ve babaların da eğitim alabildiği, çağın koşullarına uyum sağlayabildiği bir yapının önemine işaret etti. Olayların yalnızca tıbbi boyuta indirgenmesinin risk taşıdığını söyleyen Nacar, konunun toplumsal ve farklı yönleriyle ele alınmasının koruyucu olacağını ifade etti.

“Eğitim ailede başlar”

Sular Akademi Hastanesi’nden Psikolog Seda Taşhan Çelik de çocukların eğitiminde ailenin belirleyici rolüne dikkat çekti. “Eğitim okulda verilir” anlayışına katılmadığını söyleyen Çelik, “Hayır, eğitim ailede başlar. Çocuk göre göre yapar. Anne, baba nasıl davranıyor, onu göre göre yapar” dedi.

Çocuğun doğruyu, yanlışı ve nasıl davranması gerektiğini öncelikle ailesinden öğrendiğini belirten Çelik, belli bir yaştan sonra okulun da bu sürece dahil olduğunu söyledi. Çelik, aile içinde öğrenilen farklı davranış biçimlerinin okul ortamında çatışmalara neden olabileceğini ifade etti.

Akran zorbalığı ve dijital içerik uyarısı

Çelik, ailelerin çocuklarına arkadaşlarına karşı kibar davranmayı ve empati kurmayı öğretebileceğini ancak karşı tarafın aynı davranış biçimlerini öğrenmemesi halinde çatışma yaşanabileceğini anlattı. Nazik ve kibar davranan çocukların bu gibi durumlarda akran zorbalığına maruz kalabileceğini belirten Çelik, Kahramanmaraş ve Manisa’daki olayların ardından bu konunun da yeniden tartışıldığını söyledi.

Çocukların dijital dünyada geçirdiği süre ile maruz kaldıkları şiddet içeriklerinin aileler tarafından takip edilmesi gerektiğini belirten Çelik, çocukların telefon, televizyon ya da oyunlardan tamamen uzaklaştırılması gerektiğini savunmadığını ifade etti. Çelik, önemli olanın maruz kalınan sürenin ve içeriğin niteliğinin izlenmesi olduğunu belirterek, “Maruz kaldığı süre ne kadar fazlaysa ve içerik ne kadar ona zarar verecek durumdaysa çocuk ister istemez zihninde onu şekillendiriyor” ifadelerini kullandı.

Çelik, yaşananları toplumsal bir sorun olarak değerlendirdi. Çocukların korunmasının yalnızca ailelere veya okullara bırakılmaması gerektiğini söyleyen Çelik, toplum, aile ve okulun birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Çelik, “Yaşadığımız şeyler toplumsal bir sorun ve çocuklarımızı toplum olarak korumak zorundayız. Zorunluluğumuz bu bizim. O yüzden hem toplum hem aile hem okul bu üç ayak birbirini tutmalı ve bu şekilde devam etmeliyiz” dedi.