Gündem

Kentler İ̇çin Çifte Risk: Şermin Tağıl’dan Su Yönetimi Uyarısı

20 Ekim 2026 21:56

İklim değişikliğiyle birlikte kentler, uzun süreli kuraklık ile kısa sürede etkili olan şiddetli yağışların oluşturduğu iki yönlü riskle karşı karşıya kalıyor. İzmir Bakırçay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, yağmur suyunun yalnızca uzaklaştırılması gereken bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini belirterek suyun toplanması, depolanması ve yer altı kaynaklarının beslenmesi çağrısında bulundu.

İklim koşullarındaki değişim, Türkiye’nin farklı bölgelerinde su yönetiminin önemini artırıyor. İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, özellikle Ege Bölgesi’nde belirginleşen kuraklık baskısına dikkat çekerek kentlerin hem su kıtlığına hem de ani yağışların yol açabileceği taşkınlara karşı birlikte hazırlık yapması gerektiğini söyledi.

Akdeniz havzasında gözlenen kuraklaşma eğiliminin Ege Bölgesi’ni de etkilediğini belirten Tağıl, yağışların beklenen seviyelerin altında kalmasının toprak nemini azalttığını, tarımsal faaliyetleri zorlaştırdığını ve yer altı suyu kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Kuraklığın bölgenin her yerinde aynı yoğunlukta yaşanmadığını vurgulayan Tağıl, Kuzey Ege’de uzun süredir devam eden su sıkıntısının öne çıktığını kaydetti.

Kıyı kesimleri ile iç bölgeler arasında yağış miktarı ve su kaynaklarının durumu açısından farklılıklar bulunduğuna işaret eden Tağıl, yağışlı geçmesi beklenen tek bir mevsimin su kaynaklarını kendiliğinden eski seviyesine getirmeye yetmeyeceğini söyledi. Mevsimlik yağışların normalin üzerinde gerçekleşmesinin de kuraklığın sona erdiği anlamına gelmediğini belirten Tağıl, suyun hangi dönemde, ne yoğunlukta düştüğünün ve ne kadarının toprağa sızabildiğinin belirleyici olduğunu dile getirdi.

Yer altı suyu rezervlerinin yeniden dolmasının zaman aldığını aktaran Tağıl, kurak dönemlerde yoğun kullanılan kaynakların toparlanmasının daha uzun sürebileceğine dikkati çekti. Bu nedenle su yönetiminde yalnızca yağış miktarına odaklanılmaması gerektiğini belirten Tağıl, yağışın zamanı, şiddeti ve bölgelere dağılımının da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Şiddetli Yağış Sel Riskini Artırabiliyor

Uzun süre yağış almayan toprağın kısa zamanda yoğun suyla karşılaşması halinde suyun tamamının toprağa geçemeyebileceğini ifade eden Tağıl, böyle durumlarda yüzey akışının artarak sel tehlikesini büyütebileceğini söyledi. Kentlerde beton ve asfaltla kaplı alanların suyun toprağa ulaşmasını zorlaştırarak bu riski artırabildiğini belirtti.

Tağıl, tek bir şiddetli yağış olayının doğrudan iklim değişikliğine bağlanamayacağını da hatırlattı. Yoğun yağış yaşanmasının, su kaynaklarının yeterince beslendiğini veya kuraklık döneminin sona erdiğini göstermediğini vurguladı.

Yağmur Suyu İçin Toplama Ve Depolama Önerisi

Su kaynaklarının korunması amacıyla yağmur suyunun toplanmasının yaygınlaştırılması, şebekelerdeki kayıpların azaltılması ve arıtılmış suyun yeniden kullanılması gerektiğini belirten Tağıl, tarımsal sulama ile yer altı suyu tüketiminin de havzaların mevcut kapasitesi dikkate alınarak planlanmasını istedi.

Kentlerde yağmur suyunun hızla uzaklaştırılması gereken bir sorun gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Tağıl, uygun alanlarda suyun toprağa sızmasının sağlanmasını, binaların çatılarına düşen yağmurun toplanarak depolanmasını ve içme suyu şebekelerindeki kayıpların önlenmesini önerdi.

Şehirlerin iki farklı iklim riskine aynı anda hazırlanması gerektiğini belirten Tağıl, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Kentleri artık yalnızca kuraklığa ya da yalnızca sele karşı değil, her iki riske birden hazırlamalıyız. Yağmur suyunu hızla uzaklaştırılması gereken bir sorun olarak görmek yerine, uygun alanlarda toprağa sızmasını sağlamalı, çatı sularını toplayıp depolamalı ve şebeke kayıplarını azaltmalıyız. Çünkü mesele yalnızca ne kadar yağmur yağdığı değil, düşen suyu ne ölçüde tutabildiğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz döneme aktarabildiğimizdir.”