Gündem

Marmara Depreminde Riski Belirleyen Tek Unsur Büyüklük Değil

27 Eylül 2026 20:12

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul’da beklenen olası Marmara depreminin etkilerinin yalnızca büyüklük üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek sarsıntının frekansı, süresi, zemin koşulları ve yapıların tepkisine dikkat çekti.

İstanbul’da beklenen olası Marmara depremine ilişkin tartışmalar sürerken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş’tan depremin oluşturabileceği etkinin değerlendirilmesine yönelik dikkat çeken bir açıklama geldi. Bektaş, aynı büyüklükteki depremlerin farklı bölgelerde aynı sonuçları doğurmayabileceğini belirtti.

Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, İstanbul’da meydana gelebilecek bir depremle İzmit’te yaşanacak bir sarsıntının aynı özellikleri taşımayabileceğine işaret etti. Bektaş’a göre deprem tehlikesini değerlendirirken yalnızca sarsıntının büyüklüğüne odaklanmak, yer hareketinin ve yapıların vereceği tepkinin bütün yönleriyle ele alınmasını engelleyebilir.

Silivri Depremine Dikkat Çekti

Bektaş, değerlendirmesinde 2025 yılında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki Silivri depremini de ele aldı. Marmara’daki fayın daha yavaş ve parçalı şekilde kırılmasının, yer hareketinin niteliği üzerinde etkili olabileceğini belirten Bektaş, bölgedeki kalın genç sediman tabakasına da dikkat çekti.

Bu tabakanın, deprem sırasında oluşan yer hareketinin frekans özelliklerini etkileyebileceğini ifade eden Bektaş, sarsıntının karakterinin bölgeden bölgeye farklı sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Böylece aynı büyüklükteki bir deprem, farklı zemin ve yapı koşullarında aynı ölçüde hissedilmeyebilir ya da aynı etkiyi oluşturmayabilir.

Uzun Periyotlu Hareketler Önem Taşıyor

Prof. Dr. Osman Bektaş, özellikle uzun periyotlu yer hareketlerinin İstanbul’daki yüksek ve esnek binalar açısından önem taşıdığını belirtti. Deprem dalgalarının her yapı üzerinde aynı etkiyi oluşturmadığını ifade eden Bektaş, yapıların yüksekliği ve esnekliğiyle sarsıntıya vereceği tepkinin risk değerlendirmelerinde dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

Bektaş’ın değerlendirmesine göre, deprem sırasında ortaya çıkan hareketin özellikleri ile yapıların bu harekete karşı davranışı arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle olası bir sarsıntının etkisini anlamak için yalnızca depremin kaç büyüklüğünde olacağına ilişkin tahminler yeterli olmayabilir.

Frekans Ve Süre Değerlendirmeye Alınmalı

Marmara’daki deprem riski ele alınırken sarsıntının hangi frekansta gerçekleşeceği ve ne kadar süreceği de önem taşıyor. Bektaş, yer hareketinin karakterinin, bölgedeki zemin özelliklerinin ve yapıların dayanım ile tepki özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Bu yaklaşım, olası Marmara depremine ilişkin senaryolarda tek bir ölçütün öne çıkarılmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Depremin büyüklüğünün yanı sıra sarsıntının süresi, frekansı ve yapılara aktaracağı hareketin niteliği de risk analizlerinin bir parçası olarak ele alınmalı.

Prof. Dr. Osman Bektaş’ın değerlendirmesi, İstanbul ve Marmara çevresindeki deprem riskinin çok boyutlu incelenmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu kapsamda “Depremin büyüklüğü kaç olacak?” sorusunun yanında, sarsıntının nasıl bir karakter taşıyacağı ve yapıların bu harekete nasıl karşılık vereceği sorularının da dikkate alınması gerekiyor.