Gündem

Mekke Savunma İ̇ttifakı İ̇çin Askeri Mekanizma Kuruluyor

11 Ekim 2026 15:53

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’nın askeri yapılanmasını ve bölgesel etkilerini değerlendirdi. Yaycı, karşılıklı savunma taahhüdünün hayata geçirilebilmesi için istihbarat paylaşımı, askeri koordinasyon ve ortak karar mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirtti.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında temelleri atılan Mekke Savunma İttifakı, siyasi ve askeri komitelerin oluşturulmasıyla birlikte uygulamaya dönük bir güvenlik mekanizmasına dönüşüyor. GZT YouTube kanalında GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer’in sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, ittifakın kuruluş sürecini, tarafların askeri kapasitelerini ve bölgesel yansımalarını değerlendirdi.

Yaycı, Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin 17 Eylül 2025’te başlamasının ardından Türkiye’de de hazırlık sürecinin yürütüldüğünü söyledi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 14 Ocak 2026’da yaptığı açıklamaya işaret eden Yaycı, Fidan’ın “Türkiye’de bu ittifaka dahil olacak bir senelik ön hazırlığı var.” ifadelerini kullandığını hatırlattı.

Üç ülkenin liderler düzeyinde 7 Ağustos 2026’da Mekke Savunma İttifakı’na imza attığını belirten Yaycı, bu adımla sürecin resmiyet kazandığını aktardı. İttifakın en önemli unsurunun karşılıklı savunma taahhüdü olduğunu ifade eden Yaycı, bu ilkenin NATO’nun 5. maddesiyle benzerlik taşıdığını dile getirdi.

Karşılıklı Savunma İçin Karar Mekanizması Gerekiyor

Karşılıklı savunma ilkesinin uygulanabilmesi için kapsamlı bir mekanizmanın kurulması gerektiğini vurgulayan Yaycı, askeri ve siyasi komitelerin görevlerinin, oylama usullerinin ve olası bir saldırıya verilecek karşılığın önceden belirlenmesi gerektiğini söyledi.

31 Ağustos 2026’da Dışişleri Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarının katılımıyla mekanizma çalışmalarına resmen başlandığını belirten Yaycı, toplantılarda istihbarat paylaşımı, askeri koordinasyon ve kabiliyetlerin entegrasyonu başlıklarının öne çıktığını aktardı. Yaycı, ortak istihbarat akışının önemini, “İstihbarat paylaşımı olmadan bir kere bu yani karar veremezsiniz. Bir ortak istihbarat akışı olması lazım.” sözleriyle anlattı.

Üç Ülkenin Farklı Alanlarda Öne Çıkan Kapasiteleri Bulunuyor

İttifakın güç dengesini değerlendiren Yaycı, Pakistan’ın nükleer kapasitesi ve düzenli ordusuyla, Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü ve diplomatik etkisiyle, Türkiye’nin ise operasyonel tecrübesi ve yerli savunma sanayisiyle öne çıktığını belirtti.

Türkiye’nin savunma sanayisi ihracatındaki yükselişine de değinen Yaycı, Türkiye’nin 2021’de 14’üncü, 2024’te 11’inci sırada bulunduğunu, 2025 verilerine göre ise 8’inci sıraya yükseldiğini söyledi. Yaycı, savunma sanayisi ihracatının 4,5 milyar doların üzerine çıktığını ifade etti.

Ankara ile İslamabad arasında savunma sanayisi, ortak tatbikatlar ve askeri eğitimler bakımından uzun yıllara dayanan bir uyum bulunduğunu kaydeden Yaycı, Suudi Arabistan’la da teknik entegrasyon ve eğitim uyumunu geliştirmek amacıyla ortak tatbikatlar yapılması yönünde karar alındığını aktardı.

Mısır İçin İttifak İhtimali Gündemde

Bölgesel dengeler bakımından 24 Eylül’de New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu temaslarına dikkat çeken Yaycı, üç ülkenin dışişleri bakanlarının Mısır’la bir araya geldiğini söyledi.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye merkezli kaygılarla eylül ayı içinde Mısır’la benzer bir savunma anlaşması imzaladığını hatırlatan Yaycı, Kahire’nin farklı ittifak seçeneklerini değerlendirebileceğini belirtti. Türkiye’nin hem NATO’da hem de Mekke Paktı’nda yer alabilmesine benzer şekilde Mısır’ın da birden fazla ittifak içinde bulunabileceğini dile getiren Yaycı, “Mısır bu ittifakın bir parçası olabilir mi? Olabilir. Zaten en yakın aday o demiştik.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Bölgesel Dengeleri Gözeten Politikası

Yaycı, Türkiye’nin İran ve diğer bölge ülkeleriyle ilişkilerinde dengeyi korumaya çalıştığını belirterek Ankara’nın uluslararası krizlerde izlediği dış politika çizgisine vurgu yaptı. Rusya-Ukrayna savaşı sırasında sergilenen tarafsızlık politikasını bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak gösteren Yaycı, ittifakların doğurabileceği risklerin Türk diplomasisi tarafından yönetilebilecek düzeyde olduğunu söyledi.

Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının ardından 25 Eylül’de Riyad’da bir araya gelen Genelkurmay Başkanlarının arazi kıyafetleriyle toplantıya katılmasını da değerlendiren Yaycı, bu görüntünün kararlılık mesajı taşıdığını ifade etti.

Türkiye’nin bölgesel güvenlikteki rolüne de değinen Yaycı, Ankara’nın Afrika Boynuzu’nda, özellikle Somali’deki askeri varlığı sayesinde Kızıldeniz ve Babülmendep hattında küresel deniz ticaretinin güvenliğinin sağlanmasında kritik bir güç olduğunu belirtti. Türkiye’nin savunma sanayisi, askeri tecrübesi ve diplomatik kapasitesiyle ittifakın farklı boyutlarında etkili bir konum üstlendiğini kaydetti.