Güncel

Mor Çatı Konferansında Şiddetle Mücadelede Dayanışma Vurgusu

10 Ekim 2026 17:14

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın düzenlediği konferansta, farklı ülkelerden kadın örgütleri temsilcileri deneyimlerini paylaştı. Konuşmacılar, uzman destek hizmetlerinin korunması, dayanışma merkezlerinin güçlendirilmesi ve kadınların kendi kararlarını alabilmesinin önemine dikkat çekti.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından İstanbul Beyoğlu’ndaki bir otelde “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri - Uluslararası Deneyimler” başlıklı konferans düzenlendi. Farklı ülkelerden kadın örgütlerinin temsilcilerini bir araya getiren konferansta, kadına yönelik şiddetle mücadelede dayanışma merkezlerinin rolü ve feminist destek hizmetlerinin önemi ele alındı.

Konferansın “Dayanışma Merkezleri: Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Nasıl Bir Dönüşüm Yaşanıyor?” başlıklı ilk oturumunda Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı (WAVE) temsilcisi Elena Floriani, Danimarka Danner’den Ditte Specht ve Mor Çatı’dan Leyla Soydiç konuştu. Oturumun moderatörlüğünü Mor Çatı Gönüllüsü Elif Ege üstlendi.

Uzman Destek Hizmetlerinin Rolü

WAVE temsilcisi Elena Floriani, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadelede uzman destek hizmetlerinin önemini anlattı. Bu hizmetlerin kadınların ve kız çocuklarının ihtiyaçlarını merkeze alan feminist çalışmalar olduğunu belirten Floriani, kesişimsel yaklaşım sayesinde kadınların kendi yaşamlarıyla ilgili kararlarının tanındığını ve şiddet döngüsü boyunca güçlendirildiklerini söyledi.

WAVE’nin savunuculuk, kapasite geliştirme, dayanışma ve araştırma alanlarında faaliyet yürüttüğünü aktaran Floriani, kadınlara yönelik uzman destek hizmetlerinin devlet tarafından başlatılmadığını ifade etti. Avrupa’nın farklı ülkelerinde feminist aktivistlerin 1970’li yıllarda ilk kadın sığınaklarını açtığını belirten Floriani, kadın örgütlerinin kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarının oluşmasında önemli bir itici güç olduğunu kaydetti.

WAVE’nin bu yıl yayımladığı “Değişimin Aktörleri” başlıklı rapora da değinen Floriani, kadın örgütlerinin bireysel, toplumsal ve siyasal düzeylerdeki rolünün incelendiğini aktardı. Uzman destek hizmetlerinin yalnızca sığınakta barınma olanağı sunmadığını belirten Floriani, bu yapıların toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini, kurumlar arası işbirliğini geliştirdiğini ve politikaları etkilediğini söyledi.

Floriani, kadınlara özgü bir yaklaşımı bulunmayan genel hizmetlerin uzman destek hizmetlerinin yerini alamayacağını vurgulayarak, “Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddetle anlamlı bir mücadele için bu hizmetler vazgeçilmezdir” dedi. Kadın haklarına yönelik tepkiler, toplumsal cinsiyet karşıtı hareketler ve finansman kısıtlamalarının kadın örgütlerinin çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Floriani, uzman destek hizmetlerinin korunması, tanınması ve güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Şiddetle Mücadelede Bütünlüklü Yaklaşım

Danimarka’da faaliyet gösteren Danner Kadın Örgütü temsilcisi Ditte Specht ise farklı sektörler, meslek grupları ve girişimler arasında işbirliği kurulması gerektiğini söyledi. Kadın sığınaktan ayrıldığında desteğin sona ermediğini belirten Specht, şiddetten uzak bir yaşama giden yolun sığınaktan çıkmakla tamamlanmadığını ifade etti.

Mor Çatı Gönüllüsü Leyla Soydiç, Mor Çatı’nın kendisini bir hizmet sunucusu olarak tanımlamadığını belirterek, dayanışma merkezlerinin kadınların şiddetten ve şiddetin uzun yıllara yayılan sosyal, ekonomik ve ruhsal etkilerinden uzaklaşabilmesine destek olduğunu söyledi.

Şiddetin yalnızca bireysel sorunlara indirgenmesinin güç ilişkilerini görünmez kıldığını dile getiren Soydiç, kadınların kendi hayatlarının uzmanı olduğunu vurguladı. Kadınların yerine karar vermeden, kendi kararlarını alabilmeleri için yanlarında olunması gerektiğini belirten Soydiç, kadınların deneyimlerinin, dirençlerinin ve güçlerinin dayanışma sürecinde göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.

Farklı Ülkelerden Dayanışma Deneyimleri

Konferansın “Dayanışma Merkezlerini Çeşitlilikle Sürdürmek” başlıklı ikinci oturumunu Mor Çatı Gönüllüsü Selime Büyükgöze yönetti. Oturumda Ulusal Kadın Dayanışma Federasyonu (FNSF - Fédération Nationale Solidarité Femmes) İletişim Birimi Sorumlusu Camille Lextray, Senin İçin Kadın Derneği (Asociación Por Ti Mujer) temsilcisi Dr. Lucía Ávila Carrillo ve Kadın Evi (Casa della Donna) bünyesindeki Şiddet Karşıtı Merkez (Centro Antiviolenza) Koordinatörü Dr. Francesca Pidone konuştu.

Fransa’daki FNSF’nin çalışmalarını anlatan Camille Lextray, federasyonun ülkenin farklı bölgeleri ve denizaşırı topraklarındaki 80’den fazla derneği bir araya getirdiğini söyledi. Kadınların yardım hatlarına başvururken ortalama üç farklı şiddet biçimi bildirdiğini aktaran Lextray, psikolojik şiddetin yüzde 85 ile ilk sırada yer aldığını belirtti. Aile içi şiddetin “zehirli ilişki” şeklinde tanımlanmasının saldırganı, tahakkümü ve sorumluluğu görünmez kıldığını ifade etti.

İtalya’daki Casa della Donna bünyesinde faaliyet gösteren Şiddet Karşıtı Merkez’in Koordinatörü Dr. Francesca Pidone, Pisa’da 1996 yılında kurulan örgütün kar amacı gütmeyen feminist bir yapı olduğunu anlattı. Via Galli Tassi’de bulunan merkezin kadınlar tarafından işgal edilen kamusal bir alanın gönüllü çalışmalarla dönüştürülmesiyle oluştuğunu belirten Pidone, yapının tüm kadınlara açık olduğunu söyledi.

İspanya’nın Valencia kentinde çalışan Senin İçin Kadın Derneği temsilcisi Dr. Lucía Ávila Carrillo ise göçmen kadınların haklara erişimi ve kadına yönelik şiddetle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini aktardı. Derneğin 2009 yılında göçmen kadınlar tarafından kurulduğunu belirten Carrillo, vatandaşlığa erişim, yasal statünün düzenlenmesi ve insan haklarından yararlanma süreçlerinde destek sunduklarını ifade etti. Çalışmalarında kesişimsel toplumsal cinsiyet, insan hakları ve kültürlerarası yaklaşımı esas aldıklarını söyledi.

Konferans, ikinci oturumun soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.