Nuri Pakdil Vefatının 7. Yılında Eserleriyle Anılıyor
Kahramanmaraş doğumlu şair ve yazar Nuri Pakdil, vefatının 7. yılında anılıyor. Kudüs’e bağlılığı, özgün dili ve edebiyata kazandırdığı eserlerle Türk kültür hayatında kalıcı bir iz bırakan Pakdil, 18 Ekim 2019’da hayatını kaybetmişti.
Türk edebiyatında alışılmış anlatım biçimlerinin dışına çıkan Nuri Pakdil, dili ve sayfa düzenini bir protesto alanı olarak kullanan özgün yaklaşımıyla tanındı. Yerli değerlerden beslenen, ancak evrensel bir bakış taşıyan metinleriyle Türk düşünce ve kültür hayatında etkili olan Pakdil, vefatının 7. yılında eserleri ve fikirleriyle anılıyor.
1934’te Kahramanmaraş’ın Yörükselim Mahallesi’nde dünyaya gelen Pakdil’in ismi nüfus kayıtlarına “Nureddin Pakdil” olarak geçti. Mehmet Emin Ziyai ile Hatice Vecihe Hanım’ın oğlu olan yazar, edebiyat ve düşünce dünyasına ortaokul yıllarında tanıştığı “Büyük Doğu” dergisiyle adım attı.
“Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum/Ayarlanmadan Kudüs’e/ Boşuna vakit geçirirsin/ Buz tutar/ Gözün görmez olur” dizelerinin sahibi Pakdil, ilk yazılarını Kahramanmaraş’ta yayımlanan “Demokrasiye Hizmet” ve “Gençlik” gazetelerinde yayımladı. 1954-1955 yıllarında Maraş Lisesi’nde öğrenim görürken iki okul arkadaşıyla birlikte “Hamle” dergisini çıkardı. Dergi, kısa sürede lise çevresini aşarak Ankara ve İstanbul’daki yazar ve şairlerin de dikkatini çekti.
Üniversite Yıllarında Edebiyat Çevresi Genişledi
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Pakdil, öğrencilik döneminde Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç gibi önemli isimlerle tanıştı. Öğrencisi yazar Necip Evlice, Pakdil’in üniversite yıllarını Türkiye’nin 27 Mayıs öncesindeki zor ve çalkantılı döneminde geçirdiğini, derslerde anlatılanlarla kendi inançları arasında bocaladığını aktarmıştı.
Mezuniyetinin ardından bir süre “Yeni İstiklal” gazetesinin sanat sayfalarını yöneten Pakdil, askerlik görevini Bitlis’te tamamladı. 1965’te hukuk müşaviri olarak Devlet Planlama Teşkilatında çalışmaya başlayan yazar, daha sonra görevinden ayrılarak yazarlığa yöneldi. Hayatı boyunca “Büyük Doğu” ve “Diriliş” dergileriyle bağını sürdüren Pakdil, edebiyat çalışmalarını bağımsız bir çizgide devam ettirdi.
Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt ve Akif İnan’la birlikte 1969’da “Edebiyat” dergisini kuran Pakdil, yayını “sabır üssü” olarak nitelendirdi. 1984’e kadar yayımlanan dergi, çok sayıda şair ve yazarın yetiştiği bir okul işlevi gördü. 1972’de kurulan Edebiyat Dergisi Yayınları ise Pakdil’in ve aynı kuşağın yazarlarının eserlerinden oluşan 45 kitabı okurla buluşturdu.
Kudüs Tutkusu Eserlerine Yansıdı
“Biat”, “Batı Notları”, “Bir Yazarın Notları”, “Anneler ve Kudüsler”, “Klas Duruş”, “Edebiyat Kulesi”, “Bağlanma” ve “Sükut Suretinde” eserlerini kaleme alan Pakdil, Paris izlenimlerini aktardığı “Batı Notları” ile de dikkat çekti. Düşünsel çizgisini “Ben, antikapitalist, antifaşist, antinazist, antisiyonist, antisosyalist ve en önemlisi de Türkiye özelinde olmak üzere antifiravunist bir bilince ve iradeye sahip devrimci bir yazarım.” sözleriyle ifade etti.
Pakdil, devrimciliğinin temelinde İslam’a olan sarsılmaz bağlılığının bulunduğunu belirtti. Zulüm, haksızlık ve adaletsizliğe karşı mücadele edilmesi gerektiğini savunan yazar, insanın yalnızca emeğinin karşılığını yiyebileceğini dile getirdi. 1997’de yayımlanmaya başlayan 6 kitaplık “Otel Gören Defterler” serisinde ise inzivaya çekilmiş bir yazarın tahlillerine, sorgulamalarına ve kendisiyle hesaplaşmasına yer verdi.
Şiir, günlük, tiyatro, deneme ve mektup türlerinde 40’ı aşkın eser veren Pakdil, Arapça ve Fransızcadan yaptığı çevirilerle de edebiyat dünyasına katkı sundu. “N. Nuri Pakdil”, “Emin Ziyaioğlu”, “Emin Nuri Ziyaioğlu”, “Ebubekir Sonumut”, “Murtaza Tunçgök”, “İlyas Tarık”, “Hamid Sıla”, “Ali İmran” ve “Yahya Hurşit” gibi müstear isimler kullandı.
Şair Mürsel Sönmez, Pakdil’in şiir, deneme, tiyatro ve çevirilerinin birbirine geçen bir yapı taşıdığını belirterek, metinlerindeki geçişkenlik ve imgesel dilin onu postmodern metinlerin ilk örneklerine yaklaştırdığını ifade etti.
Ödülleri Ve Son Yılları
Nuri Pakdil, yerli düşüncenin egemenliği adına ortaya koyduğu eserleri, özgün kelime tercihleri ve insanı merkeze alan fikirleri nedeniyle 2019 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Yazar ayrıca 2013’te “Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü”nü, 2014’te ise “Necip Fazıl Saygı Ödülü”nü aldı. “Umut” adlı eseri, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından 2014-2015 tiyatro sezonunda sahnelendi.
Kudüs’ü hayatının ve düşünce dünyasının merkezine yerleştiren Pakdil, “Yüreğimin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.” sözleriyle bu bağlılığını anlattı. Ömrünün son yıllarında, 81 yaşındayken şiirler yazdığı Kudüs’e giderek Mescid-i Aksa’da cuma namazı kıldı.
İslam dünyasının Kudüs’e yönelik tavrını “trajik” olarak nitelendiren Pakdil, “İslam dünyasının kurtuluşu ancak ve ancak Türkiye’nin ayağa kalkmasıyla mümkün olacaktır. Ben yeryüzündeki İslami hareketin Türkiye’den başlayacağına inanıyorum.” demişti.
Sanatı dönüştürücü bir eylem alanı olarak gören Nuri Pakdil, 18 Ekim 2019’da 85 yaşındayken vefat etti. Pakdil, Ankara’daki Taceddin Dergahı’na defnedildi. Hakkında sempozyum, tez, dergi, kitap ve belgesel çalışmaları yapılan yazarın “Umut”, “Harikalar Tablosu”, “Ay Operası”, “Bağlanma”, “Put Yapımevleri”, “Bir Yazarın Notları”, “Edebiyat Kulesi”, “Derviş Hüneri”, “Arap Saati”, “Klas Duruş”, “Osmanlı Simitçiler Kasidesi” ve “Bakır Dönemi” eserleri, edebiyat mirasının öne çıkan çalışmaları arasında yer aldı.