Gündem

Riyad Mutabakatlarıyla Hicaz Güzergâhına Yeni İ̇şlev

26 Eylül 2026 10:01

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan iki mutabakat zaptı, demiryolu ve lojistik alanlarında iş birliğini kurumsallaştırmayı hedefliyor. Gündemdeki güzergâh, Körfez’i Suriye ve Ürdün üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlama potansiyeli taşıyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 9 Haziran’da Riyad’da Suudi mevkidaşı Saleh bin Nasser Al-Jasser ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki ülke arasında Demiryolu Sektörü Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı ile Lojistik Hizmetleri Alanında İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı imzalandı.

Resmî açıklamalara göre söz konusu metinler, doğrudan bir inşa sözleşmesi niteliği taşımıyor. Mutabakatlar, Türkiye ile Suudi Arabistan’ın ulaştırma ve lojistik alanlarındaki iş birliğini düzenli ve kurumsal bir zemine oturtmayı amaçlıyor.

İş Birliğinin Teknik Çerçevesi

Lojistik hizmetlerine ilişkin mutabakat; lojistik merkezlerin inşası, işletilmesi ve yönetilmesi, deneyim paylaşımı ile ortak faaliyetlerin geliştirilmesini kapsıyor. Demiryolu alanındaki metin ise teknik şartnameler, sinyalizasyon ve haberleşme sistemleri, demiryolu dijitalleşmesi, altyapı uygulamaları, emniyet ve güvenlik sistemleri, araştırma-geliştirme çalışmaları, eğitim kurumları arasındaki ortaklıklar ve demiryolu sanayisinde yerlileşme gibi başlıklara uzanıyor.

Bu çerçeve, Ankara ile Riyad’ın ulaştırma alanında daha düzenli bir ilişki kurmak istediğini ortaya koyuyor. Ancak görüşmenin önemi yalnızca ikili ticaretle sınırlı değil. Bakan Uraloğlu’nun açıklamalarında kesintisiz ticaret, lojistik zincirleri, transit taşımacılık, Suriye-Ürdün-Irak güzergâhları ve Türkiye’den Suudi Arabistan’a gerçekleştirilecek deneme seferleri öne çıktı.

Uraloğlu, 2012 öncesinde iki ülke arasındaki yıllık karşılıklı taşıma sayısının 20 bine ulaştığını, bölgedeki gelişmeler nedeniyle mevcut rakamların bu seviyenin gerisinde kaldığını belirtti. Hedefin ise eski seviyenin üzerine çıkmak olduğunu söyledi.

Hicaz Demiryolu Vurgusu

Mutabakat metinlerinde doğrudan “Hicaz Demiryolu’nu yeniden inşa ediyoruz” ifadesi yer almıyor. Buna karşın Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında kurulabilecek demiryolu bağlantısı, Hicaz hattının modern bir yorumu olarak gündeme getiriliyor.

Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Suudi Arabistan’ın Ürdün ve Suriye üzerinden birbirine bağlanmasını üç-dört yıl içinde hedeflediklerini açıkladı. Suudi Arabistan’dan Ürdün sınırına kadar olan hattın hazır olduğu, Türkiye tarafında ise İslahiye, Kilis ve Gaziantep bağlantılarının tamamlandığı belirtildi. Geriye Suriye ile Ürdün arasında yaklaşık 400 kilometrelik bir bölümün kaldığı ifade edildi.

Osmanlı döneminde 1900 ile 1908 arasında inşa edilen Hicaz Demiryolu, Şam’dan Medine’ye uzanıyordu. Hattın görünür amaçlarından biri hac yolculuğunu kolaylaştırmaktı. Bununla birlikte demiryolu, Osmanlı merkezinin Arap vilayetleriyle bağını güçlendirme girişimi olarak dinî, idari ve askerî anlamlar da taşıyordu.

Körfez İçin Alternatif Kara Güzergâhı

Bugünkü tartışmanın merkezinde ise hac yolculuğundan çok ticaret ve güvenlik bulunuyor. Güzergâhın hayata geçmesi halinde Körfez’in malları, enerjisi, yolcuları ve ticareti kuzeye, Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınabilecek. Böylece bölge ülkeleri için daha çeşitli kara bağlantılarının oluşturulması mümkün olabilecek.

Suudi basınında görüşme, kara, deniz, hava ve demiryolu taşımacılığını kapsayan geniş bir ulaştırma buluşması olarak ele alındı. El-İktisadiyye ve Şarku’l Avsat gibi ekonomi ağırlıklı yayınlarda ise konu, Körfez’i Avrupa’ya bağlayabilecek kara güzergâhı bağlamında değerlendirildi. Riyad’ın Vizyon 2030 kapsamında kendisini üç kıtayı birbirine bağlayan küresel bir lojistik merkez haline getirme hedefi, bu bağlantının önemini artırıyor.

Arapça yayınlarda Hürmüz ve Babülmendep gibi deniz geçişlerinin kırılganlığı da öne çıkarıldı. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler, Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri ve İran savaşı, deniz yollarına aşırı bağımlılığın maliyetini yeniden gündeme getirdi. Ancak kara demiryolu bağlantısının Hürmüz’ü tamamen devre dışı bırakması beklenmiyor. Petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığında deniz yolları ile boru hatlarının yerini bütünüyle alması zor.

Belirleyici Aşama Suriye Ve Ürdün

Projenin en kritik bölümünü Türkiye veya Suudi Arabistan’dan çok Suriye oluşturuyor. Türkiye tarafındaki bağlantıların belli ölçüde hazır olduğu, Suudi Arabistan’ın Ürdün sınırına kadar uzanan demiryolu ağının da mevcut bulunduğu belirtiliyor. Buna karşılık Suriye ve Ürdün arasındaki eksik bölümün nasıl tamamlanacağı, Suriye’deki hatların hangi hızla onarılacağı, sınır geçişlerinin nasıl işleyeceği ve güvenliğin nasıl sağlanacağı henüz netleşmiş değil.

Bu nedenle mutabakat zaptı siyasi iradeyi gösterse de hattın düzenli işlemesi; finansman, gümrük uygulamaları, bakım, devlet kapasitesi ve güvenlik gibi başlıklarda somut adımlar atılmasına bağlı olacak. Ankara’nın Orta Koridor ve Irak üzerinden planlanan Kalkınma Yolu ile birlikte değerlendirdiği güzergâh, Riyad’ın Vizyon 2030 hedefleriyle kesişiyor.

Ortada henüz tamamlanmış bir koridor bulunmuyor. Ancak Riyad’daki mutabakatlar, Körfez’i kuzeyden Türkiye ve Avrupa’ya bağlayabilecek kara ve demiryolu seçeneklerinin daha ciddi biçimde ele alındığını gösteriyor. Suriye-Ürdün bağlantısı tamamlanır, sınır geçişleri işler hale gelir ve düzenli yük taşımacılığı başlarsa Hicaz Demiryolu, tarihî bir hatıranın ötesine geçerek bölgesel bir güzergâha dönüşebilir.