Samsun’da 820 Yıllık Göğceli Camii Restorasyonla Yenileniyor
Samsun’un Çarşamba ilçesinde 1206 yılında çivi kullanılmadan ahşap yığma tekniğiyle inşa edilen Göğceli Camii, kapsamlı restorasyonla özgün mimarisine kavuşturuluyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından tarihi yapının yeniden ibadete açılması ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne teklif edilmesi hedefleniyor.
Samsun’un Çarşamba ilçesinde bulunan ve halk arasında “Çivisiz Cami” olarak da bilinen Göğceli Camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarıyla geleceğe hazırlanıyor. Ahşap yığma tekniğiyle inşa edilen tarihi yapı, özgün mimari özellikleri korunarak yenilenecek.
Göğceli Camii’nin restorasyonu 16 Şubat 2026 tarihinde başladı. Toplam 550 takvim günü sürmesi planlanan çalışmalar kapsamında, yapının hava şartlarından zarar görmemesi amacıyla geçici koruyucu çelik çatı oluşturuldu. Caminin çevresi de metal duvarlar ve diğer koruyucu uygulamalarla güvence altına alındı.
Restorasyon sürecinde caminin iç ve dış bölümlerine iskeleler kuruldu. Bu iskeleler aracılığıyla özgün yapı elemanlarının korunmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor. Yapının içerisindeki ahşap kaplama ve karkas sökülürken döşemeler arasında biriken moloz ve pislikler temizlendi. Daha sonraki uygulamaları olumsuz etkileyebilecek demir elemanlar da yapıdan kaldırıldı.
Ahşap Taşıyıcı Sistem Güçlendirilecek
Çalışmalar kapsamında caminin taşıyıcı ahşap elemanlarının sağlamlaştırılması planlanıyor. İhtiyaç duyulan bölümlerde ahşap dolgu ve koruyucu uygulamalar yapılacak. Yapının temelinde bulunan ahşap kadron ile temel kirişlemeleri ihya edilerek güçlendirilecek.
Ahşap döşemeler, yapının özgün malzeme ve mimari özelliklerine uygun biçimde yenilenecek. Mevcut kiremit çatı örtüsünün yerine ise geleneksel ahşap çatı malzemesi hartama uygulanacak. Caminin ahşap tavanı ve sütunlarında bulunan kalem işi süslemeler için bakım, tamamlama ve konservasyon çalışmaları gerçekleştirilecek.
Samsun Vakıflar Bölge Müdürü Hüseyin Uysal, yapının özgün mimarisine bağlı kalınarak restore edildiğini belirtti. Uysal, Göğceli Camii’nin 1206 yılında inşa edildiğini ve yapımında çivi kullanılmadığı için “Çivisiz Cami” adıyla da anıldığını söyledi.
Uysal, tarihi yapının Karadeniz Bölgesi’ndeki Anadolu ahşap mimarisinin önemli örneklerinden biri olduğunu ifade ederek, caminin ahşap yığma tekniğiyle yapıldığını aktardı. Tavanındaki ahşaplarda kök boyalarıyla oluşturulan kalem işi nakışların bulunduğunu belirten Uysal, çatı örtüsünün mevcut durumda kiremitten oluştuğunu kaydetti.
Restorasyonun 16 Şubat 2026’da başladığını ve 550 gün devam edeceğini yineleyen Uysal, yapının süreç boyunca geçici koruyucu çatı ve metal duvarlarla koruma altına alındığını dile getirdi. Uysal, özgünlüğün korunması amacıyla çatıdaki kiremit örtünün hartamayla değiştirileceğini, ahşap tavan ve duvarlarda yenileme yapılacağını söyledi.
Taşıyıcı sistemlerin sağlamlaştırılacağını ve ahşap döşemelerin yenileneceğini belirten Uysal, restorasyonun tamamlanmasının ardından caminin yeniden ibadete açılacağını açıkladı. Uysal ayrıca tarihi yapının UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne teklif edileceğini ifade etti.
Ahşap Numunelerle Yapım Tarihi Belirlendi
Göğceli Camii, Çarşamba ilçesi Hasbahçe Mahallesi’nde, Göğceli Mezarlığı içerisinde yer alıyor. Yapıdan alınan ahşap numuneler üzerinde gerçekleştirilen testler sonucunda caminin 1206 yılında inşa edildiği belirlendi. Caminin ön bölümündeki revakın ise 1335 yılında eklendiği tespit edildi.
16 Mayıs 1986’da birinci derecede korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen Göğceli Camii, çivi kullanılmadan ahşap yığma tekniğiyle yapılması nedeniyle “Çivisiz Cami” adıyla tanınıyor.
Yapıda kuzey-güney doğrultusunda 14 metre, doğu-batı doğrultusunda ise 13 metre uzunluğunda tek parça ahşap kalasların kullanıldığı belirtiliyor. Ahşap tavan ve duvarlarda kök boyalarıyla oluşturulan kalem işi süslemeler, caminin dikkat çeken özellikleri arasında bulunuyor.
Göğceli Camii, deprem takozu sistemi sayesinde bölgede meydana gelen çok sayıda depremi hasar almadan atlatarak günümüze ulaşmasıyla da öne çıkıyor. Restorasyonun tamamlanmasıyla tarihi yapının hem ibadet işlevine yeniden kavuşması hem de kültürel miras niteliğinin uluslararası düzeyde tescillenmesi amaçlanıyor.