Güncel

Sedat Özdemir Atık Ağaçları Epoksiyle Sanata Dönüştürüyor

30 Eylül 2026 09:25

Mesleğe 30 yıl önce mobilyacı yanında çırak olarak başlayan ahşap ustası Sedat Özdemir, son 5-6 yıldır kurumuş ve atık durumdaki ağaçları epoksiyle buluşturarak masa ve süs eşyaları başta olmak üzere özgün tasarımlar üretiyor.

Özel Haber- Mümin AĞCAKAYA

Ahşapla kurduğu bağı yıllar içinde sanatsal tasarımlara dönüştüren Sedat Özdemir, kurumuş, yıldırım çarpmış ya da atık olarak değerlendirilen ağaç parçalarına yeniden hayat veriyor. Mesleğe yaklaşık 30 yıl önce bir mobilyacının yanında çırak olarak başlayan Özdemir, ahşap işlerine duyduğu ilgiyi zamanla kendi işine taşıdı.

Son 5-6 yıldır çalışmalarını kendi atölyesinde sürdüren Özdemir; ağaç kökleri, ağaç kesitleri ve farklı ahşap parçalarından masalar ile çeşitli süs eşyaları tasarlıyor. Hazırladığı ürünleri epoksiyle buluşturan ahşap ustası, bu yöntemle ortaya çıkan çalışmaların daha zengin, uzun ömürlü ve dikkat çekici hale geldiğini belirtiyor.

Mobilyacılıktan Ahşap Ustalığına

Mesleğe çırak olarak başladığını anlatan Sedat Özdemir, ahşapla uğraşmayı sevdiği için bu alanı meslek olarak benimsediğini söyledi. Özdemir, “Mesleğe yaklaşık 30 yıl önce bir mobilyacının yanında çırak olarak başladı. Ahşapla uğraşmayı çok sevdiğim için bunu bir meslek olarak gördüm. Son 5-6 senedir de kendi işimi yapıyorum. Ahşap işlerinin yanında ağaç kökleri, kesitlerinden masalardan çeşitli süs eşyalarına kadar tasarımlar yapıyorum. Ortaya çıkan bu ürünleri epoksiyle buluşturarak daha zengin, uzun ömürlü ve göz alıcı ürünler oluyor” dedi.

Diyarbakır’da bu alandaki çalışmaların fazla bilinmediğini ifade eden Özdemir, yaptığı işin tanıtımını kendi olanaklarıyla sürdürmeye çalıştığını belirtti. Özdemir, karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ise bu mesleği sürdürecek eleman bulmak olduğunu dile getirdi.

Atık Ağaçlar Yeniden Değer Kazanıyor

Çalışmalarında farklı ağaç türlerinden yararlanan Özdemir, sertliği ve uzun ömürlü olması nedeniyle ağırlıklı olarak ceviz ağacını tercih ettiklerini söyledi. Müşterilerin de genellikle ceviz ağacından yapılan ürünlere ilgi gösterdiğini belirten Özdemir, taleplere göre zeytin, kestane, kayın ve iğde ağaçlarını da kullandıklarını aktardı.

Özdemir, tasarımlarında kullandıkları ağaçların çoğunlukla kurumuş, yıldırım çarpmış veya atık olarak ayrılmış ağaçlardan oluştuğunu söyledi. Sobalarda yakılmak üzere bir kenara bırakılan ağaç parçalarının da işlenerek farklı ürünlere dönüştürülebildiğini belirten Özdemir, “Bu atık ağaçlara kendi işçiliğimizi de katarak birbirinden farklı tasarımlar ortaya çıkarabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Ağaçları temin ettikleri fabrikaların Orman Bakanlığı ile birlikte çalıştığını aktaran Özdemir, bakanlık tarafından tescillenen ağaçların kesiminden sonra bu ağaçları fabrikalardan fırınlanmış şekilde satın aldıklarını söyledi.

Ahşabın epoksiyle işlenmesinin ağacın doğal özelliklerini daha belirgin hale getirdiğini anlatan Özdemir, “Epoksiyle ağaç işlendiği zaman ağacın damarlarını, gözeneklerini daha belirgin hale getiriyor ve ona apayrı bir canlılık katıyor” dedi.

Ağacın Kesitinde Geçmişi Görmek

Özdemir’e göre ahşap tasarımları ilgi çekici kılan unsurların başında, her ağacın kendine özgü damar yapısı geliyor. İnsanların asırlık ağaçlara dokunduklarında, kesitlerde oluşan damarlar üzerinden ağacın geçmişine dair izleri görebildiğini belirten Özdemir, hiçbir ağacın damar yapısının bir diğerinin aynısı olmadığını söyledi.

Ağaçların yetiştiği yerin ve geçirdiği mevsimlerin damar aralıklarına yansıdığını anlatan Özdemir, kurak mevsimlerde damarlar arasındaki mesafenin daraldığını, yağışın fazla olduğu ve ağacın sulak alanda yetiştiği dönemlerde ise bu mesafenin genişlediğini ifade etti.

“Ağaçlar bir kitap gibidir. Okumasını bilenler için. Bir ağacın kesitine baktığın zaman o ağacın geçmişini, geçirdiği evreleri görebilirsin. Mevsim kurak geçtiği zaman damarlar arası mesafe daralıyor. Çok yağmurlu ve ağaç sulak alandaysa damarlar arasındaki mesafe genişliyor. Yani o kesitten ağacın şeceresini anlamak mümkündür” diyen Özdemir, ahşabın epoksiyle kaplandığında dış ortamla temasının kesildiğini ve daha uzun ömürlü hale geldiğini söyledi.