Gündem

Sel Sonrası İ̇stanbul’da Bulaşıcı Hastalık Alarmı Yok

28 Ekim 2026 14:13

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Dr. Mete Güngör, 14 ve 15 Ekim’deki yoğun yağışların ardından yürütülen sağlık çalışmaları hakkında bilgi verdi. Güngör, kentte bulaşıcı hastalıklar açısından şu aşamada endişe edilecek bir durum bulunmadığını açıkladı.

İstanbul’da 14 Ekim günü etkili olan yağışın ardından birçok noktada su baskınları yaşandı. Can kayıpları ve yaralanmaların da meydana geldiği selin ardından kent genelindeki sağlık çalışmaları yoğunlaştırıldı. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Dr. Mete Güngör, sel sularının çekilmesinden sonra oluşabilecek sağlık riskleri, temizliğin nasıl yapılması gerektiği ve bulaşıcı hastalık ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Güngör, 14 ve 15 Ekim’deki yoğun yağışların ardından halk sağlığı kapsamında önceliğin kişisel ve çevresel risklerin belirlenmesi, güvenli suyun temin edilmesi ve bulaşıcı hastalıkların kontrolüne verildiğini belirtti. Sahada 200’den fazla çevre sağlığı teknisyeninin, 39 ilçe sağlık müdürlüğünün koordinasyonunda görev yaptığını aktaran Güngör, ilk iki günde yaklaşık 3 bin 500 klor bakiyesi numunesi alındığını, 870 şebeke suyu numunesinin analiz edildiğini söyledi.

Şebeke sularının rutin denetimlerinin de sürdüğünü ifade eden Güngör, her gün yaklaşık bin 107 noktada klor bakiyesi ölçümü yapıldığını, 15 günde bir biyolojik, mikrobiyolojik ve biyokimyasal numuneler alınarak halk sağlığı laboratuvarlarında incelendiğini kaydetti. Selin ardından bu kontrollerin artırıldığını belirten Güngör, şüpheli ya da uygunsuz bir bulgu tespit edilmesi halinde İSKİ ile irtibata geçilerek gerekli düzeltici işlemlerin yapıldığını ve sonuçların yeniden kontrol edildiğini bildirdi.

Sel Sularında Kanalizasyon Ve Kimyasal Riskine Dikkat

Sel sonrası kanalizasyonların taşması ve kanalizasyon suyuyla karışan suların evlere girmesinin önemli riskler oluşturabileceğini belirten Güngör, bu sularda bakteri, virüs ve parazit gibi hastalık yapıcı mikroorganizmaların bulunabileceğini söyledi. Yakıtlar ile fabrikaların kimyasal atıklarının da sel suyuna karışabileceğine dikkat çeken Güngör, bu alanların temizliği ve boşaltılmasının profesyonel ekiplerce yapılması gerektiğini vurguladı.

Şebeke suyunun kontrol edilmesinin, bina içindeki tesisatın durumundan bağımsız olduğunu ifade eden Güngör, şüpheli durumlarda suyun kullanım amacıyla kaynatılarak değerlendirilmesini, içme suyu olarak ise kapalı suların tercih edilmesini önerdi. İSKİ ile yapılan çalışmalar kapsamında iki gün süper klorlama uygulandığını ve ölçümlerde işlemin başarılı olduğunun görüldüğünü açıkladı.

Küf Ve Temizlik Maddeleri İçin Uyarı

Sel sularıyla ıslanan alanların hızlı biçimde kurutulması ve havalandırılması gerektiğini belirten Güngör, nemin zamanında giderilmemesi halinde küf oluşabileceğini söyledi. Küfün hastalık yapabilen mantarlar içerebileceğini aktaran Güngör, temizlik sırasında bu maddelerin havaya karışması veya temas yoluyla mantar enfeksiyonlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Az miktardaki küfün yüzey temizleyiciyle giderilebileceğini belirten Güngör, temizlik sırasında kişisel korunmanın ve ortamın havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Kullanılamayacak durumdaki eşyaların ortamdan uzaklaştırılması, ilaçlama işlemlerinin ise profesyonel ekipler tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Ayrıca farklı temizlik maddelerinin bir araya getirilerek karıştırılmasının solunum yoluyla zehirlenmelere neden olabileceğini belirten Güngör, temizlik alanlarının uzun süre havalandırılmasını istedi.

Ayazağa’da Bir Günde 100’e Yakın Ev Ziyareti

Selden etkilenen vatandaşlara yönelik saha çalışmalarının tüm ilçelere yayıldığını belirten Güngör, özellikle yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin takip edildiğini söyledi. Ayazağa’da hekim, psikolog, sosyal çalışmacı, ebe ve hemşirelerden oluşan ekiplerle bir günde 100’e yakın ev ziyareti yapıldığını aktaran Güngör, dükkanlar ve eczanelerin de ziyaret edilerek sağlık durumlarının değerlendirildiğini ifade etti.

Evde sağlık hizmetlerinin kronik ve yatağa bağımlı hastaları düzenli olarak izlediğini belirten Güngör, vatandaşlara sosyal ve psikolojik destek verildiğini, gerekli tanı ve tedavilerin düzenlendiğini söyledi. Sağlık ekiplerinin sahadaki çalışmalarının sürdüğünü ve sağlık hizmetlerinin 7-24 devam ettiğini kaydetti.

Erken Uyarı Sistemiyle Takip Yapılıyor

Bulaşıcı hastalıklar açısından şu ana kadar alarm gerektiren bir durum tespit edilmediğini açıklayan Güngör, Sağlık Bakanlığı’nın Erken Uyarı Sistemi üzerinden muayene ve tetkik sonuçlarının takip edildiğini belirtti. Şüpheli bulaş veya zehirlenme halinde ilçe ekipleriyle birlikte sürveyans ve filyasyon çalışmalarının başlatıldığını, gerekli görülürse kişisel ve çevresel numunelerin alındığını söyledi.

Güngör, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, ateş, sarılık, yüzde veya gözde şişme, aşırı öksürük ve nefes darlığı gibi şikayetleri bulunanların sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini belirtti. Sel sonrası kirli yaralanmaların da görülebileceğini ifade eden Güngör, vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvurarak gerekli kontrolleri ve tetanos aşısı değerlendirmesini yaptırmasını tavsiye etti. Güngör, mevcut durumda bulaşıcı hastalıklar yönünden endişe edilecek bir durum olmadığını vurguladı.