Uzmandan 2050 uyarısı: Alzheimer riskini azaltmak için 8 öneri
Dünyada yaklaşık 57 milyon kişi demansla yaşarken Türkiye’de Alzheimer ve diğer demans türleriyle yaşayanların sayısının yaklaşık 700 bin olduğu tahmin ediliyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, bu sayının 2050’ye kadar 2-2,5 katına çıkabileceğini belirterek erken tanının ve değiştirilebilir risk faktörlerinin önemine dikkat çekti.
Demans ve Alzheimer hastalığı, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkilerken Türkiye için de giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, yaşlı nüfusun artmasına paralel olarak gelecek yıllarda vaka sayısında ciddi bir yükseliş yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 57 milyon kişinin demansla yaşadığını bildirdi. Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vakanın görüldüğünü belirten Gömceli, Alzheimer hastalığının tüm demans vakalarının yüzde 60-70’ini oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye’de sayı 2-2,5 katına çıkabilir
Türkiye’de yaklaşık 700 bin kişinin Alzheimer ve diğer demans türleriyle yaşadığı tahmin ediliyor. Prof. Dr. Gömceli, nüfusun hızla yaşlanması nedeniyle bu sayının 2050 yılına kadar 2-2,5 katına çıkmasının beklendiğini söyledi.
Türkiye’de yüzde 10 seviyelerinde bulunan 65 yaş üstü nüfus oranının 2050’de yüzde 23’e ulaşmasının öngörüldüğünü aktaran Gömceli, Alzheimer’ın gelecek yıllarda ülkenin önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline gelebileceğine işaret etti.
Alzheimer hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?
Alzheimer, beyindeki sinir hücrelerinin ilerleyici biçimde hasar görmesi ve ölmesi sonucunda ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olarak tanımlanıyor. Hastalık zaman içinde bellek, düşünme, dil, yargı ve günlük yaşam becerilerinde bozulmaya neden oluyor.
Çoğunlukla 65 yaşın üzerindeki kişilerde başlayan hastalığın daha genç yaşlarda da görülebildiğini belirten Gömceli, ilk işaretlerin hafif unutkanlık biçiminde ortaya çıkabileceğini kaydetti. Hastalığın ilerlemesiyle kişi yakın geçmişte yaşananları hatırlamakta zorlanabiliyor, eşyalarını yanlış yerlere koyabiliyor, kelime bulmakta güçlük çekebiliyor, yönünü şaşırabiliyor ve karar vermekte zorlanabiliyor.
İleri evrelerde bağımsız yaşamın neredeyse imkânsız hale gelebileceğini vurgulayan Gömceli, Alzheimer’ın yaşlanmanın doğal bir sonucu olmadığının altını çizdi.
En güçlü risk faktörü yaş
Hastalığın kesin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Gömceli’nin verdiği bilgilere göre beyinde beta-amiloid plakların ve tau proteinlerinin birikmesi, sinir hücrelerinin bozulmasına ve hücre ölümüne yol açıyor. Bu süreç yıllar içinde ilerliyor.
Alzheimer bakımından en güçlü risk faktörünün yaş olduğunu belirten Gömceli, riskin 65 yaşından sonra belirgin biçimde yükseldiğini söyledi. Aile öyküsü ile özellikle APOE 4 gibi bazı genler de riski artırabiliyor. Ancak genetik yatkınlık tek başına belirleyici kabul edilmiyor.
Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, obezite ve kalp-damar hastalıkları da risk faktörleri arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra fiziksel hareketsizlik, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, sosyal izolasyon, işitme kaybı, kafa travmaları ve hava kirliliği de Alzheimer riskini etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Belirtiler fark edildiğinde hekime başvurulmalı
Unutkanlık, kelime bulma güçlüğü veya davranış değişikliği fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Erken dönemde başlanan destek ve tedavilerin hastalığın seyrini yavaşlatabileceğini ve yaşam kalitesini artırabileceğini belirten Gömceli, Alzheimer’ın yalnızca bireyi değil, aileyi ve toplumu da derinden etkilediğini söyledi.
Gömceli, farkındalığın artırılması, risk faktörlerinin kontrol altına alınması ve bilimsel gelişmelerin yakından izlenmesinin hastalıkla mücadelede önemli adımlar olduğunu vurguladı.
Alzheimer riskini azaltmaya yönelik 8 öneri
Alzheimer’ı kesin olarak önleyen bir yöntem bulunmuyor. Bununla birlikte riskin azaltılmasının ve hastalığın ortaya çıkışının geciktirilmesinin mümkün olduğu belirtiliyor. Prof. Dr. Gömceli’nin sıraladığı sekiz öneri şöyle:
1. Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapın.
2. Akdeniz veya DASH tipi beslenme düzenini benimseyin.
3. Tansiyon, kan şekeri ve kolesterolü kontrol altında tutun.
4. Sosyal ve zihinsel aktiviteleri sürdürün.
5. İşitme ve görme sorunlarını ihmal etmeyin.
6. Sigara ve aşırı alkol tüketiminden uzak durun.
7. Kaliteli uykuya ve stres yönetimine dikkat edin.
8. Kafa travmalarından korunmaya yönelik önlemler alın.