Gündem

Yozgat’ta Asker Uğurlama Geleneği Yüzyılı Aşan Ekmek Ocağında Sürüyor

29 Ekim 2026 10:38

Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Çiğdemli Kasabası’nda bulunan ve halk arasında “ekmek ocağı” olarak bilinen eski evde, savaş yıllarından bu yana askere gidecek gençler için sürdürülen gelenek dikkat çekiyor.

Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Çiğdemli Kasabası’nda, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı dönemlerine uzandığı anlatılan bir gelenek nesilden nesile aktarılıyor. Kasabada “ekmek ocağı” olarak anılan Molla Ali’nin eski evinde, askere gidecek gençlere yemek ikram ediliyor. Gençler, görev yerlerine gitmeden önce bu evde ekmek yiyerek uğurlanıyor.

Nüfusu 2 bin 271 olan Çiğdemli Kasabası’ndaki geleneğin, 1914 yılında yaşandığı anlatılan bir olaya dayandığı belirtiliyor. Yörede aktarılan bilgilere göre, seferberlik döneminde bölgeden yaklaşık 80 kişi askere gitti. Molla Ali’nin evinden askere gönderilen üç oğlun tamamının sağ salim dönmesi ise evin kasaba halkı açısından farklı bir anlam kazanmasına neden oldu.

O dönemde çevredeki diğer ailelerin kayıplar yaşadığı, buna karşın bu evden giden üç kardeşin geri döndüğü anlatılıyor. Zaman içinde askere gidecek gençlerin bu evde ekmek yemesi, halk arasında bir inanç ve uğurlama geleneğine dönüştü. Ev, bu nedenle “ekmek ocağı” adıyla anılmaya başladı.

“Her Asker Devresi Yemek Alıyor”

Kasaba sakinlerinden 68 yaşındaki Faruk Çelik, Molla Ali’nin eski evini göstererek geleneğin geçmişini anlattı. Çelik, evin Yemen’e ve savaşa gidenlerin sağ salim döndüğüne inanılan bir yer olduğunu belirtti.

Çelik, “Konuştuğumuz yer Molla Ali’nin eski evleri. Tarihe göre buradan Yemen’e gidenler, harbe gidenler sağ salim döndü. Dönmüş, onun şimdi bura ocak olarak kabul ediliyor. Evlatlar da, torunlar da aynı töreyi devam ettiriyor. Buradan her asker devresi yemek alıyor, lokma yiyor, gidiyor” dedi.

Geleneğin yalnızca geçmişte kalmadığını ifade eden Çelik, askere giden gençlerin hâlen bu evde yemek yediğini ve törenin kasaba halkı tarafından yaşatıldığını söyledi.

1984’te Bu Ocaktan Ekmek Yedi

Çiğdemli Kasabası’nda doğup büyüyen 63 yaşındaki Birol Palabıyık da kendi askerlik öncesi deneyimini paylaştı. Palabıyık, 1984 yılında askere gitmeden önce ekmek ocağında yemek yediğini, doğuda görev yapmasına rağmen görevini tamamlayarak kasabasına döndüğünü anlattı.

Palabıyık, “Çiğdemli Kasabası’nda doğma büyümeyim. Eski adıyla Sorgun Köyü olarak geçer. 1984 yılında askere gittim. Bu ocaktan ekmek yedim. Ve doğuda da görev yapmama rağmen sağ salim çıktım, geri kasabama geldim. Bu ocak her kim yemek yer de giderse bir inanca göre sağ salim çıkıp buraya gelmektedir. Komşular genellikle gençlerimiz askere giderken buradan bir lokma da yemek olsa yiyip gitmektelerdir. Sağ salim de gelmektelerdir” diye konuştu.

“Ekmek Ocağı” Adı Böyle Yaşatılıyor

Araştırmacı yazar Osman Karaca da Yozgat çevresindeki çalışmaları sırasında Çiğdemli Kasabası’ndaki geleneğin hikâyesini öğrendiğini belirtti. Karaca, bir gazinin hayatını araştırırken kasaba halkının kendisine bu ocaktan söz ettiğini söyledi.

Geleneğin Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarına dayandığını aktaran Karaca, çevrede birçok aile şehit verirken bu evden askere gidenler arasında şehit bulunmadığının anlatıldığını ifade etti. Karaca, bu anlatının ardından kasabadan askere gidenlerin, evden ekmek yiyerek görevlerine gitmeye başladığını dile getirdi.

Karaca, “Yozgat çevrelerinde araştırma yaparken Çiğdemli Kasabası’na da gittim. Orada bir gazinin hayatını araştırırken dediler ki bana, ‘Bizim bir ekmek ocağımız var.’ Ekmek ocağının hikâyesi ne, dedim. Dediler ki, Birinci Dünya Savaşı’na ve Kurtuluş Savaşı’na katılan askerlerden hemen hemen her evden şehit verirken bu ocaktan şehit verilmemiş. Bunun üzerine köyden askere gidenler, ‘Bu evin askerleri sağ salim döndü. Buradan ekmek yersek biz de sağ salim döneriz.’ düşüncesiyle oradan ekmek yemeden askere gitmemişler” dedi.

Karaca, askere gidecek kişilerin davet edilerek uğurlanmasının yöredeki geleneklerden biri olduğunu, Çiğdemli’de ise bu uygulamanın ekmek ocağı etrafında bir ritüele dönüştüğünü söyledi.