Gündem

Yumurta Ticareti Soruşturmasında Anneliğin Hukuki Ve Genetik Boyutu Tartışılıyor

22 Ekim 2026 09:24

Genç kadınları yurt dışına götürerek üreme hücrelerini topladığı ve tüp bebek arayan çiftlere pazarladığı öne sürülen şebekeye yönelik soruşturma sürüyor. Operasyon kapsamında gözaltı sayısı 44’e yükselirken, kadınların fiziksel özelliklerinin yer aldığı donör kataloğu ve yaklaşık iki milyon euroluk para akışı da soruşturma dosyasına girdi.

Yurt dışı bağlantılı olarak genç kadınlardan para karşılığında yumurta temin ettiği ve bu üreme hücrelerini tüp bebek arayışındaki çiftlere pazarladığı öne sürülen şebekeye yönelik soruşturma genişletiliyor. Şebekenin, yumurta donörü olan kadınların fiziksel özelliklerini içeren özel bir katalog hazırlayarak bunu bebek sahibi olmak isteyen müşterilere sunduğu belirlendi.

NTV Muhabiri Dilek Yaman Demir’in aktardığı bilgilere göre, KKTC’de yumurta bağışında bulunan iki kadının İstanbul’a dönüşlerinde havalimanında yakalanmasıyla gözaltı sayısı 44’e yükseldi. Soruşturma kapsamında, organizasyonun donör kadınların bulunmasından sağlık kontrollerine, yurt dışına gönderilmelerinden yumurtaların kliniklere ulaştırılmasına kadar uzanan işleyişi mercek altına alındı.

Donörler İstanbul’da Kontrolden Geçiriliyordu

İddiaya göre 80 euro karşılığında yumurta donörü olmak isteyen genç kadınlar, ilk olarak İstanbul’da sağlık kontrolünden geçiriliyordu. Kontrollerin ardından kadınlar KKTC’ye gönderiliyor, burada gerçekleştirilen operasyonlarla üreme hücreleri alınıyordu. Elde edilen yumurtaların daha sonra tüp bebek kliniklerine satıldığı öne sürüldü.

Bu aşamanın sonrasında ise müşteriler açısından taşıyıcı annelik sürecinin devreye girdiği belirtildi. Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, şebekenin yaklaşık iki milyon euroluk para akışı sağladığı tespit edildi. Kadınların kan gruplarıyla saç, ten ve göz renklerinin yer aldığı özel donör kataloğunun da müşterilere sunulduğu bilgisine ulaşıldı.

“Gerçek Anne Kim?” Tartışması

Soruşturmayla ortaya çıkarılan sistem, tıp ve hukuk dünyasında anneliğin hangi ölçüte göre belirleneceği tartışmasını gündeme getirdi. Tartışmanın merkezinde, çocuğun annesinin yumurtayı veren kadın mı yoksa doğumu gerçekleştiren kadın mı kabul edileceği sorusu yer aldı.

Kadın Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şule Yıldız, tıbbi açıdan iki farklı annelik durumundan söz edilebileceğini belirtti. Yıldız, “İkisi de biyolojik anne olarak geçebilir. Bir tanesi yumurtalarını veren anne, bu genetik olarak bebeğin annesidir. İki örnekten de test yapsanız genetik olarak çocuk yumurtanın geldiği anne ile eşleşir.” ifadelerini kullandı. Yıldız, genetik annenin yumurtanın sahibi olan kadın olduğunu vurguladı.

Aile Hukuku Uzmanı Avukat Güzide Şeniz Özsoy ise Türk hukuk sistemindeki yaklaşımın farklı olduğunu aktardı. Özsoy, çocuğun annesinin doğumu gerçekleştiren kadın kabul edildiğini belirterek, “Yumurtasını veren kadın genetik anne olduğunun DNA testi ile kanıtlanması tek başına hukuki annelik sıfatını kazandırmaz.” dedi.

Olası bir uyuşmazlığın yargıya taşınması halinde henüz netleşmiş bir emsal karar bulunmadığını söyleyen Özsoy, “Ülkemizde yumurta bağışı ve taşıyıcı annelik uygulamaları hukuken yasaktır.” açıklamasında bulundu.

Şebekenin Dört Ülkede Faaliyet Gösterdiği Öne Sürüldü

Şebekenin Türkiye, KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan bağlantıları bulunduğu tespit edildi. Maddi kazanç vaadiyle genç kadınların yurt dışına gönderildiği ve üreme hücrelerinin alındığı iddia edildi. Elde edilen yumurtaların, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere satıldığı öne sürüldü.

İddialara göre olay, şebekenin elebaşı olduğu belirtilen kadının eşinin durumdan şüphelenerek CİMER’e ihbarda bulunmasıyla ortaya çıktı. Yapılan incelemelerde, 41 kadın üzerinden toplam 811 kez yumurta ticareti gerçekleştirildiği belgelendi.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul merkezli 14 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda bir örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, iki kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörünün de aralarında bulunduğu toplam 53 kişi hakkında adli işlem başlatıldı.

Örgüt Liderinin Donörlükten Organizasyonun Başına Geçtiği İddiası

Örgütün bir numaralı ismi olduğu belirlenen Hacer T.’nin ilk dönemde yalnızca donörlük yaptığı, sistemin işleyişini öğrendikten sonra ise organizasyonun başına geçtiği saptandı. Hacer T.’nin daha fazla gelir elde etmek amacıyla yeni donörler bulduğu ve komisyon üzerinden kazancını artırdığı ileri sürüldü.

İlerleyen süreçte, faaliyetleri birlikte yürüttüğü ve tıbbi ilaç temin ettiği belirtilen örgüt yöneticilerinden Muharrem Ş. ile evlilik dışı ilişki yaşadığı aktarıldı. İkilinin bu bağlantı sayesinde organizasyon ve ilaç temini faaliyetlerini aynı yapı altında birleştirdiği öne sürüldü.