Samsun’un Atakum ilçesine bağlı İncesu, Çatalçam, Altınkum ve Taflan mahallelerindeki sahil şeridinde yaşanan kıyı gerilemesi, kıyıya yakın yapılar açısından tehdit oluşturmaya devam ediyor. Dalgaların aşındırdığı kesimlerde bazı binaların temelleri açığa çıkarken, sahilde hizmet veren kafelerin alt bölümlerinde de boşalmalar meydana geldi.
Deniz suyunun sahil yoluna kadar ulaşması, kıyı boyunca yer alan duvarlarda çökmelere yol açtı. Erozyonun etkisi yalnızca kıyı çizgisinde görülmezken, denize yakın yapıların çevresindeki zeminde de boşalmalar oluştu. Kıyıdaki gerileme, yapıların taşıyıcı bölümlerinin bulunduğu zemini etkileyerek bölgedeki baskıyı artırdı.
Kıyıdaki Sediment Açığına Dikkat Çekti
Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, kıyı erozyonunun nedenleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Zeybek, kıyıların önemli ölçüde akarsuların taşıdığı malzemelerle beslendiğini belirterek, bu malzeme akışında ortaya çıkan azalmanın kritik bir sorun olduğunu ifade etti.
Kıyıların beslenme mekanizmasını açıklayan Zeybek, “Kıyı erozyonu, kıyı sahalarında aslında sediment bütçesindeki açığın bir sonucudur. Kıyılara akarsular, karalardan malzeme taşırlar. Gerek deltaları gerekse tüm kıyıları besleyen malzemeler, bu akarsuların getirdiği malzemelerdir. Bu nedenle akarsular üzerine plansız ve programsız inşa edilen baraj başta olmak üzere regülatör gibi yapılar, kıyıya taşınan malzeme miktarının azalmasına sebep olur. Kıyı erozyonunun önemli sebepleri arasında bu müdahaleler yer alır” dedi.
Plansız yapılaşmanın da sediment akışını keserek kıyıların doğal beslenme düzenini bozduğuna dikkat çeken Zeybek, kıyıdaki hatalı yapıların erozyon üzerindeki etkisine değindi. Liman ve balıkçı barınakları gibi yapıların inşasında bölgenin hidrodinamik özelliklerinin göz ardı edilmesinin kıyı dengesini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Kıyı kenar çizgisinin ihlal edilmesi ve kontrolsüz yapılaşmanın ise kıyı üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı.
Deniz Seviyesindeki Yükseliş Dalga Düzenini Değiştiriyor
Kıyı erozyonunda küresel iklim değişikliğinin etkisine de işaret eden Zeybek, deniz seviyesindeki yükselişin kıyılar üzerindeki baskıyı artıran unsurlardan biri olduğunu söyledi. Zeybek, “Dördüncü bir sebep ise küresel iklim değişikliğine bağlı olarak deniz seviyesinin yükselmesidir. 1880 yılından günümüze kadar ortalama deniz seviyesi yaklaşık 25 santimetre yükselmiştir. Deniz seviyesi yükselince dalgaların özellikleri, dalga düzeni, dalga boyları ve akıntı düzeni değişmekte; bunlar da kıyı üzerinde baskı oluşturan temel unsurlardan biri hâline gelmektedir” ifadelerini kullandı.
Deniz seviyesindeki yükselişin yalnızca suyun kıyıya daha fazla yaklaşmasına yol açmadığını belirten Zeybek, dalga dinamiği ve akıntı düzenindeki değişimlerin de kıyıdaki aşınmayı etkilediğini aktardı. Atakum sahillerinde yapıların temellerinin açığa çıkması ve kıyı duvarlarında çökmeler yaşanması, erozyonun kıyıya yakın alanlarda oluşturduğu sonuçları ortaya koydu.
Öncelik Sediment Açığının Önlenmesi
Zeybek, kıyı erozyonunu önlemek için öncelikle kıyıya taşınan malzeme miktarındaki azalmanın önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Akarsular üzerine yapılacak baraj ve regülatörlerin, sediment açığı oluşturmayacak biçimde planlanması gerektiğini söyleyen Zeybek, mevcut kıyı kanununa da dikkat çekti.
Mevcut düzenlemeye göre denizle karasal alanın temas ettiği noktadan itibaren kara yönünde 100 metrelik şeritte yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini hatırlatan Zeybek, turistik amaçlı geçici müdahaleler dışında kıyılarda yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’de ve dünyada kıyılar üzerindeki beşerî baskının arttığını kaydetti.
Acil durumlarda geçici tedbirlerin uygulanabileceğini belirten Zeybek, dalga enerjisini kırmak amacıyla kalın bloklardan yararlanılabileceğini veya deniz tabanına kum torbaları bırakılarak sediment desteği sağlanabileceğini aktardı. Atakum’daki kıyı gerilemesinin, doğal kıyı beslenmesinin korunması ve kıyıdaki yapılaşmanın planlı biçimde ele alınması gereğini bir kez daha gündeme getirdiği belirtildi.

