DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çerçeve yasanın çıkarılmasının ardından silah bırakma ve Türkiye’ye dönüş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Evrensel gazetesinin sorularını yanıtlayan Bakırhan, ilgili kurulların oluşturulması, görev tanımlarının belirlenmesi ve dönüş mekanizmasının somutlaştırılması gerektiğini belirtti.
Bakırhan, sürecin bir sonraki aşamaya geçebilmesi için teknik hazırlıkların tamamlanması gerektiğini ifade ederek, “İlgili kurulların hızla oluşturulması, görev tanımlarının netleşmesi, silah bırakma ve dönüş mekanizmasının somutlaştırılması ve ardından yeni aşamaya geçilmesi gerekir. Bunun önünde engel yok” dedi.
Teknik Gecikme İle Siyasi Erteleme Ayrımı
Çerçeve yasanın uygulanması konusunda iktidarın sahadan nasıl bir teyit beklediği yönündeki soruyu yanıtlayan Bakırhan, takvimde yaşanabilecek teknik gecikmeler ile sürecin siyasi olarak zamana yayılmasının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Silah bırakmanın tek adımlı bir işlem olmadığını belirten Bakırhan, silahların nerede, kime ve hangi yöntemle teslim edileceğinin planlanması gerektiğini kaydetti. Farklı alanlardaki insanların nasıl hareket edeceği, Türkiye’ye dönüşlerin hangi hukuki statüyle gerçekleşeceği, güvenlik, kayıt ve denetim mekanizmalarının nasıl işletileceği gibi başlıkların da hazırlık gerektirdiğini ifade etti.
Bakırhan, bu nedenle belirli bir hazırlık süresinin bulunmasının şaşırtıcı olmadığını ve bu sürenin taraflarca öngörüldüğünü düşündüğünü dile getirdi. Ancak teknik hazırlıkların, sürecin siyasi olarak ertelenmesi anlamına gelmemesi gerektiğini vurguladı.
İlk Gelişler İçin Ekim Beklentisi
PKK’lilerin muhtemel geri dönüşünün ne zaman başlayabileceği sorusuna da yanıt veren Bakırhan, ilk gelişlerin kışa kalmadan başlamasını beklediklerini söyledi. Ekim ayını bu açıdan bir başlangıç olarak düşündüklerini belirten Bakırhan, bu beklentinin tamamen ortadan kalkmadığını ifade etti.
Dönüşlerin tamamının Türkiye’ye olup olmayacağı, hangi grupların hangi takvimle geleceği ve sürecin diğer ayrıntıları konusunda henüz kesinleşmiş bir tablonun bulunmadığını kaydeden Bakırhan, bu başlıkların ilgili kurullarda ve taraflar arasındaki görüşmelerde netleşeceğini belirtti.
Silahların devreden çıkarılmasının da kendine özgü bir mekanizmasının olacağını söyleyen Bakırhan, çerçeve yasanın hukuki sürecin önünü açtığını ancak hukuki kapının açılmasının insanların hemen dönüş yapacağı anlamına gelmediğini dile getirdi. Bakırhan, “Çünkü kimse belirsizliğe dönmez” diyerek, dönüş yapacak kişilerin hukuki statülerini, güvencelerini ve karşılaşacakları uygulamaları bilmek isteyeceğini söyledi.
Bakırhan’a göre bu nedenle yalnızca “gelin” çağrısı yapmak yeterli değil. Hukuki güvencenin oluşturulması, uygulamanın ayrıntılarının açıklığa kavuşturulması ve toplumsal hayata dönüşün koşullarının hazırlanması gerekiyor. Hazırlıkların tamamlanması halinde ise dönüşün önündeki hukuki ve idari engellerin kaldırılarak sürecin fiilen başlatılması gerektiğini belirtti.
Yeni Anayasa İçin Geniş Çerçeve Vurgusu
Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin görüşlerini de paylaşan Bakırhan, konunun yalnızca seçme ve seçilme tartışmasına indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin köklü ve tarihsel sorunlarına çözüm üretecek bir anayasaya ihtiyaç bulunduğunu belirten Bakırhan; devletin demokratik biçimde inşa edilmesi, güçler ayrılığının sağlanması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi ve ulusal kimliğin kapsayıcı hale gelmesi gibi başlıkların geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini ifade etti.
Bakırhan, yeni anayasa konusunda siyasi ajanda dayatılmaması gerektiğini, ancak “küstüm, oynamıyorum” anlayışına da düşülmemesi gerektiğini söyledi. Anayasanın bir kişinin seçilip seçilmesinden ya da tek bir seçimden daha kapsamlı bir gereklilik olduğunu belirten Bakırhan, demokratik anayasanın 86 milyon kişinin geleceğe güvenle bakabilmesinin imkânı olduğunu kaydetti.
Demirtaş Açıklaması
Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bakırhan, Demirtaş’ın ağır bir haksızlığa uğradığını savundu. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bulunduğunu, bu kararların uygulanmadığını belirten Bakırhan, tahliyenin bir lütuf değil, hukukun gereği olduğunu söyledi.
Bakırhan, Demirtaş’ın sürece ilişkin eleştirileri olabileceğini, kendilerinin de eleştirilerini açıkça dile getirdiğini ifade etti. Bu eleştirilerin süreç karşıtlığı olarak yorumlanmaması gerektiğini belirten Bakırhan, Demirtaş’ın barış sürecinin başarıya ulaşması için sorumluluk alan bir yol arkadaşı olduğunu söyledi. Bakırhan, “Yolu eleştirmek, yürümekten vazgeçmek değildir” dedi.

