Türkiye’nin farklı bölgelerinde meydana gelen depremler, diri fay hatları üzerindeki hareketliliği yeniden tartışmaya açtı. Bu kapsamda son olarak Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde yaşanan 5,4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerde de hissedilirken bölgedeki faylara ilişkin değerlendirmeler kamuoyunun gündemine geldi.
24 Eylül 2026 tarihinde meydana gelen sarsıntının ardından yer bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un daha önce farklı dönemlerde yaptığı açıklamalar da yeniden gündeme taşındı. Üşümezsoy, son değerlendirmesinde Türkiye’nin batısındaki Pamukkale Fayı ile Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli hattına dikkat çekti.
Şanlıurfa’daki Deprem Çevre İllerde Hissedildi
AFAD verilerine göre deprem, 24 Eylül günü saat 10.40’ta Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde meydana geldi. Yerin yaklaşık 7,39 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirilen 5,4 büyüklüğündeki sarsıntı, Şanlıurfa’nın yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Batman, Gaziantep, Adıyaman ve Malatya’da da hissedildi.
Depremin ardından yapılan ilk açıklamalarda bölgede herhangi bir can kaybı veya yıkım olmadığı belirtildi. Sarsıntı sonrasında Şanlıurfa çevresindeki fay hatlarıyla birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerindeki deprem potansiyeli de yeniden konuşulmaya başlandı.
Üşümezsoy Pamukkale Fayı’na Dikkat Çekti
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Şanlıurfa’daki depremin ardından yaptığı değerlendirmede, bundan sonraki süreç bakımından dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğü faylardan birinin Pamukkale Fayı olduğunu söyledi. Üşümezsoy’un değerlendirmesine göre bu fay üzerinde meydana gelebilecek bir deprem 6,5 ile 7 büyüklüğü arasında olabilir.
Üşümezsoy, fayın uzanımı konusunda ise Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli hattını işaret etti. Söz konusu değerlendirme, yer bilimcinin fayın deprem üretme potansiyeline ilişkin görüşü olarak aktarılırken, bir depremin ne zaman, nerede ve hangi büyüklükte meydana geleceğinin önceden kesin biçimde belirlenemeyeceği vurgulandı.
Buldan, Karahayıt, Pamukkale Ve Denizli Hattı
Üşümezsoy’un işaret ettiği hattın Denizli çevresindeki aktif fay sistemleriyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Yer bilimci, daha önceki açıklamalarında da Buldan-Pamukkale-Denizli hattındaki sismik hareketliliğe dikkat çekmişti.
Haziran 2026’da yaptığı değerlendirmede bölgede 5 büyüklüğü civarındaki depremlere işaret eden Üşümezsoy, bu hattaki olası deprem büyüklüğünün 6’dan başlayarak 6,5 seviyesine ulaşabileceği yönündeki görüşünü dile getirmişti. Eylül ayındaki yeni değerlendirmesinde ise aynı hat için 6,5 ile 7 arasında bir potansiyelden söz etti.
Laodikeia’nın Tarihsel Deprem Geçmişine Vurgu
Pamukkale ve çevresine ilişkin değerlendirmelerinde bölgenin tarihsel deprem geçmişine de değinen Üşümezsoy, özellikle Laodikeia çevresinde geçmişte önemli depremler yaşandığını belirtti. Pamukkale’de bulunan sıcak su kaynaklarının fay sistemleriyle ilişkili olduğunu ifade eden Üşümezsoy, bölgede Milattan Sonra 40 yılında meydana geldiğini söylediği büyük bir depremin tarihsel kayıtlarda yer aldığını aktardı.
Bozova Fayı Da Gündemde
Şanlıurfa’daki sarsıntının ardından yalnızca Pamukkale ve Denizli hattı değil, bölgedeki diğer faylar da yeniden gündeme geldi. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından 2026 yılında yayımlanan Türkiye Diri Fay Haritası, Türkiye’deki diri faylara ilişkin güncel çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. MTA’nın resmi haritasında, 2026 tarihli Türkiye Diri Fay Haritası’nın yeni verilerle güncellendiği görülüyor.
Şanlıurfa çevresindeki faylara ilişkin tartışmalarda Bozova Fayı da öne çıkıyor. Üşümezsoy’un daha önce Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaptığı değerlendirmelerde Bozova çevresine dikkat çektiği belirtildi.
Deprem Değerlendirmeleri Kesin Tahmin Anlamına Gelmiyor
Uzmanların fay hatlarıyla ilgili açıklamaları, belirli bölgelerdeki deprem tehlikesinin anlaşılması bakımından kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Ancak tek bir uzman görüşünden yola çıkarak belirli bir tarihte veya kesin bir büyüklükte deprem meydana geleceği sonucuna ulaşmak mümkün değil.
Üşümezsoy’un son açıklaması da Pamukkale-Buldan-Karahayıt-Denizli hattının olası deprem potansiyeline ilişkin kişisel değerlendirmesi olarak ele alınıyor. Türkiye’nin diri faylarıyla ilgili resmi ve teknik bilgiler bakımından MTA’nın 2026 Türkiye Diri Fay Haritası temel kaynaklardan biri olmayı sürdürüyor.

