Şeyh Ali Sezai Efendi Hakkındaki Cezaevi İ̇ddiasına Yeni Açıklama

Kahramanmaraş’ın Milli Mücadele kahramanlarından Şeyh Ali Sezai Efendi’nin Osmanlı Türkçesiyle hazırlanan mezar taşı nedeniyle cezaevine gönderildiği yönündeki anlatım, Tarihçi-Yazar Mehmet Işık’ın açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi.

Şeyh Ali Sezai Efendi Hakkındaki Cezaevi İ̇ddiasına Yeni Açıklama

Kahramanmaraş’ın Milli Mücadele yıllarında öne çıkan isimlerinden Şeyh Ali Sezai Kurtaran’ın hayatı, vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen farklı yönleriyle tartışılmaya devam ediyor. 1867 yılında Kahramanmaraş’ta doğan Şeyh Ali Sezai Efendi, 11 Haziran 1937’de 70 yaşında hayatını kaybetti.

İşgal yıllarında kentte halkın birlik ve beraberliğinin sağlanmasında rol oynayan isimler arasında gösterilen Şeyh Ali Sezai Efendi, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki dönemde de şehirdeki sosyal ve dini yaşamda etkili oldu. Kamuoyunda onunla ilgili en çok konuşulan başlıklardan biri ise ölümünden önce hazırlattığı Osmanlı Türkçesiyle yazılmış mezar taşı ve bu taş nedeniyle cezaevine gönderildiği iddiası.

Tarihçi-Yazar Mehmet Işık, bu anlatımın olayın bütününü yansıtmadığını belirtti. Işık’a göre yaşananlar, harf inkılabına karşı çıkıştan çok dönemin belediye yönetimiyle yaşanan mezarlık tartışması ve ardından Ankara’ya yapılan şikayetler çerçevesinde ele alınmalı.

Atatürk’le Görüşmesine Dair Arşiv Vurgusu

Mehmet Işık, Şeyh Ali Sezai Efendi’nin Cumhuriyet’in ilanından sonra da devletin önemli isimleriyle temasını sürdürdüğünü ifade etti. Işık, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilişkisine dair bilgilerin arşiv belgeleri ve fotoğraflarla ortaya konulabileceğini söyledi.

Işık’ın aktardığına göre Şeyh Ali Sezai Efendi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu gezileri sırasında karşılaştığı ve görüştüğü isimlerden biri oldu. Atatürk’ün Antep üzerinden gerçekleştirdiği gezi sırasında Narlı’ya geldiğinde, Antep’e geçmeden önce kendisini karşılayan ve sohbet eden kişiler arasında Şeyh Ali Sezai Efendi’nin de bulunduğu belirtildi.

Bu nedenle Şeyh Ali Sezai Efendi’nin Cumhuriyet yönetimi ve Mustafa Kemal Atatürk karşıtı bir isim olarak değerlendirilmesinin doğru olmayacağını savunan Işık, dönemin siyasi koşullarıyla yerel gelişmelerin birlikte incelenmesi gerektiğini dile getirdi.

Tartışmanın Merkezinde Mezarlık Düzenlemeleri Vardı

Işık’a göre Şeyh Ali Sezai Efendi ile dönemin yerel yönetimi arasındaki anlaşmazlığın temelinde, Maraş Belediyesi’nin 1930’lu yıllarda yürüttüğü şehir düzenleme çalışmaları bulunuyordu. Şeyh Adil Mezarlığı’nın ıslahı ve geliştirilmesi kapsamında bazı mezarların kaldırılması, mezar taşlarının başka alanlarda kullanılması ve cami çevresindeki mezarlıklara müdahale edilmesi, Şeyh Ali Sezai Efendi’nin tepkisine yol açtı.

Bir din âlimi olarak kentin tarihi mezarlıklarının korunmasına önem verdiği aktarılan Şeyh Ali Sezai Efendi, bu uygulamalara karşı çıktı. Işık, o dönemde Maraş’taki mezarlıkların yalnızca defin alanı olarak görülmediğini; Dulkadiroğulları döneminden itibaren âlimlerin, hanım sultanların ve çocukların defnedildiği tarihi alanların bulunduğunu ifade etti.

Mezarlıkların kaldırılmasına yönelik itirazların daha sonra yerel siyasi çekişmelerin konusu haline geldiğini belirten Işık, bu süreçte Ankara’ya şikayetler gönderildiğini ve Şeyh Ali Sezai Efendi hakkında çeşitli iddialar ortaya atıldığını söyledi.

Şehir Suyunun Dağıtımında Görev Aldı

Şeyh Ali Sezai Efendi’nin belediyeyle ilişkisi yalnızca mezarlık tartışmasıyla sınırlı değildi. Işık’ın aktardığı bilgilere göre Maraş Belediyesi, 1930’lu yıllarda Pınarbaşı’ndan şehre gelen ana suyun dağıtımını düzenleme görevini Şeyh Ali Sezai Efendi’ye verdi.

Şehirdeki suyun hakkaniyetli biçimde paylaştırılmasına çalıştığı belirtilen Şeyh Ali Sezai Efendi’nin, yoksul vatandaşların yaşadığı mahallelere de hizmet ulaştırılmasını sağladığı ifade edildi. Işık, bu uygulamanın bazı kesimleri rahatsız etmiş olabileceğini ve sonrasındaki şikayetlerin yerel çekişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Mezar Taşı Harf İnkılabından Önce Hazırlandı

Mehmet Işık, Şeyh Ali Sezai Efendi’nin mezar taşının harf inkılabından önce hazırlandığını vurguladı. Işık’a göre Şeyh Ali Sezai Efendi, vefatından sonra nereye defnedilmek istediğini ve mezar taşının nasıl olması gerektiğini önceden belirledi.

Bu nedenle taşta eski Türkçe harflerin kullanılmasının doğrudan harf inkılabına karşı bir tavır şeklinde yorumlanmasının tarihsel kronoloji açısından sorunlu olduğunu ifade eden Işık, yalnızca mezar taşındaki yazı üzerinden değerlendirme yapılmaması gerektiğini söyledi.

Cezaevine Gönderildiği İddiası Tartışmalı

Şeyh Ali Sezai Efendi’nin mezarlık düzenlemelerine itirazlarının ardından Ankara’ya şikayet edildiği ve hakkında dava sürecinin başladığı belirtildi. Işık, CHP tarafından bölgeye gönderilen müfettişlerin raporlarında meselenin doğrudan Cumhuriyet veya Mustafa Kemal Atatürk karşıtlığından kaynaklanmadığı, daha çok yerel yönetimdeki anlaşmazlıklarla bağlantılı olduğuna yönelik değerlendirmeler bulunduğunu aktardı.

Işık, Şeyh Ali Sezai Efendi’nin mahkeme sürecinde çağrıldığını ve bir tevkifat sürecinin gündeme geldiğini, ancak davanın daha sonra düştüğünü söyledi. Bu nedenle eski yazıyla hazırlanmış mezar taşı nedeniyle cezaevine gönderildiği yönündeki anlatımın gerçeği tam olarak yansıtmadığını ifade etti.

Şeyh Ali Sezai Efendi’nin Cumhuriyet döneminde de eski yazıyla mektuplar yazmayı sürdürdüğünü belirten Işık, 1933 yılına ait mektupların bulunduğunu söyledi. Cumhuriyet’in 10. yılı kutlamaları döneminde Mustafa Kemal Atatürk ile mektuplaşmasının da bulunduğunu aktaran Işık, eski yazı kullanımının tek başına devletle karşı karşıya gelindiğini göstermeyeceğini savundu.

Işık ayrıca, 1936 yılında yapılan Maraş Şehitliği’nde 1920’de Milli Mücadele sırasında hayatını kaybedenlerin isimlerinin yer aldığını hatırlattı. Dönemin mezarlık düzenlemeleri sırasında bazı mezarların kaldırıldığını, geriye kalan kemiklerin veya bakiyelerin şehitlik alanına defnedildiğinin ifade edildiğini belirten Işık, Şeyh Ali Sezai Efendi’nin bu uygulamalara da karşı çıktığını söyledi.

Şeyh Ali Sezai Efendi’nin hikayesi, Kahramanmaraş’ın Milli Mücadele tarihiyle birlikte Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki yerel yönetim, şehirleşme ve tarihi mezarlıkların korunması tartışmalarını da gündeme taşıyor.