Cihat Yaycı Doğu Akdeniz’deki İ̇zin Oyununa Dikkat Çekti

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında planlanan doğal gaz boru hattı, Doğu Akdeniz’de yeni bir tartışma başlattı. Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, GZT YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın projeye yönelik itirazlarını eleştirirken, yabancı araştırma gemilerinin çifte izin yöntemiyle Türkiye’nin deniz yetki alanlarını tartışmalı hale getirebileceği uyarısında bulundu.

Cihat Yaycı Doğu Akdeniz’deki İ̇zin Oyununa Dikkat Çekti

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında 10 Temmuz 2026’da imzalanan mutabakatla gündeme gelen Anamur-Teknecik doğal gaz boru hattı projesi, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmasını yeniden öne çıkardı. Anamur’dan Teknecik’e uzanması planlanan 101 kilometrelik hat, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ın itirazlarının ardından bölgesel gerilimin başlıklarından biri haline geldi.

GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer’in sunduğu GZT YouTube Harita programına konuk olan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Rum yönetiminin projeye yönelik yaklaşımını ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri harita üzerinden değerlendirdi. Yaycı, GKRY’nin Kıbrıs Adası’nın tek hakimi gibi hareket etmeye çalıştığını belirterek, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 79. maddesinin Türkiye’ye karşı bir gerekçe olarak kullanılmak istendiğini ifade etti.

Rum Yönetiminin Onay Beklentisine Tepki

Cihat Yaycı’ya göre GKRY, Türkiye’nin kendi deniz yetki alanlarıyla ilgili projelerde Rum yönetiminden onay almasını bekleyen bir tutum sergiliyor. Yaycı, bu yaklaşımın Kıbrıs Adası üzerindeki siyasi ve hukuki iddialarla bağlantılı olduğunu söyledi. Türkiye ile KKTC arasındaki doğal gaz boru hattı mutabakatının ardından gelen itirazların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yaycı, Atina ve Rum kesiminin Avrupa Birliği’nin desteğini alarak Türkiye’ye karşı ortak bir cephe oluşturmaya çalıştığını savundu. İki tarafın tutumunu “ikiyüzlü” olarak niteleyen Yaycı, GKRY’nin Avrupa elektrik sistemine bağlanmak amacıyla planladığı ve İsrail’in de dahil olduğu kablo projesine dikkat çekti.

Türkiye’nin kendi kıta sahanlığından geçecek hatlarla ilgili bildirim talep ettiğini belirten Yaycı, Yunanistan’ın bu talebi reddettiğini söyledi. Uluslararası hukukun kıyı devletiyle koordinasyonu gerektirdiğini hatırlatan Yaycı, “Kablo döşenmesine engel olan Yunanistan ve GKRY inadıdır. Türkiye değildir.” ifadelerini kullandı. Böylece kablo projelerindeki temel sorunun Türkiye’nin tutumu değil, Yunanistan ve GKRY’nin uzlaşmaz yaklaşımı olduğunu savundu.

Tatbikatlar Deniz Yetki Alanı İlanı Anlamına Gelmiyor

Doğu Akdeniz’de, İtalya ve Fransa gibi ülkelerin katılımıyla Meis Adası’nın güneyinde gerçekleştirilen askeri tatbikatların Türkiye’ye yönelik bir gözdağı taşıdığı yönündeki değerlendirmeler de programda ele alındı. Yaycı, uluslararası sularda farklı ülkelerin tatbikat düzenleyebileceğini belirtti. Ancak bu tür askeri faaliyetlerin deniz yetki alanı ilanı anlamına gelmediğinin altını çizdi.

Türkiye’nin bölgede izinsiz bilimsel araştırma veya sondaj yapılmasına izin vermeyeceğini ifade eden Yaycı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin bugüne kadar Türkiye’den izin almayan gemilerin bölgeye girişini engellediğini söyledi. Yaycı, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye bugüne kadar buraya kendisinden izin almayan hiçbir gemiyi sokmamıştır. Burada girmek isteyen ne ile karşılaşır? Türk Deniz Kuvvetleri ile karşılaşır çok net sokmaz.” dedi.

“Çifte İzin” Uyarısı

Yaycı’nın açıklamalarındaki en kritik başlıklardan biri, Doğu Akdeniz’de faaliyet gösterecek yabancı araştırma gemilerinin başvurabileceği diplomatik yöntem oldu. Yabancı ülkelere ait sismik veya araştırma gemilerinin hem Türkiye’den hem de Rum kesiminden izin almasının, deniz yetki alanlarının statüsünü tartışmalı hale getirme amacı taşıyabileceğini belirten Yaycı, izin süreçlerine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Bu yöntemde bir geminin Türkiye’den izin almasının tek başına yeterli olmayacağını belirten Yaycı, aynı geminin Yunanistan veya Rum yönetiminden de izin alması halinde bunun farklı bir anlam taşıyacağını söyledi. Yaycı, “Şimdi olaya şöyle bakmaya çalışanlar oluyor böyle durumda. Bak Türkiye’den izin aldı. Kardeşim Türkiye’den izin aldı ama Yunan’dan da izin aldı, Rum’dan da izin aldı. Dolayısıyla buranın bizim olduğunu kabul etmiyor aslında. Onların da olduğunu söylüyor. Dolayısıyla sadece bizden izin alacak. Sadece bize bildirimde bulunacak.” ifadelerini kullandı.

Amiral Cihat Yaycı, değerlendirmesinin sonunda denizaltı iletişim ve elektrik kablolarının güvenliğinin günümüzde doğrudan ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini belirtti. Doğu Akdeniz’deki enerji ve iletişim altyapısına ilişkin adımların, bölgedeki egemenlik ve deniz yetki alanları tartışmalarından bağımsız ele alınamayacağını ifade etti.