Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Birleşmiş Milletler toplantısı vesilesiyle ABD’nin New York kentinde bir araya geldi. Zirvenin ardından iki ülke arasında 8 maddelik ortak bir mutabakat imzalandı. Küresel dengeler açısından önem taşıyan anlaşmayı GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer’e değerlendiren Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, ABD ve Çin arasındaki ilişkinin kamuoyunda sıklıkla ifade edildiği gibi doğrudan düşmanlık üzerinden okunamayacağını belirtti.
GZT YouTube kanalındaki Harita programında konuşan Yaycı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan iki ülkenin mevcut küresel düzenin önemli aktörleri olduğunu söyledi. ABD ve Çin’in çatışma yerine kontrollü rekabeti tercih ettiğini ifade eden Yaycı, Türkiye gibi bölgesel ağırlığı bulunan ülkelerin bu tabloyu doğru değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
“Birbirlerini Yok Etme Amaçları Yok”
ABD ile Çin’in doğrudan sıcak savaşa girmeyeceği görüşünü dile getiren Amiral Cihat Yaycı, iki ülkenin ekonomik ve siyasi açıdan birbirine oldukça bağlı olduğunu belirtti. Yaycı, bu ilişkiyi şu sözlerle anlattı: “Amerika ile Çin arasında birbirini yok etme diye bir amaç yok, edemezler. Çünkü birbirlerine o kadar giriftler.”
Yaycı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki 5 daimi üyenin mevcut sistemin temel kazananları olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” sözünü hatırlatan Yaycı, bu ülkelerin birbirleriyle rekabet etseler de küresel düzenin sağladığı avantajları kaybetmemek için doğrudan düşmanlık ilişkisine girmeyeceklerini ifade etti.
Bu beşli grubun sistemin “5 direği” olduğunu belirten Yaycı, “Bu beşli grup birbiriyle düşman olabilir mi? Olursa dünyadaki bu düzen yeniden kurulma durumunda bunlar bu avantajı bir daha elde edebilirler mi? Elde edemezler. Dolayısıyla bunlar birbirleriyle rekabet içerisinde ama birbirlerine düşman olmayan düzenin 5 direğidir” dedi.
Rekabet Vekil Güçler Üzerinden Yürütülüyor
ABD ve Çin’in kendi aralarında doğrudan çatışmak yerine arkalarındaki vekil güçleri karşı karşıya getirdiğini savunan Yaycı, bu durumun bölgesel aktörler açısından önemli riskler barındırdığını söyledi. Çin’in askeri varlık yerine ekonomik yayılma stratejisini öne çıkardığını belirten Yaycı, iki ülkenin ekonomik, ticari ve siyasi alanlarda rekabet ettiğini kaydetti.
Türkiye’nin bu rekabette herhangi bir tarafın vekili haline gelmemesi gerektiği uyarısında bulunan Yaycı, “Bunlar askeri olarak karşı karşıya gelmezler ama ekonomik olarak, ticari olarak, siyasi olarak karşı karşıya gelirler. Kimleri karşı karşıya getirirler? Vekillerini karşı karşıya getirirler. Onun için hiçbirinin vekili olmamak lazımdır. Vekili olduğunuz zaman onlar savaşmazlar ama sizi savaştırır, mahvederler” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı Ve Türk Boğazları Uyarısı
Mutabakat kapsamında ele alınan başlıklardan birinin Hürmüz Boğazı ve uluslararası su yollarından geçiş ücreti alınmaması olduğunu aktaran Yaycı, bu konunun Türkiye’nin egemenlik haklarıyla karıştırılmaması gerektiğini söyledi. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücreti talep etmesinin uluslararası hukuka tamamen aykırı olduğunu belirten Yaycı, Türk Boğazları konusunda dikkatli olunması çağrısında bulundu.
Yaycı, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’nın Montrö Sözleşmesi çerçevesinde oluşturulan özel bir geçiş rejimine tabi olduğunu vurguladı. Türk Boğazları’nın Hürmüz, Babülmendep ve Malakka gibi su yollarıyla aynı kategoride değerlendirilemeyeceğini belirten Yaycı, “Ne İstanbul Çanakkale Boğazı ne Babülmendep’tir, ne Malakka’dır, ne başka bir yerde ne Hürmüz’dür” dedi.
İki kıyısı da Türkiye’ye ait olan iç suların uluslararası transit koridorlarla denk tutulamayacağını ifade eden Yaycı, mutabakatın Türkiye açısından taşıdığı başlıkların bu ayrım gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Mutabakatın Diğer Başlıkları
Amiral Cihat Yaycı’nın aktardığı bilgilere göre 8 maddelik mutabakat; İran’ın nükleer silah edinmemesi, gümrük tarifelerinde indirim yapılması, yasaklı maddelerle mücadele ve yapay zeka tehdidine karşı ortak mekanizma kurulması gibi başlıkları içeriyor. Ayrıca iki ordu arasında çatışmayı önlemeye yönelik bir mutabakat hazırlanması da gündeme geldi.

