Dünya liderleri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81’inci oturumu için New York’ta bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Kurul’da 4’üncü sırada kürsüye çıkarak 16’ncı kez hitap etti. GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer de Genel Kurul çalışmalarını yerinde takip etti.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, 81’inci Genel Kurul’un başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Genel Kurul Başkanlığını tamamlayan Baerbock’a teşekkür eden Erdoğan, başkanlığı devralan Sayın Rahman’a başarılar diledi. Yaklaşık 10 yıldır Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini sürdüren Antonio Guterres’e de çalışmalarından dolayı teşekkür etti.
“Filistin halkının sesi olmaya devam edeceğiz”
Erdoğan, konuşmasının önemli bölümünü Filistin meselesine ayırdı. Filistin Devleti Başkanı Mahmud Abbas’ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda bulunamamasının vicdanları yaraladığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olmayı sürdüreceğini söyledi.
Gazze’deki tabloya dikkat çeken Erdoğan, son bir yılın 60’ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti. Gazze, Ukrayna ve Rusya, Myanmar, Darfur, İran ve Lübnan’daki çatışmalarda 250 bin insanın hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, yalnızca Gazze’de son üç yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kişinin İsrail’in saldırılarının kurbanı olduğunu söyledi.
Gazze’de hastanelerin yakıt sıkıntısı yaşadığını, saldırılarda yaralanan çocukların protezlerle yaşamaya çalıştığını belirten Erdoğan, bölgenin “çağımızın en insanlık dışı ve en utanç verici temerküz kampı” haline geldiğini savundu. Ateşkes sonrasında da öldürülen Gazzelilerin sayısının bin 500’ü aştığını söyleyen Erdoğan, İsrail hükümetinin işgali durdurmaya yanaşmadığını ifade etti. Batı Şeria’da yerleşimci terörünün, Kudüs’te ise kutsal mekanlara erişim engellerinin sürdüğünü dile getirdi.
BM reformu ve uluslararası sistem çağrısı
Birleşmiş Milletler’in kuruluşundaki barış ve güvenlik hedeflerinin hayata geçirilemediğini söyleyen Erdoğan, teşkilatın kriz bölgelerinde umutlarını BM’ye bağlayanlar için hayal kırıklığı oluşturduğunu belirtti. “190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir” diyen Erdoğan, uluslararası sistemin yeniden güven kazanması için reform gerektiğini vurguladı.
Erdoğan, uluslararası hukukun güçlü ve zayıf ülkelere farklı uygulanmaması, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenmenin öne çıkarılması, iş birliği ve açık diplomasinin güçlendirilmesi, gelir adaletsizliğine karşı ortak kalkınma politikalarının geliştirilmesi ve teknolojiye erişimde yeni eşitsizlikler oluşmasının önlenmesi gerektiğini söyledi. Karadeniz Tahıl Koridoru’nu bölgesel sahiplenmeye örnek gösterdi.
Türkiye’nin dış politika mesajları
Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlanması gerektiğini ifade eden Erdoğan, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin kurulacağı günlerin görüleceğini söyledi. Suriye’de Cumhurbaşkanı Şahra liderliğindeki süreci, Irak’taki istikrar çalışmalarını ve Kalkınma Yolu Projesi’ni desteklediklerini belirtti.
Rusya-Ukrayna savaşının Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü korunarak sona ermesini istediklerini dile getiren Erdoğan, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması, Ege ve Doğu Akdeniz’deki meselelerin uluslararası hukuk temelinde çözülmesi gerektiğini ifade etti. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tanınması çağrısını yineleyen Erdoğan, uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya davet etti.
Türkiye’nin savunma sanayisi ve ekonomisiyle istikrar adası olmayı sürdürdüğünü belirten Erdoğan, Avrupa Birliği ile ilişkilerin stratejik bir vizyonla şekillendirildiğini söyledi. Balkanlar, Güney Kafkasya, Afrika, Asya-Pasifik ve Latin Amerika ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik adımları da aktardı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış temennisini dile getiren Erdoğan, 30 Ekim’de Ankara’da yapılacak 13’üncü Liderler Zirvesi’ne ve aralık ayında Libya’da düzenlenecek 4’üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’ne dikkat çekti.
İklim krizi, sosyal tehditler ve yapay zekâ
Bu yıl kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi’nde iklim adaletini öne çıkaracaklarını söyleyen Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın 2017’de başlattığı Sıfır Atık hareketinin küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştüğünü belirtti. Dünyada her yıl 2 milyar tonun üzerinde gıda israf edildiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin gıda güvenliği ve israfın önlenmesine katkı sunmaya hazır olduğunu söyledi. Erdoğan, Dr. Mehmet Mehdi Eker’i Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğüne aday gösterdiklerini açıkladı.
İslam düşmanlığı, başörtüsü yasakları, yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmle mücadele edilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, dezenformasyonun ve kontrolü zorlaşan yapay zekânın yeni tehditler oluşturduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler Uluslararası Yapay Zekâ Sözleşmesi’nin hazırlanması için çalışmaların hızlandırılması gerektiğini kaydetti.
Konuşmasının sonunda merhum şair Sezai Karakoç’un dizelerini okuyan Erdoğan, “Gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz” dedi. Dünyanın önünde çatışma ve korkuyla içe kapanmak ya da adalet ve dayanışmayla ortak geleceği inşa etmek üzere iki yol bulunduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin ikinci yolu seçtiğini belirterek konuşmasını tamamladı.

