Deniz Göktaş İ̇çin Tahliye Talebiyle İ̇lk Duruşma

Sanal medyada yayımladığı videolar nedeniyle 12 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Deniz Göktaş, davanın ilk duruşmasında savunma yaptı. Duruşma savcısı, Göktaş’ın cezalandırılmasını ve tahliye edilmesini istedi.

Deniz Göktaş İ̇çin Tahliye Talebiyle İ̇lk Duruşma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanal medya platformlarında yayımladığı videolar gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma başlatılan Deniz Göktaş, ilk kez hakim karşısına çıktı. Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Duruşma, İstanbul 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Salon kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle duruşma, İstanbul 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda yapıldı. Tutuklu sanık Deniz Göktaş, mahkemedeki savunmasında hakkındaki suçlamaları ve soruşturma sürecini değerlendirdi.

“Organize Bir Linç Kampanyası”

Göktaş, gösterisine yönelik sürecin “organize bir linç kampanyasından ibaret” olduğunu savundu. Turnesi sona erdikten sonra yurt dışındaki arkadaşlarının yanına gittiğini belirten Göktaş, bu seyahatlerinin basında “yurt dışına kaçtı” şeklinde haberleştirilmesine tepki gösterdi.

Türkiye’ye dönmeleri ve beyin göçünün tersine çevrilmesi için yurt dışında yaşayan arkadaşlarını ikna etmeye çalıştığını söyleyen Göktaş, buna rağmen Türkiye’ye dönüşünün çeşitli iddialarla gündeme getirildiğini ifade etti. Göktaş, adliyeye getirildikten sonra savcılıkta davaya konu olan gösterideki şakaları anlattığını belirtti.

Savcılık sorgusunun ardından hakimliğe çıkarılmayı beklediği sırada kendisine, ailesine ve avukatlarına Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek isteyip istemediğinin sorulduğunu aktaran Göktaş, istemediğini belirtmesine rağmen bir komiserin yönlendirmesiyle bu görüşmenin gerçekleştiğini söyledi. Göktaş, iddianamenin 64 günde hazırlandığını, ayrıca 57’nci gün cuma akşamı yeni bir tutuklama talebiyle hakim karşısına çıkarıldığını dile getirdi.

Sözlerini Siyasi Eleştiri Olarak Niteledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı ifadelerin siyasi eleştiri ve hiciv kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunan Göktaş, “Diktatör” benzetmesinin siyasi tartışmalarda kullanılan bir niteleme olduğunu söyledi. Bir komedi gösterisinde bu ifadenin kullanılmasının neden hakaret sayılması gerektiğini anlamadığını belirten Göktaş, komedyenlerin aynı konuya farklı şakalar yazabileceğini ifade etti.

Erdoğan’ın aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olduğunu belirten Göktaş, uzun yıllardır iktidarda bulunan partinin lideri ve Türkiye’nin en yetkili yöneticisi olarak siyasi hicve açık olması gerektiğini savundu. “Terapi” sözcüğünün geçtiği şakanın da psikolojik desteğe yönelik olduğunu söyleyen Göktaş, herhangi bir kişi hakkında psikolojik rahatsızlık bulunduğunu ileri sürmediğini kaydetti.

Göktaş, şakalarından rahatsız olan kişilerin gösteriye gitmeme, kendisini izlememe veya eleştirme hakkı bulunduğunu belirterek, ancak sansür, yasak ve tutuklamanın sanatçılara verilecek tepkiler arasında olmaması gerektiğini söyledi. Sözlerinde insanları kin ve düşmanlığa tahrik eden bir unsur bulunmadığını savunan Göktaş, dini değerleri alenen aşağılamak gibi bir amacının olmadığını ifade etti.

İddianamedeki Alıntılara İtiraz

İddianamede yer alan alıntıların eksik ve yönlendirici olduğunu ileri süren Göktaş, bazı cümlelerin ortasından başlatıldığını ve bu nedenle sözlerinin bağlamından koparıldığını savundu. “Oruç tutan canlı bomba” şakasının da bu şekilde aktarıldığını belirten Göktaş, gösteride önce “çevik kuvvet, oruç tutan otobüs şoförü, canlı bomba” ifadelerini kullandığını, ardından bunları bir sözcük oyunuyla birleştirdiğini anlattı.

Göktaş, bu ifadeyle dini değerleri aşağılama niyeti taşımadığını söyledi. En fazla tepki alan “dördüncü kitap” şakasına ilişkin de konuşan Göktaş, “yazar” sözcüğünü olumsuz, alaycı veya aşağılayıcı anlamda kullanmadığını belirtti.

Göktaş, “Sözlerim hatalı, alışılmadık veya kulak tırmalayıcı bulunabilir. Bunlar tartışılabilir. Ancak bunun saygısızlık ve aşağılama düzeyine ulaştığını düşünmüyorum” dedi. Bir çevirinin yanlış veya hatalı olduğunu söylemenin, o kitaba inanan insanları aşağılamak anlamına gelmeyeceğini savundu.

Savcı Tahliye Talep Etti

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında Deniz Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, basın ve yayın yoluyla “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca Göktaş’ın tahliye edilmesini istedi.