İran’da zorunlu başörtüsü uygulamasına yönelik tartışmalar, savaş koşullarının gölgesinde yeniden ülkenin gündemine taşındı. İran liderliğine yakınlığıyla bilinen muhafazakâr Kayhan gazetesi, savaşın başörtüsü kurallarının uygulanmasından geri adım atılması için gerekçe gösterilmemesi gerektiğini savundu.
Ülkede özellikle büyük kentlerde kamusal alana başörtüsü takmadan çıkan kadınların sayısının son yıllarda artması, yönetimin mevcut kurallara ilişkin yaklaşımını da tartışmaların odağında tutuyor. Zorunlu başörtüsü düzenlemeleri hukuken yürürlükte kalırken, kuralların sahadaki uygulanma biçiminin dönemlere ve bölgelere göre farklılık gösterdiği belirtiliyor.
Kayhan: Politikalar savaş nedeniyle askıya alınmamalı
Muhafazakâr çevrelerin önemli yayın organlarından Kayhan, savaş şartlarının zorunlu başörtüsü politikasının gevşetilmesine dayanak oluşturamayacağını öne sürdü. Gazetede yayımlanan değerlendirmede, savaş dönemlerinde de toplumun dini ve kültürel kimliğini korumayı amaçlayan politikaların devam ettirilmesi gerektiği görüşü dile getirildi.
Kayhan, zorunlu başörtüsüne ilişkin düzenlemelerin savaş koşulları gerekçe gösterilerek uygulanmamasının, zaman içerisinde diğer toplumsal kuralların da göz ardı edilmesine yol açabileceğini ileri sürdü. Gazete böyle bir yaklaşımın yalnızca başörtüsü uygulamasıyla sınırlı kalmayabileceğini savundu.
Değerlendirmede ayrıca başörtüsüne ilişkin dini hükümlerin savaş döneminde ortaya çıktığı yönündeki görüşe yer verildi. Buradan hareketle mevcut savaş şartlarının uygulamadan vazgeçilmesi veya politikaların askıya alınması için gerekçe olarak kullanılamayacağı belirtildi.
Haddad-Adel’den savaş koşulları vurgusu
Tartışmanın diğer tarafında İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Üyesi Gulam Ali Haddad-Adel’in açıklamaları yer aldı. Haddad-Adel, 9 Eylül’de yaptığı açıklamada yönetimin zorunlu başörtüsü konusunda daha kapsamlı adımlar atmak istediğini, ancak savaş koşullarının bu alandaki hareket imkânını sınırladığını söyledi.
İranlı yetkili, mevcut şartlar nedeniyle yönetimin başörtüsü konusunda “gerektiği şekilde” müdahalede bulunamadığını ifade etti. Bu açıklama, zorunlu başörtüsü kurallarının nasıl uygulanacağına ilişkin görüş ayrılıklarının ve değerlendirmelerin İran yönetimi içinde de sürdüğünü gösterdi.
Bir tarafta savaş döneminde dini ve kültürel politikalardan taviz verilmemesini isteyen muhafazakâr çevrelerin çağrıları bulunurken, diğer tarafta mevcut şartların daha kapsamlı müdahalelere imkân vermediğini belirten açıklamalar öne çıkıyor.
Mahsa Amini’nin ölümünden sonra protestolar başladı
İran’daki zorunlu başörtüsü uygulaması, Mahsa Amini’nin Eylül 2022’de ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından hayatını kaybetmesiyle başlayan ülke çapındaki protestoların merkezindeki konulardan biri olmuştu.
Amini’nin ölümünün ardından başlayan gösteriler, kadınların kıyafet tercihleri ile kamusal alandaki özgürlükleri hakkındaki tartışmaları İran sınırlarının dışına taşıyarak uluslararası gündeme getirdi. Protestoların ardından geçen dönemde zorunlu başörtüsü kuralları hukuken yürürlükte kalmayı sürdürdü. Bununla birlikte uygulamanın sahadaki görünümü bölgelere ve dönemlere göre değişti.
Büyük şehirlerde başörtüsüz kadınların sayısı artıyor
İran’ın özellikle büyük şehirlerinde daha fazla kadının kamusal alanlarda başörtüsü kullanmadan bulunduğu görülüyor. Yönetimin bu tablo karşısındaki tutumu ise mevcut kuralları koruma hedefi ile toplumsal tepkilerin yeniden büyümesini önleme arayışı arasındaki denge üzerinden şekilleniyor.
Savaş şartları, ekonomik sorunlar ve yeni toplumsal gerilim ihtimali nedeniyle yönetimin zorunlu başörtüsü uygulaması konusunda daha kapsamlı bir müdahaleye temkinli yaklaştığı aktarılıyor. Buna karşılık son dönemde Tahran ve bazı kentlerde başörtüsü denetimlerinin yeniden artırıldığına ilişkin haberler de gündeme geliyor.
Kayhan’ın geri adım atılmaması yönündeki çağrısı ile Haddad-Adel’in savaş koşullarının yönetimin hareket alanını sınırladığına ilişkin sözleri, tartışmanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Zorunlu başörtüsü politikasının nasıl sürdürüleceği, hem yönetim içindeki değerlendirmeler hem de uygulamanın toplumdaki karşılığı bakımından İran’da yakından izlenen gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor.

