İsrail'de siyasi partiler, 27 Ekim'de yapılacak parlamento seçimleri öncesinde kampanyalarını sürdürüyor. Seçim yarışında Likud lideri Binyamin Netanyahu ile eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar partisi lideri Gadi Eisenkot öne çıkarken, anketler iki ismin başa baş bir mücadele yürüttüğünü gösteriyor.
İsrail Meclisi'nde toplam 120 sandalye bulunuyor. Hükümet kurabilmek için en az 61 sandalyeye ulaşılması gerekirken, mevcut anketlerde henüz hiçbir siyasi blok bu çoğunluğu elde edemiyor. Bu tablo, seçim sonrasında hükümet kurma sürecinin sandalye dağılımı kadar ittifaklara ve farklı siyasi grupların tercihine de bağlı olabileceğine işaret ediyor.
Kampanyaların Merkezinde Güvenlik Politikası Var
Adayların seçim kampanyalarında Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve İran'a ilişkin sert askeri stratejiler öne çıkıyor. Güvenlik başlığı, siyasi partilerin seçmenlere yönelik mesajlarında belirleyici bir yer tutarken, taraflar askeri yaklaşım, yerleşim politikası ve 7 Ekim olaylarına ilişkin soruşturma konularında farklı tutumlar sergiliyor.
Likud lideri Binyamin Netanyahu, Batı Şeria'daki yerleşimlerin genişletilmesini vadederken, 7 Ekim olayları için bağımsız soruşturma açılmasına karşı çıkıyor. Netanyahu'nun seçim çizgisi, Batı Şeria'daki yerleşimler ile güvenlik politikalarını öne çıkaran bir yaklaşım etrafında şekilleniyor.
Anketlerde Netanyahu'nun en güçlü rakibi olarak görülen Gadi Eisenkot ise 7 Ekim için devlet soruşturması açılmasını savunuyor. Eisenkot ayrıca ultra-Ortodoks Yahudilerin zorunlu askerliğe alınmasını istiyor. Böylece Yashar lideri, hem olayların soruşturulması hem de askerlik yükümlülüğü konusunda Netanyahu'dan ayrışıyor.
Diğer Partilerin Seçim Mesajları
Ortak listeyle seçime giren eski başbakanlar Bennett ve Lapid, daha sert bir güvenlik politikası ve büyük bir ordu hedefini savunuyor. Bu iki eski başbakanın oluşturduğu ortak liste, seçim kampanyasında güvenlik kapasitesinin artırılmasını temel başlıklardan biri haline getiriyor.
Aşırı sağ partilerin liderleri Ben-Gvir ve Smotrich ise polisin ateş açma yetkilerinin genişletilmesini ve Batı Şeria'nın ilhakını talep ediyor. Bu talepler, seçim yarışındaki güvenlik ve Batı Şeria tartışmalarını daha da sertleştiriyor.
Arap Seçmenin Katılımı Kritik Olacak
Seçimlerin sonucunu etkileyebilecek en önemli unsurlardan biri, İsrail vatandaşı Filistinlilerin sandığa katılım oranı olarak öne çıkıyor. Seçmenlerin yüzde 17'sini oluşturan Arap seçmenlerin tercihleri, Meclis'teki sandalye dağılımı ve hükümet kurma arayışları açısından kritik görülüyor.
Siyasi analizlere göre mevcut siyasi düzene tepki duyan Arap seçmenlerin katılım oranının yüzde 70'e ulaşması halinde, aşırı sağ partilerin seçim barajının altında kalma ihtimali bulunuyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, Netanyahu'nun Meclis içinde hükümet kurma şansının önemli ölçüde azalacağı öngörülüyor.
Bu nedenle 27 Ekim seçimlerinde yalnızca Netanyahu ile Eisenkot arasındaki yarış değil, siyasi blokların toplam sandalye sayısı ve Arap seçmenin sandığa ilgisi de belirleyici olacak. Hiçbir bloğun şu aşamada 61 sandalyelik çoğunluğu yakalayamaması, seçim sonrasındaki siyasi tablonun rekabet kadar ittifaklara da bağlı olacağını gösteriyor.

