Libya Temsilciler Meclisi’nin, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’nı oy birliğiyle onaylaması, Doğu Akdeniz’deki dengeleri yeniden gündeme taşıdı. 20 Ekim 2026’da Libya’dan gelen karar, anlaşmaya yönelik siyasi itirazların önemli bir dayanağını ortadan kaldırdı.
GZT Youtube Harita Programı yorumcusu Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, gelişmeyi “Mavi Vatan mücadelesinde tarihi öneme sahip” bir adım olarak nitelendirdi. Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 2019 tarihli deniz yetki alanları anlaşmasını kabul ederken, 2020 yılında Türkiye ile imzalanan mutabakatların onaylanmasını reddeden ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararını da oy birliğiyle kaldırdı.
“Güçlü Bir Siyasi Cevap”
Yaycı, kararın yalnızca bir parlamento işlemi olmadığını belirterek, Türkiye ile Libya’nın denizden komşuluğunu yok saymaya çalışanlara güçlü bir siyasi cevap verildiğini söyledi. Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmanın geçersiz gösterilmek ve Türkiye’nin Akdeniz’de yalnızlaştırılmak istendiğini ifade eden Yaycı, Libya’dan gelen onayın bu girişimlere karşı önemli bir anlam taşıdığını vurguladı.
Anlaşmanın 2019’da bir anda ortaya çıkmadığını belirten Yaycı, hukuki ve bilimsel hazırlıkların yıllar öncesine dayandığını aktardı. Libya’nın 27 Mayıs 2009’da münhasır ekonomik bölge ilan ederek sınırlandırma anlaşmalarına açık olduğunu bildirmesinin Türkiye açısından fırsat oluşturduğunu kaydeden Yaycı, 2011 yılında Güvenlik Stratejileri Dergisi’nde yayımlanan “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi” başlıklı makalesiyle süreci bilimsel temellere oturttu.
Yaycı, Türkiye’nin Marmaris, Fethiye ve Kaş kıyılarıyla Libya’nın Derne, Tobruk ve Bordiya kıyılarının karşılıklı olduğunu hazırladığı haritalarla ortaya koydu. O dönemde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgesinin yaklaşık 145 bin kilometrekare olarak hesaplandığını belirten Yaycı, hakkaniyet esasları dikkate alındığında bu alanın asgari 189 bin kilometrekareye ulaşması gerektiğini ifade etti. Libya ile yapılacak anlaşmanın Türkiye’ye yaklaşık 8.900 kilometrekarelik ilave deniz yetki alanı sağlayabileceğini savundu.
Erdoğan’ın Siyasi İradesine Vurgu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Aralık 2019’da Gölcük Tersane Komutanlığında yaptığı konuşmada çalışmalarına değindiğini hatırlatan Yaycı, bilimsel çalışmaların devlet politikasına dönüşmesi için siyasi iradenin gerekli olduğunu söyledi. Yaycı, Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nın imzalanmasını sağlayan iradenin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ortaya konulduğunu belirtti.
Yunanistan’ın, Libya Temsilciler Meclisi’nin onayını gerekçe göstererek anlaşmanın geçersiz olduğunu savunduğunu hatırlatan Yaycı, mutabakatın 8 Aralık 2019’da yürürlüğe girdiğini ve Birleşmiş Milletler Antlaşmalar Koleksiyonu’nda 56119 kayıt numarasıyla yer aldığını kaydetti. Yaycı’ya göre 20 Ekim 2026’daki karar, anlaşmaya ilk kez hukuki geçerlilik kazandırmadı; Libya’nın doğusundaki siyasi makamların da mutabakatı kabul etmesini sağladı.
Yunanistan’ın İtiraz Dayanağı Zayıfladı
Yaycı, Yunanistan’ın Girit, Kaşot, Kerpe, Rodos ve Meis adalarını esas alarak Anadolu’nun güneyindeki geniş deniz alanlarında hak iddia ettiğini, Türkiye’yi ise Antalya Körfezi çevresindeki 41 bin kilometrekarelik alana sıkıştırmayı amaçladığını söyledi. “Anadolu’nun kıta sahanlığı, Yunan adaları nedeniyle ortadan kalkmaz!” diyen Yaycı, Libya Temsilciler Meclisi’nin kararının Yunanistan’ın Libya’yı Türkiye’ye karşı kullanma planına stratejik darbe vurduğunu belirtti.
Türkiye-Libya anlaşmasının iki ülkenin de haklarını koruyan ortak bir çerçeve oluşturduğunu ifade eden Yaycı, Türkiye ve Libya’nın çıkarlarının birbirine karşı olmadığını, aksine birbirini tamamladığını söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Mısır, Lübnan ve İsrail ile geliştirdiği işbirlikleriyle Türkiye’yi dışlamaya çalıştığını dile getiren Yaycı, Kıbrıs Türklerinin haklarının yok sayılamayacağını vurguladı.
İsrail doğal gazının Avrupa’ya taşınmasına yönelik Yunanistan ve GKRY güzergâhlı projelere de değinen Yaycı, enerji projelerinin Türkiye ile Libya’nın deniz yetki alanlarındaki haklarını göz ardı eden bir anlayışla hayata geçirilemeyeceğini belirtti.
“Türkiye Libya’nın Tamamının Dostudur”
2019’da mutabakatın Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalanmasının ardından Libya’nın doğusundaki siyasi makamların anlaşmaya karşı çıktığını hatırlatan Yaycı, gelinen noktayı Türk diplomasisinin başarısı olarak değerlendirdi. Türkiye’nin Libya’nın hem batısıyla hem de doğusuyla iletişim kurabildiğini belirten Yaycı, “Türkiye Libya’nın bir tarafının değil, Libya’nın tamamının dostudur!” dedi.
Türkiye-Libya ilişkilerinin yalnızca enerji ve deniz alanlarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Yaycı, bağların Atatürk’ün Trablusgarp mücadelesinden 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Libya’nın verdiği desteğe kadar uzandığını söyledi. Akdeniz’in iki ülkeyi ayıran değil, birleştiren bir deniz olduğunu vurgulayan Yaycı, 2011’deki akademik çalışmanın 2026’da Libya’nın doğusunda ve batısında siyasi kabule ulaşmasını tarihi bir süreç olarak nitelendirdi.
Değerlendirmesinin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve sürece katkı sağlayan devlet görevlilerine teşekkür eden Yaycı, Libya Temsilciler Meclisi ile Libya halkını tebrik etti. Yaycı, “Türkiye ile Libya denizden komşudur! Türkiye ile Libya denizden kardeştir! Mavi Vatan vatandır!” ifadelerini kullandı.

