Marmara Denizi’ndeki fay hatları ve İstanbul’da beklenen olası büyük deprem, bilim insanları arasındaki görüş ayrılıklarıyla yeniden gündeme geldi. Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’ün Marmara’daki fay sistemine ilişkin değerlendirmeleri, paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş’ın eleştirisine neden oldu.
Görür, İstanbul’da meydana gelmesi beklenen depremin büyüklüğünün 7,2 ile 7,5 arasında olabileceğini belirtirken, Demirtaş bu açıklamaları geçmiş yıllarda dile getirilen farklı tahminlerle karşılaştırdı. Demirtaş ayrıca deprem tehlikesinin varlığını reddetmediğini, ancak kamuoyuna yapılan açıklamalarda kullanılan dilin toplumsal kaygıyı artırmaması gerektiğini ifade etti.
Naci Görür Marmara’daki Faylara Dikkat Çekti
Prof. Dr. Naci Görür, Yeniçağ gazetesinden Baran Yalçın’a yaptığı açıklamada Marmara Denizi’ndeki fay sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Görür, İstanbul’da büyük bir deprem meydana gelme olasılığına yönelik çalışmalar bulunduğunu belirterek, “Şimdi yakın zamanda derken tabii zamanını bilmiyoruz ama yapılan çalışmalara göre 30 sene içerisinde deprem olma olasılığı son duruma göre yüzde 48 civarında oluyor” ifadelerini kullandı.
Marmara Denizi’nde bulunan Kartal-Adalar, Kumburgaz ve Tekirdağ faylarına işaret eden Görür, beklenen depremin büyüklüğüne ilişkin de “Büyüklük olarak da 7,2 ve 7,5 civarında bir deprem bekliyoruz” dedi. Görür, altyapısı depreme hazırlıklı olmayan bölgelerde büyük yıkım ve can kaybı yaşanabileceği uyarısında da bulundu.
Demirtaş Geçmiş Tahminleri Hatırlattı
Görür’ün açıklamalarına tepki gösteren Dr. Ramazan Demirtaş, Marmara depremine ilişkin geçmiş yıllarda yapılan değerlendirmeleri gündeme taşıdı. Demirtaş, deprem büyüklüğüne yönelik tahminlerin zaman içinde değiştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir birim düşürmüş mü? 1999 depremlerinden sonra Marmara boydan boya kırılacak, M 8.0 büyüklüğünde deprem olacak. 2016’da fayın boyu 50 km, M 7.0’nın altında olacak. 2025 minimum 7,2, maksimum 7,6 olacak. Şimdi M 7,5’a düşürmüş. Neyse ki 7,5 olacakmış, 7,6 olsaydı ne yapardık?”
Demirtaş’ın eleştirisinin odağında, deprem tehlikesinin zamanlaması ve büyüklüğü konusunda kesinlik algısı oluşturabilecek açıklamalar yer aldı. Paleosismolog, Marmara’da büyük bir deprem riskinin bulunduğunu reddetmediğini özellikle vurguladı.
“Deprem Biliminde Karşılığı Bulunmuyor”
Demirtaş, deprem tekrarlanma aralığı dolmadığı sürece toplumu tedirgin eden ve korku psikolojisine yol açan açıklamaların bilimsel temeline itiraz etti. Demirtaş, “Ancak deprem tekrarlanma aralığı dolmadığı sürece, toplumu tedirgin eden, korku psikolojisine ve çok ciddi travmalara yol açan yukarıda söylediği açıklamaların deprem biliminde karşılığı bulunmamaktadır” dedi.
Deprem senaryoları kapsamında kamuoyuna aktarılan yüksek can kaybı ve yıkım tahminlerini de eleştiren Demirtaş, bu tür değerlendirmelerin yetki ve görev sahibi olmayan kişilerce açıklanmasını doğru bulmadığını belirtti.
Demirtaş, “27 yıldır Marmara’da deprem eli kulağında; 600 bin bina yıkılır, 2,5 milyon insan enkaz altında kalır, Marmara dizüstü çöker, ekonomi çöker, bağımsızlık gider gibi açıklama yetkisi ve görevi olmayan birinin kurgu türü açıklamaları kamuoyuna açık yapması etik ve doğru değil” ifadelerini kullandı.
Yetkili Kurumların Açıklama Yapması Gerektiğini Savundu
Marmara’da yaklaşan bir tehlike bulunması durumunda kamuoyunun ilgili bakanlık ya da yetkili kurumlar tarafından bilgilendirilmesi gerektiğini savunan Demirtaş, açıklamalarında risk azaltma çalışmalarının önemine dikkat çekti. Marmara’daki faylar ve İstanbul’da beklenen deprem konusundaki tartışma, Görür’ün değerlendirmeleri ile Demirtaş’ın itirazları üzerinden devam ediyor.

