Yargıtay’dan Kullanılmayan İ̇zin Ücretleri İ̇çin 5 Yıllık Süre Kararı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izin ücretlerinde zamanaşımı süresinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl olduğuna hükmetti. Karar, işten ayrılan çalışanların izin alacakları bakımından süreleri yakından takip etmesi gerektiğini ortaya koydu.

Yargıtay’dan Kullanılmayan İ̇zin Ücretleri İ̇çin 5 Yıllık Süre Kararı

Yargıtay, işten ayrılan çalışanların kullanmadıkları yıllık izinlere karşılık talep edebileceği ücretlerle ilgili önemli bir karara imza attı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık izin ücreti alacaklarında zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğuna ve bu sürenin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağına karar verdi.

Karar, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından kullanılmayan izin ücretini talep etmek isteyen çalışanların yasal süreleri dikkate almasının önemini bir kez daha gündeme getirdi. İşveren tarafından ödenmeyen yıllık izin ücretleri için hukuki yollara başvurulabilse de zamanaşımı süresinin geçirilmesi, alacağın dava yoluyla istenmesini etkileyebiliyor.

Yıllık İzin Ücretinde Zamanaşımı Nasıl Hesaplanıyor?

İş Kanunu kapsamında çalışanlara tanınan yıllık ücretli izin hakkı, çalışma hayatındaki temel güvenceler arasında bulunuyor. İşçinin hak kazandığı izinleri kullanması esas kabul edilirken iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde kullanılmayan izin günlerinin ücretinin ödenmesi gerekiyor.

Yargıtay’ın değerlendirmesine göre yıllık izin ücreti bakımından 5 yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte başlıyor. Bu sürenin dolmasının ardından işverenin zamanında zamanaşımı itirazında bulunması halinde, somut olayın koşullarına göre yıllık izin alacağının zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi mümkün olabiliyor.

10 Yıllık Süre Tartışması Yeniden Ele Alındı

Yıllık izin ücretlerinde uygulanacak zamanaşımı süresi, geçmiş yıllarda farklı değerlendirmelere konu oldu. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği dönem arasındaki uyuşmazlıklarda hangi sürenin uygulanacağı tartışıldı.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, önceki uygulamasında belirli bir dönem için yıllık izin ücreti alacaklarında 10 yıllık zamanaşımı süresini esas alıyordu. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kapatılarak 9. Hukuk Dairesiyle birleştirilmesinin ardından konu yeniden değerlendirildi. Yüksek mahkeme, iki kanunun yürürlük tarihleri arasındaki dönem bakımından da 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği görüşünü benimsedi.

11 Yıl Çalışan İşçinin Mirasçıları Dava Açtı

Karara konu olayda, bir inşaat şirketinde 11 yıl boyunca demir ustası olarak çalışan işçi, emeklilik nedeniyle işten ayrıldı. İşçinin, çalışma dönemi boyunca hak kazandığı ancak kullanmadığı yıllık izinlerin ücretini almak için girişimlerde bulunduğu, ancak ödemenin yapılmadığı belirtildi.

İşçinin vefatından sonra yakınları, işverenden kalan işçilik alacaklarını tahsil etmek amacıyla İş Mahkemesinde dava açtı. Davacı taraf, işçinin davalı şirkete ait yurt dışındaki şantiyelerde çalıştığını ve haftanın 7 günü mesai yaptığını ileri sürdü. Dilekçede kıdem ve ihbar tazminatlarıyla birlikte yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri talep edildi.

İnşaat şirketi ise zamanaşımı itirazında bulundu. Şirket, iş sözleşmesinin işin tamamlanması nedeniyle sona erdiğini ve işçinin talep edebileceği herhangi bir alacağının kalmadığını savundu.

Mahkeme 110 Günlük İzin Alacağı Tespit Etti

İş Mahkemesi, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve diğer delilleri inceleyerek işçinin davalı işyerinde çalıştığını belirledi. İş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin işveren tarafından kanıtlanamadığı değerlendirmesi yapıldı.

Mahkeme, işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı sonucuna ulaştı. Ayrıca çalışma dönemi boyunca toplam 110 gün yıllık ücretli izne hak kazandığını tespit etti. İşverenin bu izinlerin kullandırıldığını veya izin ücretlerinin ödendiğini kanıtlayamaması da kararda dikkate alındı.

Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine ilişkin talepler ise zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedildi ve dava kısmen kabul edildi.

Dosya Yargıtay’a Taşındı

İlk derece mahkemesinin kararına yapılan başvurunun ardından dosya Bölge Adliye Mahkemesine gitti. İstinaf başvurularının reddedilmesi üzerine davalı şirket kararı temyiz etti.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş sözleşmesinin 4 Aralık 2013 tarihinde sona erdiğini, davanın ise 24 Ekim 2019 tarihinde açıldığını belirledi. İki tarih arasında 5 yıldan fazla süre bulunduğuna ve işverenin zamanaşımı itirazını süresinde yaptığına dikkat çeken Daire, yıllık izin alacağının zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Yargıtay bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bozdu.

Karar, işten ayrılan çalışanların kullanılmayan yıllık izin ücretleri bakımından iş sözleşmesinin sona erdiği tarihi, izin günlerini ve yapılan ödemeleri gösteren belgeleri dikkatle kontrol etmesi gerektiğini ortaya koydu. Bununla birlikte zamanaşımının değerlendirilmesi, işverenin itirazı ve somut dosyanın özelliklerine göre değişebiliyor.