Çalıştığı işyerinden farklı kentlerde bulunan işletmelere gönderilen ve görev yeri değişiklikleri sırasında ücretinde düşüş yaşayan kamu işçisi teknisyenin hukuk mücadelesi, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararıyla yeni bir boyut kazandı. Yüksek Mahkeme, işverenin yönetim hakkı kapsamında yaptığı nakil işleminin doğrudan iptali mümkün olmasa bile, çalışma koşullarında esaslı değişiklik oluşturup oluşturmadığının ve işlemin hukuka uygunluğunun mahkeme tarafından incelenebileceğine karar verdi.
Davaya konu olayda kamu işçisi olarak görev yapan teknisyen, çalıştığı işyerinden yaklaşık 400 kilometre uzaklıktaki başka bir işletmeye nakledildi. Bir süre sonra ise mevcut işyerine yaklaşık 600 kilometre mesafede bulunan farklı bir noktada görevlendirildi. Bu süreçte işçinin ücretinde de düşüş yaşandı.
Çalışma koşullarında meydana gelen değişiklikler üzerine işçi, İş Mahkemesi’ne başvurdu. Yapılan yargılama sonucunda eski görevine dönmeyi başardı. Ancak teknisyenin eski işyerinde yeniden çalışmaya başlamasının üzerinden yalnızca üç ay geçtikten sonra, İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının kararıyla başka bir kentteki işletmeye ataması yapıldı.
İşçi İkinci Kez Yargıya Başvurdu
Teknisyen, ikinci nakil kararının ardından yeniden yargı yoluna gitti. Atamanın hukuka aykırı olduğunu savunan işçi, eski görevine iade edilmesini ve çalışma şartlarında yapılan esaslı değişikliğin durdurulmasını istedi. İşçi ayrıca yargılama sürecinde ihtiyati tedbir uygulanması talebinde bulundu.
Davalı şirket ise nakil kararının idari nitelik taşıdığını ileri sürdü. Şirket avukatı, bu nedenle uyuşmazlığın İş Mahkemelerinin değil, idare mahkemelerinin görev alanına girdiğini savundu. Atamanın işletmesel bir karar olduğunu belirten şirket tarafı, işverenin yönetim hakkı kapsamında aldığı bu kararın yerindeliğinin mahkeme tarafından denetlenemeyeceğini öne sürdü.
İş Mahkemesi, işçinin kendi isteği ve rızası dışında başka bir termik santrale gönderildiğine dikkat çekti. Mahkeme, yapılan naklin çalışma koşullarında esaslı değişiklik anlamına geldiği değerlendirmesinde bulundu. Bu gerekçeyle davanın kabulüne karar verildi.
Bölge Adliye Mahkemesi Davayı Reddetti
Şirket, İş Mahkemesinin kararını istinafa taşıdı. Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), İş Kanunu’nda işverenin yönetim hakkı çerçevesinde gerçekleştirdiği işyeri veya iş değişikliğinin iptali amacıyla açılabilecek özel bir dava türü bulunmadığına işaret etti.
BAM, bu değerlendirme doğrultusunda ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdı ve davanın reddine hükmetti. Bunun üzerine işçi kararı temyiz etti. Dosya, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından incelendi.
Yargıtay Hukuka Aykırılığın Tespitine Dikkat Çekti
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlıkta nakil işleminin iptaliyle işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesi arasındaki ayrıma dikkat çekti. Daire, nakil kararının iptaline hükmedilemese dahi işçinin hukuki yararının bulunması halinde işlemin hukuka uygun olup olmadığının araştırılabileceğini belirtti.
Yüksek Mahkemeye göre mahkeme, yapacağı incelemenin sonucuna bağlı olarak nakil işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verebilir. Bu nedenle, işçinin talebi değerlendirilerek davanın kabul edilmesi ve atama işleminin hukuka aykırılığının belirlenmesi gerekirken davanın reddedilmesi doğru bulunmadı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bu gerekçeyle bozdu. Karar, işverenin yönetim hakkı kapsamında yapılan görev yeri değişikliklerinde önemli bir ayrımı ortaya koydu. Buna göre işçi, nakil işleminin doğrudan iptalini sağlayamasa bile hukuki yararının bulunması şartıyla atamanın hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi için mahkemeye başvurabilecek.

