Özel Haber / Güneş OCAĞA - Mehmet Rumet SOYLU
Türkiye’de son 10 yıllık dönemde asgari ücret ile otomobil fiyatları arasındaki değişim, vatandaşın alım gücüne ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Ücretler nominal olarak artmasına rağmen sıfır kilometre bir araca ulaşmak, özellikle asgari ücretle geçinenler açısından daha ağır bir ekonomik yük haline geldi.
2016 yılında bir otomobil satın almak, bugünkü koşullara kıyasla daha ulaşılabilir görünüyordu. Ancak 2026’ya gelindiğinde araç fiyatlarındaki yükseliş, ücret artışlarının otomobil sahibi olmayı kolaylaştırmasına yetmedi. Fiat Egea üzerinden yapılan karşılaştırma da bu değişimi somut biçimde gösteriyor.
2016’da Yaklaşık 42 Aylık Maaş Gerekiyordu
2016 yılında net asgari ücret 1.300,99 TL seviyesindeydi. Aynı dönemde Fiat Egea’nın başlangıç fiyatının yaklaşık 55 bin 120 TL olduğu belirtiliyordu. Bu iki tutar karşılaştırıldığında, bir asgari ücretlinin söz konusu otomobili alabilmek için yaklaşık 42 aylık maaşını biriktirmesi gerekiyordu.
Bu hesaplama, çalışanın kazandığı ücretin tamamını hiçbir harcama yapmadan otomobil için ayırdığı varsayımına dayanıyordu. Başka bir ifadeyle, 2016’daki fiyat ve ücret düzeyi üzerinden yaklaşık 3,5 yıllık gelir, aracın bedeline denk geliyordu.
2026’da Gereken Süre Yaklaşık 50 Aya Çıktı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre 2026 yılında net asgari ücret 28.075,50 TL olarak uygulanıyor. Buna karşılık 2026 yılı otomobil fiyat listelerinde Fiat Egea Sedan için yaklaşık 1,39 milyon TL seviyesinde kampanyalı fiyatlar yer aldı.
Bu rakamlar üzerinden yapılan hesaplama, aracın yaklaşık 50 aylık net asgari ücrete karşılık geldiğini gösteriyor. Böylece aynı otomobil için gereken maaş sayısı, kullanılan fiyat listesine ve tercih edilen donanım seçeneğine bağlı olarak yaklaşık 42 aydan 50 aya yükselmiş oldu.
Rakamlar arasındaki fark, asgari ücretteki artışın tek başına otomobil sahibi olmayı kolaylaştırmadığını ortaya koyuyor. Ücret yükselmiş olsa da araç fiyatındaki artış, satın alma süresinin kısalmasının önüne geçti.
Hesaplamalar Gerçek Yaşam Maliyetlerini İçermiyor
Otomobil fiyatı ile asgari ücreti karşılaştıran hesaplamalar, maaşın tamamının birikime ayrıldığı varsayımıyla yapılıyor. Ancak günlük yaşamda bu varsayımı uygulamak mümkün değil. Kira, elektrik, su, doğal gaz, ulaşım ve gıda gibi zorunlu giderler, asgari ücretlinin gelirinin önemli bölümünü tüketiyor.
Bu nedenle gerçek hayatta bir otomobil satın almak için gereken süre, yalnızca araç fiyatının maaşa bölünmesiyle ortaya çıkan süreden çok daha uzun olabiliyor. Bir çalışanın gelirinden her ay ne kadarını biriktirebileceği; barınma, beslenme, ulaşım ve diğer temel harcamaların toplamına göre değişiyor.
Araç alımında kredi kullanılması halinde de hesap yalnızca otomobilin liste fiyatıyla sınırlı kalmıyor. Faiz ve diğer finansman maliyetleri, toplam ödeme yükünü artırarak araç sahibi olma süresini ve maliyetini daha da yükseltebiliyor.
Otomobil, Temel İhtiyaçtan Uzun Vadeli Hedefe Dönüştü
2016 ile 2026 arasındaki karşılaştırma, asgari ücretin nominal olarak yükselmesine karşın otomobil sahibi olmanın kolaylaşmadığını gösteriyor. Araç fiyatlarının yanı sıra vergi yükü ve yaşam maliyetleri de değerlendirildiğinde, otomobil birçok asgari ücretli için temel bir ulaşım ihtiyacından çok uzun vadeli birikim hedefine dönüşmüş durumda.
Fiat Egea üzerinden yapılan hesaplama da bu değişimin yalnızca fiyat etiketindeki artıştan ibaret olmadığını ortaya koyuyor. 2016’da yaklaşık 42 aylık maaşa denk gelen araç bedeli, 2026’da yaklaşık 50 aylık net asgari ücrete ulaştı. Üstelik bu süreler, günlük zorunlu harcamalar hesaba katılmadan yapılan teorik karşılaştırmalara dayanıyor.







Yorumlar