Doğu Karadeniz, ani ve yoğun yağışların yanı sıra heyelan, taşkın ve sellerin yol açtığı can ve mal kayıplarıyla gündeme geliyor. Küresel iklim değişikliğinin yağış rejiminde oluşturduğu değişkenlik, bölgedeki riskleri artırırken, kıyı şeridindeki deprem hareketliliği ve zemin deformasyonları da yeni bir tehlike başlığı oluşturuyor.
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Artvin’in Arhavi ilçesindeki heyelan sahası başta olmak üzere Doğu Karadeniz’deki risklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bektaş, ölümle sonuçlanan heyelanların yalnızca yağışlara bağlanamayacağını, depremlerin ve aktif tektoniğin de yamaçların dengesini bozabildiğini ifade etti. Bölgedeki yamaçların güvenli hale getirilmesi için kapsamlı mühendislik çalışmalarının vakit kaybetmeden yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Heyelanlarda Yağış Kadar Depremler De Etkili
Doğu Karadeniz’in Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi olduğunu belirten Bektaş, yağışın heyelan oluşumundaki en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Ancak bölgedeki ölümcül heyelanların tümünü yalnızca yağışla açıklamanın mümkün olmadığını dile getiren Bektaş, 2019, 2022, 2024 ve 2026 yıllarında Arhavi-Hopa bölgesinde yaşanan ve ölümle sonuçlanan heyelanları hatırlattı.
Bektaş, “Bölgenin jeofizik ve jeolojik özellikleri dikkate alındığında; buradaki ölümcül heyelanların sebebini sadece yağışa bağlamak mümkün değildir. Çalışmalar şunu gösteriyor ki, heyelanları tetikleyen önemli faktör bölgenin yağışıdır. Elbette ki, Doğu Karadeniz Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesidir. Heyelanların oluşmasındaki en önemli faktör yağıştır ancak heyelanların oluşumunda yağışlar kadar depremler de son derece etkilidir” dedi.
Rize Depremi Ve Arhavi Heyelanı Arasındaki İlişkiye Dikkat Çekti
2024’te Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde meydana gelen 4.8 büyüklüğündeki depremi de değerlendiren Bektaş, Trabzon ile Sarp Sınırı arasındaki kıyı şeridinde mikrodeprem aktivitesinin yoğun olduğunu belirtti. Prof. Dr. Bektaş, 1900-2025 dönemine ilişkin AFAD ve Kandilli kayıtlarında 2 ve 3 büyüklüğündeki depremlerin yoğun biçimde görüldüğünü aktardı.
3 büyüklüğündeki bir depremin 480 kilogramlık dinamitin patlamasına eş değer olduğunu söyleyen Bektaş, 2024’teki Rize-Çamlıhemşin depreminin büyüklüğünün ise 240 kilogramlık dinamit karşılığına geldiğini ifade etti. Bu hareketlerin yamaçların stabilitesini ve şev duraylılığını bozabileceğini belirten Bektaş, deprem ile heyelan arasındaki ilişkinin hem yağışlı hem de yağışsız dönemlerde ortaya çıktığını kaydetti.
Bektaş, depremden 4-5 gün sonra Rize’de bir heyelan meydana geldiğini ve söz konusu heyelanın depremin şiddet alanı içinde kaldığını söyledi. Bu olayda hem deprem hem de yağışın etkili olduğunu belirten Bektaş, birkaç gün sonra Arhavi’de yaşanan büyük heyelanın ise yağışla ilişkilendirilemeyeceğini ifade etti. Bektaş, heyelandan önceki ve sonraki 15 günlük dönemde yağış görülmediğini, büyük kütlenin kara yolunu kapatarak 4 kişinin ölümüne neden olduğunu ve dağın denize doğru kaydığını dile getirdi.
Arhavi’de Yeni Kütle Kayabilir
Arhavi’deki tehlikenin 2024’te yaşanan heyelanla sona ermediğini belirten Bektaş, jeolojik ve jeofizik verilerin bölgenin denize doğru sürekli çöktüğünü gösterdiğini söyledi. Kayan devasa kütlenin arkasında yeni bir kütle daha bulunduğunu ifade eden Bektaş, bu kütlenin de hareket edebileceği uyarısında bulundu.
İTÜ ve KTÜ tarafından yapılan çalışmaların, güneybatıdaki bir kütlenin yılda 6 santimetrelik hareketle kuzeye doğru ilerlediğini gösterdiğini aktaran Bektaş, TIR ve kamyonların kullandığı transit yol üzerinde benzer olayların yeniden yaşanabileceğini belirtti.
Bektaş, “Bunlar basit kaya düşmeleri değil, bunlar dağ şeklindeki yamaçların kaymasıdır. Basit önlemler alınmamalıdır” dedi. Uydu fotoğrafları ve arazi ölçümleri yapılarak hareketin temel mekanizmasının anlaşılması gerektiğini vurgulayan Bektaş, ardından güzergâh için gerekli mühendislik önlemlerinin alınması çağrısında bulundu.
Bölgede sismik aktivitenin sürdüğünü ve kıyı kesiminin aktif tektoniğe sahip olduğunu ifade eden Bektaş, heyelanların ana nedeni olan yağışların yanı sıra aktif tektonik ile mikro depremlerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Bektaş, 2024’teki felaketin ardından bölgede yeni bir felaket yaşanma olasılığının bulunduğunu söyledi.

