Damla Sönmez, Berk Hakman ve Yasin Çam, Bloomberg HT’de yayınlanan “Aslı Şafak’la İşin Aslı” programına konuk oldu. “Her Şey Biraz Yalan” adlı tiyatro oyunuyla sahneye çıkan oyuncular, programda hem oyunlarına hem de özel yaşamlarına dair merak edilenleri paylaştı.
İnsan ilişkilerindeki manipülasyonu, kibirle yüzleşmeyi ve sektörün renkli gerçeklerini ele alan oyundan söz eden Damla Sönmez, hayatının bir döneminde kibirli yönüyle yüzleştiğini anlattı. Sönmez, 20’li yaşlarının sonunda bir arkadaşıyla dertleştiği sırada yaşadığı farkındalığı şu sözlerle dile getirdi:
“Ben galiba o kadar kibirliyim ki kibirli olduğumu bile itiraf edemiyorum kendime demiştim. Kibirli olduğumu itiraf edemeyecek kadar kibirli olduğumu fark ettiğim bir dönem vardı. Buna bir aydınlanma diyebiliriz.”
“Sürekli Öfkeli Bir Hayat İnsanı Tüketiyor”
Programda Sönmez’e, hayatını yargılamadan yaşayıp yaşayamadığı da soruldu. Sosyal medyada insanların her konuda kesin fikirler ortaya koyduğunu ve başkalarına karşı sert bir tutum sergilediğini belirten oyuncu, tamamen yargılamadan yaşamanın kolay olmadığını ifade etti.
Sönmez, bu konuda kendi içinde sakin kalmaya çalıştığını belirterek, “Sosyal medyada herkes her şeyi çok biliyor ve insanlara karşı çok sertler. Tabii ki tamamen yargılamadan yaşamak çok zor ama ben kendi içimde sakin kalmaya çalışıyorum. Çünkü sürekli öfkeli bir hayat sürmek insanı tüketiyor” dedi.
“Kendimi Günlük Hayatımda Doğru İfade Edemediğim İçin Buradayım”
Damla Sönmez, oyunculuğu seçmesinin nedenini de anlattı. İnsanların kendisini yakından tanımak istemesini anladığını ve bunu doğal karşıladığını söyleyen oyuncu, buna rağmen sosyal medyada sürekli paylaşım yapması ve günün her saatini görünür kılması yönündeki beklentiyi anlamadığını belirtti.
Sönmez, mesleğini seçerken içsel çözümlemeler yaptığını ve bazı duyguları dışa vurmakta zorlandığını ifade etti. Oyuncu, “İnsanların beni yakından tanımak istemesini anlıyorum, hakları da var. Ancak ben bu mesleği, içsel çözümlemelerimi yaparken bazı duyguları nasıl dışarı çıkaracağımı bilemediğim için seçtim. Kendimi günlük hayatımda doğru ifade edemediğim için buradayım” diye konuştu.
Günlük yaşamında kendisini bu şekilde ifade edemediği için başka karakterlerin ve hikâyelerin arkasına sığındığını söyleyen Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla siz benden kamerayla günün her saatini paylaşmamı bekleyemezsiniz. Zaten ben normal hayatımda bunu yapamadığım için başka karakterlerin ve hikâyelerin arkasına sığınarak duygularımı ifade ediyorum.”
Oyunculukta Seçim Özgürlüğü
Oyuncu, kariyerinde istediği projeleri seçme özgürlüğünü 2009 yılında “Bornova Bornova” filmiyle Altın Portakal ödülünü kazandıktan sonra elde ettiğini söyledi. Filmin popüler kültür işi olmayabileceğini ve kendisine hemen büyük bir tanınırlık getirmediğini belirten Sönmez, buna karşın sektörün oyunculuğunu fark etmeye başladığını anlattı.
Sönmez, “Seçme özgürlüğünü ‘Bornova Bornova’ ile 2009’da Altın Portakal alınca kazandım. Popüler kültür işi olmayabilir, insanlar tarafından hemen büyük bir tanınırlık kazanmadım ama sektör ‘Ha, böyle bir kız var ve burada iyi bir oyuncu var’ demeye başladı” ifadelerini kullandı.
Programın diğer konuğu Berk Hakman da tiyatro oyunundaki rolü hakkında konuştu. “Arıza” rolleri özellikle seçmediğini belirten Hakman, bu tür karakterleri canlandırmanın oyuncu açısından bir meydan okuma olduğunu söyledi. Kendisine yöneltilen “Hiç düşünmeden neye para harcarsın?” sorusuna ise “Seyahat etmek ve müzik aletlerine” yanıtını verdi.
Yasin Çam, geçmişte manipüle ettiği insanlar olduğunu fark ettiğini ve bu konuda değiştiğini dile getirdi. Çam, “Bu süreçte geçmişte gerçekten manipüle ettiğim insanlar olduğunu anladım. Şimdi çok daha iyiyim. Geliştim ve değiştim” dedi. Baba olmak istediğini de belirten Çam, “Ben tek çocuğum, nişanlım da bu konuda çok hevesli, o da beni cesaretlendiriyor” ifadelerini kullandı.

