EDİRNE’de Meriç Nehri kıyısında faaliyet gösteren kum-çakıl ocağı ve eleme şirketinin kapasite artışı talebine çevrecilerden itiraz geldi. Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği üyeleri ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, şirketin başvurusunun reddedilmesi talebiyle Edirne Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne giderek itiraz dilekçelerini teslim etti.
Dernek ve beraberindeki temsilciler, dilekçelerin verilmesinin ardından basın açıklaması yaptı. Şirketin, Meriç Nehri’ndeki yıllık 10 bin tonluk kum-çakıl çıkarma ve eleme kapasitesini 396 bin tona yükseltmek amacıyla 13 Ekim’de başvuruda bulunduğu belirtildi.
Önceki Başvuru İptal Edilmişti
Meriç Nehri kıyısında faaliyet yürüten şirketin 2022 yılında kum ve çakıl çıkarma ile eleme işlemlerinde kapasite artışı ve 4 beton santrali kurulmasına yönelik başvuruları, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve çevre gönüllülerinin itirazları sonucunda iptal edilmişti. Aradan geçen 4 yılın ardından şirketin benzer kapsamda yeni bir kapasite artışı talebinde bulunduğu ifade edildi.
Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren, başvurunun Meriç Nehri’nin geleceği açısından ciddi çevresel riskler taşıdığını söyledi. Eren, 2022 yılında aynı şirketin projelerinin Edirne’deki sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve çevrecilerin yürüttüğü hukuk mücadelesiyle iptal edildiğini hatırlattı.
“Şu anda, Meriç Nehri’miz aynı nedenlerle yine tehdit altında ve o günden bu yana şirket yine devasa bir kapasite artışı talebiyle yine nehrimizin kıyısında. Ve proje kabul görürse, ardından beton santrali projeleri de sırada bekliyor olabilir. Ayrıca nehir kıyısında beton santralleri kabul edilemez başka tahribatlara yol açabilir” diyen Eren, kapasite artışına izin verilmemesini istedi.
Taşkın Riski İçin Bağımsız İnceleme Talebi
Ayten Eren, şirketin kum adacıklarının kaldırılmasıyla taşkın riskinin azalacağı ve kıyı erozyonunun önleneceği yönündeki değerlendirmelerine de değindi. Ticari kum-çakıl madenciliği ile kamu yararı amacıyla yürütülen taşkın önleme çalışmalarının aynı faaliyet olarak görülemeyeceğini belirten Eren, nehir yatağından yoğun malzeme çıkarılmasının taban derinleşmesine neden olabileceğini ve bunun mevcut iki köprü ile Arşimet Hidroelektrik Santrali’nin güvenliği bakımından risk oluşturabileceğini kaydetti.
Proje tanıtım dosyasında belirtilen 32 metre talveg kotunun korunmasının tek başına nehrin uzun dönemli dengesini güvence altına almadığını ifade eden Eren, farklı debi ve taşkın senaryolarını kapsayan bağımsız hidrolik ve jeomorfolojik değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.
Çevresel Etkilerin Araştırılması İsteniyor
Yoğun malzeme çıkarma faaliyetinin nehir yatağı, sediment dengesi, kıyılar, yer altı suları ve canlı yaşamı üzerindeki etkilerinin bağımsız bilimsel çalışmalarla incelenmesi gerektiğini vurgulayan Eren, taşkın önleme gerekçesinin ticari kum-çakıl faaliyetinin çevresel sonuçlarını göz ardı etmeye gerekçe olamayacağını belirtti.
Eren, Trakya Üniversitesi’nin bilim insanları tarafından Meriç Nehri’nde yapılan çalışmaların, önceki şirket projesinin iptal edilmesinde dayanaklardan biri olduğunu söyledi. Ayrıca nakliye, kum ve çakıl çıkarma ile eleme faaliyetlerinin birlikte oluşturacağı toz, gürültü, trafik ve kirlilik yükünün de değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Proje Kabul Edilemez”
Meriç Nehri’nin su varlıkları, tarım alanları, kıyı ekosistemi ve biyolojik çeşitliliğiyle ortak yaşam kaynağı olduğunu söyleyen Ayten Eren, doğal sit statüsündeki alanın kısa vadeli ticari çıkarlara feda edilemeyeceğini ifade etti.
Anayasa’nın 56’ncı maddesi uyarınca çevreyi korumanın devletin ve vatandaşların ödevi olduğunu belirten Eren, yetkili kurumlara önceki yargı kararlarını ve bilimsel raporları dikkate alma çağrısı yaptı. Eren, şirketin önceki projesine ilişkin “ÇED Gerekli Değildir” kararının, derneğin de dahil olduğu dava sonucunda 2022 yılında iptal edildiğini hatırlattı.
Mahkemenin ortaya koyduğu bilimsel eksikliklerin ve Trakya Üniversitesi akademik raporunda belirtilen ekolojik risklerin ortadan kalkmadığını savunan Eren, “Böyle bir proje kabul edilemez” dedi. Yetkili kurumların kapasite artışı talebine ret kararı vermesini ve Meriç Nehri’nin yeniden “Nitelikli Korunan Doğal Sit Alanı” statüsüne alınmasını isteyen Eren, doğal varlıkların korunmasının devletin anayasal sorumluluğu olduğunu vurguladı.

